Demokratik Komünist

19.03.2016 16:00:17
A+ A-

Marksizm'i derinliğine özetlemek benim haddime değil; önce burada anlaşalım. Ben sadece onun içinden algıladığım felsefi sezgimi paylaşabilirim. Asla akademik bir irdelemeyle Marksizm'i çözümleyici bilgi sunamam.
 
Marksizm her oluş ve yok oluşu her şeyden önce sadece maddenin bir değişim sürecine bağlamasından dolayı bence insan toplumu için eksik bir ideolojidir. Aslında canlı cansız farkı gözetmeden her şeyin madde ve maddi ortamlar arası ve içi enerji alışverişiyle nitelikte ve biçimde değişime uğraması bilimsel bir doğrulamadır. Marksist felsefe bu değişim sürecinin ideolojisini diyalektik tarihsel materyalizm olarak adlandırır. Yani, tarihsel süreçte (zaman boyutunda ilerleyişte) madde kendi doğası içinde ve dışındaki gene maddi olan etkenlerle diyalektik (eytişimsel) ilişkiye girerek yeni bir varoluş somutluğuna geçer.
 
Marksizm'in toplumsal görüsü de bunun üstüne temellidir. Salt bilimsel, yani dokunulabilir veya gözlemlenebilir bilgiyle ele alındığında insan toplumu yapısının da insanın tarihsel bir diyalektik ürünü olduğu varsayılabilir. Ancak, insan maddi gerçekliği (cismani varlığı) içinden aynı zamanda manevi bir fenomen (olgu, yaratım) olarak da belirir. Bilimsel yaklaşımla bu maneviyatı insan maddesinden ışıyan bir enerji dalgası varsayarak gene maddeye bağlasak bile onun bireysel ve toplumsal varoluştaki etkin yansımasını hepten maddi özelliklerle açıklayabilmiş değiliz. İnsanı ve insan toplumunu ideolojide maddiyata temellendirsek bile bunun hepten de öyle olduğunu deneyleyemiyoruz. Bu yüzden, Marksizm'in açıklamakta yetersiz kaldığı bir varlık özelliğini, yani manevi varlık bilgisini insan ve insan toplumuna ayrıca yüklemek zorunda kalıyoruz.
 
Marks, toplumsal gerçeklik bilgisini sınıflara ayrıştırarak incelemiştir. Zamanın ve tanımlanan ortamın gerçekliği doğrultusunda toplumsal yapıyı ekonomik işlevsellik üzerine sınıflara bölerek anlamaya çalışmıştır. Bu toplumsal çözümleme bilgisinin bir metodu sayılabilir. Ancak bu ayrışımın hep böyle sürmeye mahkûm bir toplumsal gerçeklik olduğunu sanmak daha baştan Marksizm'i bize yanlış algılatabilir. Marksist görüş, toplum sınıflarını ekonomik çıkar çatışmaları yüzünden ilelebet düşman saymaz; sadece, üretim ve üretimin artı değeri emekçiyle sermaye sahibi arasında adil paylaşılıncaya kadar aralarında huzursuz bir ilişki olacağını vurgular; yani, ekonomik çıkar uyuşmazlığı devam ettikçe çatışmacı bir yaşam rekabetini zorunlu görüyor. İşte buradan toplumsal varoluş huzurunu sadece maddi çıkarlar çatışmasını gidermekle tesis edebileceğimiz yanılgısına düşmeden ilerlemeliyiz. Emek ve sermayenin barışçıl işbirliğiyle yetki ve sorumluluklar ölçüsünde kazancın adil paylaşımı sağlanmış olsa bile, insan toplumunun bu sayede hepten huzurlu bir yapıya kavuşacağını iddia edemem. İnsanın maddi ihtiyaçlarıyla birlikte ruhani dünyasını da tatmin edebileceği yaşam ortamını sağlayıcı, dünyevi huzurun kalıcı nedenseli olacak bir uygarlık yolu açmak gerekiyor. Bir bakıma, materyalist tarihsel diyalektik varlık bilgisiyle ruhani tarihsel diyalektik varlık bilgisini harmanlayıp sentezlemeliyiz.
 
Marksist görüşle sözü edilen işçi sınıfı iktidarlığını sadece kafayla ayaklara yer değiştirtmek olarak görmek de çok sığ bir bakış kalır. Ayrıca başların sermaye sınıfından çıkacağı bilgisinin kendiliğinden doğru olduğu yanılsamasına götürebilir. Her şeyden önce Marksist felsefeden çıkan komünizm her ne kadar işçi sınıfının iktidarına dayandırılsa da, özünde sınıfsızlık hedefi saklıdır. Yani, sınıfların çatışmacı rekabet unsurları ortadan kaldırılmış bir toplumsal yapıya niyetlidir.
 
Marksist ideolojiye dayandırılan komünist toplum yapılarının fiyasko ile sonuçlanmış olduğu bahanesiyle Marksizm'i çöpe atamayız. Çünkü Marksist ideoloji komünizmden ibaret değildir. Onu salt bir kurtarıcı ideoloji olarak benimsemesek de değerli bir felsefe kaynağı yapmalıyız. Eğer Marksist felsefeyi sadece bir toplumsal sınıfı iktidar etme gayesinden ileri götüremiyorsak, onu terk etmekte insanlık adına fayda vardır.  Ancak ben hâlâ Marksist felsefenin sonul hayalinin bir sınıf iktidarı değil, iktidarın sınıfsızlığı olduğu kanısındayım. Huzurlu bir dünya toplum modeli için gerekli bilgilerin tümünü olmasa da çoğunu Marksist ideoloji içinden çıkarabileceğimize inanıyorum. Hayalimizdeki toplum modeliyle uyumlu bilgiyi Marksist ideolojide bulamasak bile, en azından onun felsefi ışığıyla bakarak var olan insan uygarlığının kusurlu işletim ve işleyiş bilgilerini görebiliriz.
 
Benim hayalimdeki komünizm, mutlu çağdaşlığın gereği sayılan varsıllığın temel ihtiyaçlarından fazlasını insanın bencil keyfine göre değil de, insanlığın ve doğanın geleceğini mutlu edecek biçimde kullanmasını sağlayıcı en ileri demokrasidir. Yani demokratik olmayan bir komünizm hiçbir işe yaramaz. Ancak, emeğin yönetimde yetki ve sorumluluk alarak sermayenin ortağı olmasına ve ekonomide küresel fiyat rekabetinin bilimsel kaliteyle birlikte sağlanmasına kadar hiçbir demokrasinin hayalimdeki komünizm düzeyine ilerleyebileceğini de sanmıyorum. Bu arada bireysel alanda 'demokratik komünist' bilincimle var olabilmem tabi ki bir demokrasi nimeti olacaktır.
 
Demokrasi, devlet yönetimini insana hizmetle görevlendiren, örgütlü ve örgütsüz bireylerin farklı ve benzer düşünce ve arzularını özgürleştiren en güvendiğim toplumsal varoluş düzenidir. Bu yolda herkes kendi topuğuna basarak yürüyebiliyorsa demokrasi işliyordur. Yürürken topuğunuza basılmıyorsa veya basılınca özür dileniyorsa korkmayın; fakat endişe edebilirsiniz. Endişe uyarıcı kıvamıyla aklı doğruya sevk eder; korkmaksa aklı telaşın körlüğünde yanlışa iteler. Herkes oyunu kendine versin; kimse oyunun ziyan olacağı korkusuyla aklının ve gönlünün yattığı siyasi seçimini ertelemesin. İktidar olmaya değil, kendi yaşam tarzınıza oy verin. Demokrasinin gerçek yüzü seçiminizi önemseyen özgüven kimliğinizle biçimlenir. Ve tabi ki demokratik sorumluluk gereği herkes kendi seçiminin acısını da çekmeye hazırdır. 
 
Bu yolda bireysel ve toplumsal bilinçlenme gayreti insanlığın hayrına sonuç verecektir. Ana hedef, doğayı ve insanı sömürmeyen insan uygarlığını tesis etmeye yönelik emek ve sermaye ilişkisinde adil işbirliğini sağlamaktır.
 
M. Soyek
 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.