Başarılı Olabilmek

21.03.2014 14:01:22
A+ A-

"Sorun çözme yeteneğini kazanmamışsak" başarılı olabilmemiz mümkün mü?

Her zaman başarı beklemek hayal mi?

Başarı, bize öğretilen şablonlardan çok mu farklı elde edilir?

Başarıyı hep başkalarında mı bulursunuz?

Başarı bana da ait bir nitelik.  Acaba ben bunu göremedim mi?

Hayat zorlu bir sınav, ama başarmak zorundayız.

Başardık dediğimiz şeyleri gerçekten başarabildik mi?

Başarı gittiğin yerde midir, yürüdüğün yolda mıdır?

Sorun çözme yeteneği, zaten başarının kendisidir.

Teorik başarı, tatbikatta aynı sonucu vermeyebilir.

Bazı kimseler tevazudan olsa gerek, kendilerini başarılı gibi göremezler, başkalarında bu niteliği yakalarlar.

Hayatın iniş ve çıkışları arasında dengeli olmak, dimdik ayakta kalabilmek, bence başarının ta kendisidir.

Başarıyı abartmamak gerekiyor ki başarı olduğu anlaşılabilsin...

Evet, başarılı olma hususunda bu akla gelebilen soru ve sözleri size sorsalardı acaba ne söylemek nasıl yanıtlamak durumunda kalırdınız bilemiyorum, ama ben özetle şöyle derdim:

Şayet yürüdüğün yol, gideceğin yeri belirliyor ve bu yol senin geleceğini oluşturuyor ise, elbette başarı yürüdüğün yoldadır. Ancak, başarıyı sırf yer değiştirmek gereği olarak düşünüyorsan, bu düşünce tarzı hatalı olur.

Zira, mekân değiştirmekle insan, başarı elde edemez.

Ayrıca, bir şeyin devamlılığı onu monoton hale getirir. Başarı, fark edilemez. "Başarı" sözcüğü "beklenen atılımı yapabilme" olarak düşünülebilir.  

Tabii bu tanımlamayı "doğruluk" esasına dayandırarak esas almak mümkün.

Ülkemizde insanların yaşamı, cadı kazanında kaynatılırken başarıyı yakalamaları bir hayli güç.  
                                                                                                                                                                                              Ama bu işin püf noktaları da var, şöyle ki:

Astroloji ve bilimsel yönde yapılan çalışmalar, başarının anahtarı olarak kabul ediliyor. Buradaki neden, insanın karşısındakini daha iyi tanıma ihtiyacı ve ondan aldığı ipuçlarına göre davranma çabasıdır.  
Başarı için erkek ya da hanım fark etmez, önce kılık kıyafete özen göstermesi şarttır.

Uyumlu bir giyim tarzı, bakışları üzerinize çekmeye yeterli bir sebep olur.

Aksi tutumlar, insanı hayatın renklerinden soyutlar, siyah - beyaz arasında kalmaya mahkûm eder.

Ancak vahim olan başka bir durum da var, ona değinmek zorundayım!

Yeterli performansı ortaya koymadığı halde sırf "başarılı denebilmesi" için bazı kişilerin kendilerini bu açıklamaya layık görmesi, yapay havalara girerek toplumu yanıltma çabaları içinde bulunması hiç de hoş bir durum yaratmadığı gibi yapanı dışsallığa mahkûm ediyor.

Bir kısmının da başkalarının hakkını çiğnemeye hevesli olduğunu onlarca kez kanıtlamasına rağmen bunu başarı gibi göstermesi yenilir yutulur cinsten bir şey değil.

Böylesine aksiyonlara girişmek anlaşılmıyor doğrusu. Yani toplum etiğine uymayan bir durum var ortada. Herhalde bu tipler "başarı" sözcüğünden bir şey anlamamış olanlar.

Aslına bakarsanız, başarının belirlenme yöntemi bireylere ait değil, onu gözlemleyenlerce kabul edilmeli.

Başarı süreklilik taşıyan bir mekanizmanın ürünü olduğundan, toplumumuzda bu niteliğe sahip çok az kişi bulunuyor. Başarıyı bileğinin hakkıyla elde ettiğini düşünenler, yanılgı içindedir. Şayet kişi bir şeyler yapabilmişse önce bunu kendisine nasip eden yaratıcısına dayandırmalıdır.

Evrensel bilince/şuura sahip olanlar bu ve benzeri gibi benlik kokan hallerden uzak dururlar.

Mutlak Yaratıcı o aklı ve gücü insanoğluna vermemiş olsa, o performansı elde edebilmesi mümkün mü? Başarıyı sahiplenmek, bir anlamda "egoya davetiye" çıkarmak değil midir?

Bu kavrama bir başka perspektiften - hakikat yönüyle- bakacak olursak, başarı ya da başarısızlık, aynen kâr ve zarar, güzel-çirkin vs. bunlar hep bireysellik ifade eden, izafi anlamdaki sözcüklerle birlikte karşımıza çıkar.  

Örneklemek gerekirse şunu sorabilmemiz mümkün:  Allah çok başarılı diyebilir misiniz?

Fotonların enerji taşıdığını duymuşsunuzdur.

Güneşten aldıkları enerjiyle ortadan esrarengiz biçimde kayboluyorlarmış.

Bu meleki yapılar için "bilinçli varlıklar" diyebiliriz, ancak çok başarılı olduklarını söyleyemeyiz.

İşin bir de bu tarafını düşünmek gerekiyor!

Bu yazının son bölümünü en parlak haline getiren şey de bu anlayışın birimlerde oturmasıdır diyebilirim.

 

Ahmed F. Yüksel

 

https://twitter.com/sufafy


https://twitter.com/AhmedHulusi


http://www.ahmedhulusi.org/



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Allah başarı kavramından münezzehtir, diye düşünüyorum.. -

‘’Bir kısmının da başkalarının hakkını çiğnemeye hevesli olduğunu onlarca kez kanıtlamasına rağmen bunu başarı gibi göstermesi yenilir yutulur cinsten bir şey değil’’. İşte bu cümledeki kimselerden korkulur! Zaten kendisini başarılı gösteren, başarılı sayılır mı k? Başarıyı da, bi zahmet başkaları değerlendirmeli yani…Fakat eminim, başarıya en uzak bu tipleri bile beğenenler vardır. Her toplum kendisine yakışanları başarılı bulsa gerek… Neyse ben asıl bunun için yorum yazmak istemedim! Sonlardaki cümle ve ardından gelen bilgiler enteresan. Mesela ALLAH çok başarılı diyebilir misiniz, konusunu açıkçası aklıma getirmemiştim. Sanırım bu soruya verilecek cevap; Allah’ın başarı kavramından münezzeh olduğudur. Çünkü O dilediğini yapar ve yaptığından sual olunmaz! Sadece; her şeyin yerli yerinde olduğundan, ya da hikmetinden sual edilebilir… Biz de bu kavram olmadan yaşayabilir miyiz dersiniz!?.. Umarım, umarım.. simayy

1 0
Kıymet verdiklerim beni başarılı bulsun -

Bir toplumda başarılı olan başka toplumda başarısız olarak kabul edilebilir. Gene, bir ailede başarısız olarak kabul edilen, başka bir ailede başarılı olabilir. Ya da bir kişi için başarılı sayılan bir idol, bir lider vs., başka bir insan için başarısız, hatta, nefret edilen olabilir. Bunun en güzel örneğini günümüzde yaşıyoruz. Örneğin Başbakan’ımız, kimileri tarafından; cesur, yenilikçi, barışçıl bir liderken, kimileri; başarısız buluyor, hatta işi abartıp nefrete dönüştürenlere şahitiz.. Bu yüzden konuyu getirmek istediğim nokta şu: Neye göre başarı, kime göre başarı??? Bu yüzden benim için kıymetli önemli, saygın ve sevdiğim kişilerin beni, BAŞARILI bulması; başarıdır…tarkanT.

1 0
Benim için başarı -

Yazınızı okuyunca, uzun süredir başarı kavramıyla pek ilgilenmediğimi hatırladım. Belki artık yarım yüz yıldır yaşıyor olmamla ilgiliydi bu durum. Ama hayır, pek sanmıyorum.. Çünkü bakıyorum da benden yaşça büyük olan kişiler dahi, başarı adına, hatta rakiplerinin ayağını kaydırmak adına, her türlü numarayı yapıyorlar. Halbuki, genç bir çocukken, özellikle öğrencilik yıllarımda başarılı olmaya pek hevesliydim. Sınıfta not ortalamam üst sıralarda yer alırdı ve her türlü sosyal organizasyonlarda mutlaka kendimi alkışlatırdım… Daha sonra iş hayatımın ilk yıllarında bazı başarılı etiketler yazdırabildim kartvizitime… Her neyse, gelelim günümüze. Neden başarı kavramını unuttuğuma. Sanırım buna en iyi cevap; Tasavvufla daha yakından ilgilenmem. Özellikle Üstad Ahmed Hulusi’nin kara kaplı kitaplarıyla aradığımı bulmanın hissi. Öyle böyle değil, hem de tam 12’den…Öylesine sizi kendinizle uğraşmaya zorluyordu ki bu yeni bilgiler; adeta dış dünyayla uğraşmanız, yarışmanız ikinci, hatta üçüncü plana düşüyordu! İşte aslolan buydu, gerçek başarı kendi iç dünyanı; putlaştırdığın ve seni evrensel gerçeklerle- hakikatına yelken açacak her türlü kavramdan kurtarmaktı. Bu da herkesin arzuladığı başarı kavramından uzaklaştırmıştı beni doğal olarak…gürbüz//

1 0
En büyük başarı; Başarıyı sahiplenmemek... -

Girişteki cümleler bir hayli düşündürücü. Kendimce bazılarına cevap vermek isterim. Gerçekten de ÇÖZÜM BULMA yeteneği yoksa, başarı var mıdır? Çok enteresan, aslında böyle düşünmemiştim.. Oysa ki ne kadar bağlantılı iki olaymış. Bir an etrafımdaki başarılı insanları düşündüm. İlk aklıma gelenler, iş yerindekiler ve daha sonrasında ise siyasiler oldu (seçim psikolojisinden olsa gerek). İş yerindeki amir konumundakiler, müdür konumundakiler başarılı sayılır değil mi; ama, bu özelliğin hepsinde olduğunu söyleyemem. Hatta bazıları sorunları büyütmede daha ustalar!!! Siyasilere de siz karar verin artık…Takıldığım 2. Cümle: başarının bana da ait bir yetenek olduğunu görememek! Evet bu konuda biraz mütavazı sayılırım. Daha doğrusu bu konu biraz da sizi takdir edenlerin varlığıyla ilgilidir. Örneğin, kendince başarılı bir evlilik yürüten birisini, eğer, eşi takdir etmiyorsa, nasıl hissedilecektir. Ya da bir öğrenciyi öğretmenleri? Aslında görülen o ki; bu göreceli başarı felsefelerinden sonra, elimizde kocaman bir hiç kalıyor. En büyük başarı, sizin de değindiğiniz gibi; BAŞARIYI SAHİPLENMEMEK

0 1
Başarı; yürüdüğün yoldur -

Yazınızda en beğendiğim bölümü aktarıyorum: ‘’ Şayet yürüdüğün yol, gideceğin yeri belirliyor ve bu yol senin geleceğini oluşturuyor ise, elbette başarı yürüdüğün yoldadır. Ancak, başarıyı sırf yer değiştirmek gereği olarak düşünüyorsan, bu düşünce tarzı hatalı olur.’’ İşte başarı için güzel bir püf noktası! Özellikle mistik konulara ilgi duyanlar açısından. Ben de hep; yolda olmanın çok önemli olduğundan söz eder dururum. Hele de bize sonsuz geleceğimizle ilgili hedefimizi oluşturuyorsa… mehdi

1 1
Evrensel Başarı -

Başarılı olmak sizin de yazınızın son kısmında belirttiğiniz gibi gerçekten Yaratıcı’nın bir lütfu olsa gerek. Bazıları başarılı olabilmek için doğuyor sanki. Ve sizin yine çok net olarak yukarıda bizlere ifade ettiğiniz gibi “sürdürülebilir bir başarı” için insanın başarıyı kendine mal etmekten vazgeçmesi gerekiyor ki  BENliği çıksın aradan, kalsın geriye YARADAN. Zira EGO’ya mal edilen bir Başarı Hikayesi, bir ben var, bir de Allah olgusuna giriyor. Kaldı ki ŞİRK halinde evrensel bir başarıdan kim söz edebilir? Bizleri yönlendiren ve düşüncelere sevk eden değerli paylaşımınız için teşekkür ederiz.

3 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.