Dışlanmış çocuk

24.04.2014 08:47:12
A+ A-

Öyle bir yerde büyüdüm ki ben, üç tarafı deniz... Öyle bir yer ki bir tarafı yağmur, bir tarafı kar, bir tarafı güneş... Doğa bu derece cömertken büyüdüğüm topraklara, ailemin aynı olması, birbirine benzemesi mümkün mü? Kimimiz sarışın, kimimiz kumral, kimimiz esmer... mavi gözlü, ela gözlü, yeşil gözlü, kara gözlü çocuklarıyız ailemin...

Biz çok güzel bir aileyiz... Dedem, Annem, Babam ve dört kardeşimle birlikte... Her konuda anlaşamasak da, bazen gerilse de sinirler evin içinde, masaya hep beraber otururuz yine... Farklılıklar renk katar ailemize biliriz... ve biliyoruz ki biz bir bütünüz, kopamayız birbirimizden...

En azından ben öyle algılıyorum ailemi, bütün yaşananlara rağmen...

Bütün yaşananlar derken biraz ailemden bahsetmek istiyorum sizlere... Benim başlarda çok farklı algıladığım fakat yaşadıkça tanıdığım ailemden...

Dedem...

Ilımlı ve sakin Dedem... Son sözü hep o söyler. Daha doğrusu söylemesi istenilen sözü, verilmesi istenilene kararı. Özgür iradesi zayıf bir adam yani... Anlayacağınız son söz ona ait değil aslında.Babamın etkisi altında fazlasıyla.Belli etmemeye çalışsa da Babam ile aynı fikirde olduğunu, ben biliyorum. Hep aynı fikirdeydiler...

Babam...

Dünyayı hep kendi gözünden gören, tek bir doğruya inanan Babam..Sanır ki başka hayatlar yok.Varsa da kesin ve tartışmasız yanlıştır. Bildiğinin, sade ve sadece kendinin doğru olduğuna inanan zor bir Baba yani... Çocuklarını hep kendi istediği gibi yetiştirmeye çalıştı. Kendisi nasılsa bizleri de aynı yapmaya çalıştı. İçimi burkuyor onun bu durumu. İçten içe üzülüyorum aslında...

Annem...

Sürekli orta yolu bulmaya çalışan, iyimser bir kadın...Yanlışlara karşı her zaman dik durur, elinden geldiğince çevresine doğruyu anlatmaya çalışan bir Anne...Kimi zaman başarılı, kimi zaman başarısız... Aslında hepimize çok yakın olan, çok tanıdık, bildik Anne işte...

Ve Kardeşlerim...

Birbirimizden çok farklıyız. Düşüncelerimiz, hayata bakışımız, sevdiklerimiz, inandıklarımızla birbirimize çok uzak olsa da bir o kadar da yakınız. Aynı aileden geldik sonuçta. Dört kardeşin ikisi Babamın göz nurudur ve sözünden hiç çıkmazlar. Diğer kardeşim ise kendini haksızlığa uğramış hissediyor ve özgürlüğünü ailemiz dışında arar hale gelmiş. Koptu kopacak bizlerden... Taşınma telaşı içinde...

Gelelim bana...

Ben ailenin istenmeyen çocuğuyum şu an... Babama, onun sözünden çıkmayan ve sürekli duygularını sömürdüğüne inandığım kardeşlerim için, ayrılmasına göz yumduğu kardeşim için karşı geldim. Sakın eylem olarak anlaşılmasın bu karşı gelme... Tamamen fikir olarak karşı geldim. Düşüncelerimi söyledim. Neyin aslında geçerli olup, neyin olamayacağından bahsetmeye çalıştım dilim döndüğünce. Günümüz Dünyasında neyin kabul görüp, neyin göremeyeceğinden anlattım yani. Fakat karşılığında Babam'ın nefretini kazandım. Öyle bir nefret ki evlatlarını ayırma noktasında. Hatta hakkını korumaya çalıştığım kardeşlerimin benden nefret etmesini sağlayacak boyutta...

Gerçi bu durum yıldırmadı beni. Ben yine konuştum. Fakat her düşüncemi söylediğimde susturuldum... Konuştum, suçlandım... Konuştum, darp edildim... Konuştum... Konuştum... ve dışlandım... Diğer oldum...

Bütün bunlar yaşanırken Dedem sessiz kaldı bu olanlara. Umursuyormuş gibi yaptı ama hiç umursamadı. Annem elinden geleni yaptı fakat nasıl olduysa herkes babamı haklı buldu. Kardeşlerime gelince. Babamın sevdiği iki kardeşim benden daha da uzaklaştı ama çok mutlular, keyifleri fazlasıyla yerinde...Ne de olsa onlar için her şey istedikleri gibi... Diğer kardeşime gelince... Taşınma telaşı içinde hatta taşınınca bana ait olanları da alacağından söz etmeye başladı. Ben ise umutsuz ve şaşkın bir halde nasıl bu hale geldik diyorum.

Serhat Bitikçioğlu

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.