Eğitimci Olabilmek

29.03.2014 13:23:36
A+ A-

Toplum yaşamında 'iyi bir eğitimci' olabilmenin çok kolay bir şey olmadığını düşünenlerdenim. İnsan eğitici ve öğretici olmasının yanı sıra, ilginç örneklerle, topluma bir şeyler verebilmeli. Çünkü toplum bunu bir şekilde de olsa görmek istiyor. Haliyle iyi bir eğitimci kimliğinin altını mutlaka cizmesi gerekir. Gerek görüşleriyle, gerekse özel hayatıyla. Bu denilenler göz ardı edilemez.

Geçtiğimiz yıllarda dostlarla sohbet ederken hep bu noktanın üzerinde titizlikle durmuş ve detaylarına inmeye gayret etmiştim. İlk prensibim, kendinize ve inanandığınız kişilere saygılı olma hususuydu. Sadece öğrenmek değil, yaşamak da çok önemlidir, bu nedenle 'bilgiyi aktarırken, yanlışlığa meydan vermeden, kendinizi gülünç durumlara sokmadan, hayali şeylere dalmayıp doğru bir şekilde ve baskı olmaksızın, dileyen herkesin talebini karşılamak zorundasınız' dediğimi iyi hatırlarım. Dostlarımın yaklaşımlar çok sevindiriciydi; çoğu bu görüşlerimi kabul etti. Bunun için yapılması gereken tek şey, kendinizi başkalarının yerine koyabilmek ve size nasıl davranılmasını istiyorsanız karşınızdakine de öyle davranabilmektir. İdrak, alış kapasitesi, kişinin devamlılığı, konuyu detaylandırabilmesi, üretebilmesi en önemli faktör bence budur. Unutmadan söyleyeyim. Eğitimci vasfını taşımayan kimselerin başarılı olabilmesi mümkün değildir. İçten olmak, karşısındakini dinlemek, onun isteklerini ve ihtiyaçlarını anlayabilmek önemli bir meseledir.

İyi bir öğretici, 'toplumsal yaşamda her açıdan dikkatleri üzerine çeken' ve kendisinden daha iyi olana kulak verip saygı duyan kimsedir. Benmerkezci bir düşünce,bu alanda muvaffak olamaz. Öğrendiği şeyleri sadece kendisine saklayan, paylaşmayı bilmeyen kimse saygı göstermeyen hiç kimseye bir şey veremez. Eğitimcinin kendisine yapılmasını istemediği şeyleri yanındakilere de yapmaması gerekir. Makul olan bir yol izlemesi, bilgi talep edenlerin, motivasyonunu daha da arttırır. Yapılan araştırmalara bakılacak olursa, bireyin eğitim aşamasından kopmasındaki en önemli faktör maddi imkânların azlığı gibi görünüyor. Bir diğer nedeni, kişilerde istikrarın olmayışı, özellikle eğitimci ile uyuşmazlığı veya onun yanlış davranışlarıdır.

Diğer yandan, eğitim isteyen bazı kişiler de, bir şekilde öğreticisinden kurtulabilmek için yeni arayışlara girmekte, uç noktaları yakalamayı amaçlarken eskisinden daha kötü durumlara düşebilmektedir. Oysa bu ilmin oturması ve yaşanması (biyolojik değişim) için zamana ihtiyaç var. Ama önceleri duyduğu güçlü istek, bir şekilde kaybolmaya yüz tutmuştur. Bunun farkında değildir. Burada eğitimciye düşen görev; onun davranışlarını gözlemlemesi, 'Ben artık oldum!' düşünceleriyle sanal 'mutluluk havalarına' giren talebesine izin vermemesi ve ayaklarının yerden kesilmemesini temin etmesidir. Ne var ki kişi patolojik olarak 'güdü'lerinin etkisiyle bu noktaya gelebilir. Ve mutlaka ayrılma gibi bir talebi olabilir. Buna kimsenin ne engellemeye ne de engellettirmeye hakkı vardır. Sevgili okurlar! Eğitime yeni başladığınız yılları bir düşünün. Almış olduğunuz bilgi ile gelişmelerinizi bir gözlemleyin. Bu süreçteki eğitiminizi, öğreticinin size olan yaklaşımını irdeleyin. Şayet aşırı halleriniz ve kıkırdamalarınız yoksa ne kadar yol almış olduğunuzu, 'bazı konuların size ne kadar basit' geldiğinden fark edin derim.

Ahmed F. Yüksel

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/ 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Hakiki Eğitim -

Yazıda bahsedilen eğitimin alalade bir eğitim olmadığı, böyle bir eğitimin yaşam içinde uzun bir süreç olduğu anlaşılıyor. Eğitimcinin egosunu yenmiş olması, yenilenerek uzun sürecin içinde sürekli eğitim göreni canlı tutabilmesi öte taraftan eğitim altındakinin eğitimciden kopmaması, ben oldum havalarına girmemesi, içgüdülerinin farkında, kendini eğitimciye teslim etmesi... Tüm bu bahsedilen şartlar, karşılaşmaya alıştığımız öğretmen/öğrenci ilişkisinin dışında kalıyor. Belki de bu nedenle uzun soluklu sonuca giden ve karşılıklı heyecan veren bir yaşam macerası haline geliyor. Selam olsun hakikat eğitmenlerine ve eğitim görenlerine...

0 0
İki unsur olsa bana artar bile... -

İyi bir eğitimcideki ilk şartı; kendilerine ve inandıkları gruba saygılı olmaları diye betimlemişsiniz. Bu bence de en önemli faktör. Ama ne yazık ki, en eksik olan da bu. Keşke bu sözünüzü- prensibinizi bir çok eğitimci benimsese. En basitinden, okuldaki öğretmenleri düşünün. Bir elin parmakları kadar olanın dışında, kaçı öğrencilere saygı duyuyor, ego yarışına girmiyor ve onlara inanıyor ki! İşte bu eksikliktir zaten nesle yetmeyen. Kuru laf kalabalığı ile değil, aynen belirttiğiniz gibi yaşamlarına geçirerek yapmalılar. Gene en önemli diğer vasıf; kendisinden iyi olana kulak verip, saygı duymak cümlesinin de tamamen altı çizilmeli. Gerçekten de en büyük eksiklerden birisi de bu. Üstelik bunu yapmayan kendisini çok kolay ele verir. Çünkü bu toplum dinamiğinde, ve her bilgiye kolay ulaşılan yüzyılımızda hemen gözlemlenecektir. Sırf bu iki prensibi bile yapsa eğitimci- öğreticiler, yeter de artar bile.. Üstelik dört dörtlük değil, daha az oranda başarmaları bile artardı bana…-zeynep-

0 0
Eğitimci olmak kolay değil -

Bir numaralı sloganımız nedir: ‘’Eğitim Şart!’’.. İyi de bu eğitimi kim veriyor? Elbette eğitimci.. Bu yüzden ne iyi ettiniz Sayın Yüksel bu konuyla ilgili yazarak..Eğitimci olmak kolay değil; haklısınız ve eğitimci bu kimliğinin altını doldurabilmeli. Örnek davranışlar ve farklı güzellikler yapabilmeli. Aslında sizin yazınızdaki doneleri hem genel eğitimci kimliği nasıl olur diye okuyorum. Hem de dini anlamda- sufilik anlamındaki eğitimciler nasıl olmalı diye okuyorum. Çünkü biliyorum ki, sizin yazı dalınız özellikle tasavvuf ve İslam..Özellikle yazının son bölümünde bu husus irdelenmiş. Oldukça faydalandım, herkese tavsiye ederim. Yani öğrenci, öyle hemen oldum- bittim havalarına girmemeli ki, bu büyük bir zaaftır! havva

1 0
Ilmek Ilmek Dokuyana Selam Olsun -

Hayatta bir kisinin karsisina cikabilecek en buyuk hediye, nimet, lutuf enlerin en guzeli Egiticinin karsina cikmasidir. Son nefese kadar Sukur edilesidir. SUKUR..Sukur azdir, Sukrunden acizizdir... ama O beklentisizdir.. Sadece verir...O Okur...Ilmek ilmek dokur.. Tesekkur ederiz...

1 0
Farketmeden eğiten eğitimcilere teşekkürler -

Sayın Yüksel, size ne kadar teşekkür etsem azdır. Sürekli, her yazınızda karşılıksız vermenin erdemlerinden, gerekliliğinden söz eder durursunuz. Kişinin kendisinden önce, karşısındakini düşünmesi gerekliliği, samimiyet, akıl, sorgulamak, PFC’yi kullanmak, hayvani neftsen kurtulmak, ‘insansı’lıktan insana geçiş, bilim, Resulallah sevgisi ve Velilere olan saygınız- hayranlığınız… Bir düşününce düşünü dünyamda ne çook emeğiniz varmış. Hele de gene bu köşede en kıymetli eğitimcilerden olduğunu düşündüğüm Üstad Ahmed Hulusi’nin röportaj ve yazılarıyla karşılaşmak benim için inanılmaz öğrenme yolculuğu oldu! Siz ve sizin gibi gönüllü- fark etmeden eğiten eğitimcilere(kendilerine bu vasfı bile vermeyen alçakgönüllülükte); sonsuz teşekkür eder, yazılarınızın devamını dilerim. Işınay.Öz

2 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.