Bilgiyi anlamak

31.03.2014 12:43:34
A+ A-

Bilmediklerimizi neden bilmek istemiyoruz, acaba küçümsüyor muyuz?

Bilmediğimiz halde kafa sallayarak, biliyor gibi yapıp toplum içindeki saygınlığımızı mı yitirmek istemiyoruz?

Anlayamadığımız bir şey karşısında ne yapıyoruz?

Anlama isteğimiz ve tutkumuz ne düzeyde?

Bilgi karşısında pes edip "benden buraya kadar" dediğimiz oldu mu?

Bilgili olan ve bilgisizce yaşayan iki insan tanımış olsaydınız, hangisiyle iletişim kurmaya özen gösterirdiniz?

Anlamamak, yeterli kapasitenizin olmayışı (istidat ve kabiliyet) gücünüze gidiyor mu?

Üstü örtülenleri veya çarpıtılmaya çalışılanları bilginizle değerlendirip ortaya çıkarabilme konumunuz var mı?

Neden bilgi?

Yukarıda ortaya koymaya çalıştığım soruların veri tabanımızı oluşturan bilgiyi anlamada ön ayak olacağını düşünmekteyim.

Kanımca, saptanması gereken en önemli husus, önce bu niteliğin varlığına inanmak ve yapılacak işleri ona dayandırmaktır.

Takdir edersiniz ki bilgisiz, cahil bir insan hiçbir işe kalkışamadığı gibi, toplumda da saygın bir yer edinemez.

Olaylara, oluşumlara objektif bakanlar ise kuşkusuz üretimsizliğin kafa karmaşası yarattığını bilir ve hisseder.  

Bu hal iç dünyasında fırtınalar estirebilir, düşüncelerinde gelgitler oluşabilir.

İnsan, bilmediğini, anlamadığını mimikleriyle, tavrıyla ortaya koyar.

Kimileri ise çağdışı ve geri zekalı konumuna düştüğünün farkında bile olamaz. Sonrasında ise umursamaz bir tavır içine giriverir.

İşte bunun adı tam manasıyla cahilliktir.

Zırva tartışmaların içinden çıkılmaz hale gelmesi, frekans uyumsuzluğu/bilgisizlikle ilgili.

Aslında içinde bulunduğumuz karmaşadan çıkışın yolu yine de bilginin bilgiyi çözümlemesinden geçiyor.

İşte bu noktada, bilimin varlığının kesintisiz işleyişi açısından ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmakta.

Sık sık sözü edilen istikrardan amaçlanan da bu işte.

Bunalımları atlatmanın yolu, bilginin olması ve işlemesi, bir anlamda gelişimi ile mümkün.

Ta ki bu gerçeği kavrayana değin.

Toplumsal yaşamda birbirlerini anlamayan bireylerin yakınlaşmaları veya uzaklaşmaları, zarar vermeyecek halde olmaları yine onunla yani bu meziyet ile oluşur, değer kazanır veya kaybeder.

Örneğin malumat sahibi, gerektiğinde en çetrefilli sorunları, o konu hakkında bilgisi olmayan dostlarına, okurlarına, doğru, daha kolay ve anlaşılır bir şekilde yansıtmakla görevlidir. Kıyasıya eleştiren, bilgisine güvenmelidir.

İyimser bir beklenti içinde olanlar da yanılmamak, düş kırıklığına uğramamak için eklediklerini bir kez daha düşünmek zorundadır.

Bilgili insan, duygu çatışmalarına girmez. Duyarlılık ondan yanadır.

Kişinin güvenilirlik ve gerçeklik sorunu yokmuş gibi yaşaması ve bazı temel prensipleri dikkâte almaması, acizliğini gösterir.

Bu bağlamda benim söyleyeceğim iki şey var:

Birincisi bilgi, ikincisi samimiyettir.

Aslında, her iki olgu da birbirini tamamlar. Çünkü, bilgi ve samimiyet olmadan hiçbir şey temele oturmaz.

Şüphe yok ki, insanlar, hatta ülkeler arasındaki ayrımlar, güvencesiz yaşamlar değişik veriye dayanan işlevlerden kaynaklanmaktadır.

Birtakım verilerle bunu değerlendirebiliyoruz.

İşte bu aşamada kullanılan ölçütlerin en önemlisi 'ılımlı' olabilmektir.

Çünkü bilgi sahibi olan; üretebilir, karşılaştırmalar yapabilir.

Bu ise dengeyi ve dostluğu temin eder.

Öyle ise, sonuç olarak toplumsal kargaşanın yoğunlaştığı kent çeperlerinin, buna göre sorunları daha az olan kent merkezlerine yakınlaştırma çabalarının tümüyle sözünü ettiğimiz "bilgiyle" alakası olduğunu söyleyebiliriz.

 

Ahmed F. Yüksel

 

https://twitter.com/sufafy

 

https://twitter.com/AhmedHulusi

 

http://www.ahmedhulusi.org/

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

DOST'tan Dosta- Bilgi -

Ahmed Hulusi Üstad’ı severek okurum. O’nun en sıkkın olduğumda pat diyerek, açıp okuduğum enfes sözlerden oluşan bir kitabı vardır: DOST’an Dost’a…İzninizle oradan BİLGİ ile alıntı sözler yazmak isterim. En azından ben dahil, okuyanlar faydalanacaktır: *’’ Öğrendikleriniz, tatbik edildikleri sürece size yararlı olur. Aksi halde siz, "bilgi hammalı" olarak bu dünyadan geçer gidersiniz!..’’ *’’ Tasavvuf, nazarî bilgilerle değil; bilfiil "tatbikatla" yaşanır!.’’ *’’ Ölümün ardı hakkında bilgin ve tedbirin ne?. Şayet düşünenlerden isen?..’’ *’’ İman bilgisi değildir "yanma"yı söndüren; iman yaşantısıdır!.’’ *’’ Bilincin sınırları, kayıtları, blokajı ; kendisine yüklenen yanlış bilgilerle meydana gelir!.’’ *’’ "Kör"lükten kurtulmanın da yegâne yolu, önce, bilincimizi gereksiz ve yanlış bilgilerden arındırmaktır!’’ *’’ İlim öğrenmek demek, OKUmasını öğrenme çalışmaları demektir... Bilgiezberlemek değil!. ‘’ Bilgiyle –ilgiyle kalalım zeynep

0 0
sorulara cevaplarım -

Başlarda sorulan sorulara cevap vermek istiyorum: 1)Bendeniz, bilgiyi küçümsediğimden değil, sadece üşengeç olduğumdan bilmek istemiyorum. Bir de bilinçaltıma okulu ve yazılıları hatırlatıyor hala..Ama gerçekten ilgimi çekerse o konu hiiç üşenmem… 2)Aslında bazen bilmediğim halde kafa sallıyorum, çok az olsa da bu anım. Eğer karşımdaki, Zaten biliyormuşum gibi davrandığında oluyor bu hal. Bir de küçükken soru sormamız engellenmiş ve azarlanmışsak bu durum olabilir diye düşünüyorum. 3)Anlayamadığım bir şey karşısında ben bunu anneme sorarım genellikle:))) 4)Anlama isteğim ve tutkum son 2 yıldır gayet iyi. Ama ondan önce hemen hemen yarı yarıya azdı. 5)Bilgi karşısında pes edip, benden buraya kadar dediğim zamanlar olmuştur; kafam artık kaldıramadığında, dağıldığımda.. 6)Anlamamak bazen gücüme gidiyor, ama çok sık değil. Kafama takmıyorum yani bu durumu.. 7)En önemlisi buydu bence, örtülü anlatılanları, ya da çarptırılmaya çalışanları ortaya çıkarma konumum henüz yok diyebilirim. Çünkü henüz yaşımın genç ve tecrübelerimin az olmasıdır buna sebep.. Evet gece gece, bu makale sayesinde, kendimle BİLGİ konusunda söyleştim, içime ufak çapta ayna tuttum. Bu bana çok yaradı, size de tavsiye ederim. emR3

1 0
Bilgili insanın kölesi olurum -

En önemsediğim yaşam ilkelerimden birisidir: BİLGİ… Ve hep şunu söylerim yakın çevreme, ‘’BİLGİLİ BİR İNSANIN KÖLESİ OLURUM, BİLGİSİZ BİRİSİYLE DOST OLACAĞIMA!’’.. YAŞADIĞIM YILLAR BU TEZİME DAHA ÇOK SARILMAMA neden oldu. Gerçekten de zırva tartışmalar da hem bilgisizlikle ilgili, hem de bunun sonucu tutmayan frekanslarımızla..Makalenizi zelve okurken şu konu dikkatimi çekti: ‘’ Aslında içinde bulunduğumuz karmaşadan çıkışın yolu yine de bilginin bilgiyi çözümlemesinden geçiyor.’’ Evet, bilginin bilgiyi çözümlemesi bir hayli düşündürücü.. İstikrar ve bilim bu konunun anahtarları gibi. Anlaşılan çivi çiviyi nasıl sökerse, bilgi de bilgiyi çözebilir ancak. Gayet mantıklı ve önemsenecek bir gerçek bu.. saygılar ve sevgilerle bilgi dolu günler hepimizi bulsun…havva

2 0
Ey zihin ayağa kalk! -

Bilmediklerimizi neden bilmek istemiyoruz? Bence işimize gelmiyor çoğu zaman. Bunu açmak isterim, anlatmak istediğim şu değil; hani kişisel çıkarlar değil; bazı bilgiler vardır ya, iş dünyası- aile dünyası vs. dünyalarımızda bilmek işimize gelmez! Ya ortalık karışır, ya da bizi uğraştırır, ya da maddi çıkarlarımız zedelenir. Benimkisi zihnimizi etkileyen bilgileri bilmek istemememiz! O kadar tembel olmuş ki zihin, yıllardır atamadığı yüklerin hamalı olmuş adeta. Ve korkuyor, ya bu bilgiler benim kendimi kandırdığımı ispat ederse? Ya bu bilgiler benim alıştığım düşünce tarzımda devrimler yaparsa? Oysa böyle olmasın.. Ey Zihin! Ayağa kalk, önce bilgilen! Hatta %100 doğru bilgi sandığın bilgilere bile sıfırdan başla! Bak bakalım kendin olarak, etkilenmeden alışkanlıklı bilgilerinden; baktığında bilgilenmeye nelerle karşılaşacaksın!? Kim bilir belki DünyaN’ın doğru bilgi sandıkları, meğer, yanlış bilgidir ve yeniden ele almanın vakti gelmiştir… Geçmemelidir… ovacık//

1 0
Bilgi seni korur! -

Bu yoğun seçim öncesi, seçim gecesi ve sonrası atmosferde, yazıda geçen en bomba kelimelerden: ILIMAN OLMAK... Ne çok ne çok hasretim. Acaba benim etrafımdakiler mi böyle çıkıyor, bir mıknatıs gibi kendime mi çekiyorum diye düşünmekteyim. İnanın kaybedenlerin kazananlardan daha çok sesinin çıktığı, saldırganlaştığı ve kazanan tarafın da taciz atışlarıyla sertleşmek zorunda olduğu dışsallıklar içindeyim. Öyle ki kendime politik- siyasi SUSMA ORUCU verdim...Son yazılarınızda ele aldığınız kavramlar; eğitim, abartı, dinlemek ve akıl’dan sonra, BİLGİ gibi önemli bir kavramı ele almanıza sevindim. Hz. Ali’nin şu sözü geldi aklıma: ‘’Bilgi servetten üstündür. Çünkü serveti sen korursun, ama, BİLGİ SENİ KORUR! ‘’…Belirttiğiniz gibi, bilmeyen cahil insan, toplumda saygınlık oluşturamaz. Hatta bu ivme giderek yükseliyor. Bilgili ve bunu insanca paylaşan kişilerinde tadından doyum olmuyor.. Özellikle yazıdaki bilgili insanın duygu ve duyarlılık farkına değinmenizi önemsiyorum. Çünkü aralarında dağlar kadar fark vardır…isnayo//

1 0
MERKEZ -

Ilımlı olmak tabiri hernekadar kolay gibi gozuksede sanirim ancak ve ancak oz yapisindan aciga cikan bilgiyi ozumsemis ve ozunden yeni gelen bilgiyi zihinsel coplukden arindirmislikla dekode ederek yenisini uretenin harci... yani cop bilgiden bilincini arindirmis, duygu'sal'liktan gecmis, merkezde olanin.. Bir twitiniz vardi bugun dusunulesi...paylasmak isterim : @sufafy Allah sevdigi kullarina duygusal yolla hareket etmeyi men etmistir.

1 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.