scorecardresearch.com Kürtçe Yatak odasında*** - melek karakuş - Radikal Blog

Kürtçe Yatak odasında***

20.10.2012 23:27:13
A+ A-

 

    Ailenin etnik karmaşası Türkiye'nin gündeminden karışık bir haldeydi. Herkes vardı. Ailenin içinde herkes, her şey vardı. Belki de demokrasiyi biz ailede görmüştük. Kökenleriyle birlikte içerisinde Kürt, Arap, Acem, Alevi hatta kökenin belki taa ucunda Ermeni olabilecek bir aileden söz ediyorum. Hee İzmir'den mübadeleyle getirilmiş Türkmenler de var bahsettiğim bu ailede. Zengin bir aile.. Çeşitliliği bol olan..

    90'larda ben çocuktum. Kare kare izlenimlerim kare kare görüntüler var zihnimde sizlerle paylaşmak istediğim. Doğulu bir kadının elinde büyüdüm ben. Anneannem, hükümet gibi kadın dedikleri Doğulu kadınlardan. Sert, güvensiz, temkinli, akıllı, gururlu.. Coğrafyasından mıdır bilinmez İstanbul'a gelen Doğulularda sıkça görülen özelliklerden biri bunlar belki de en belirgin özellikleri mağrurlukları. Yaşadıkları, gördükleri gerçeklere karşı bir savunma mekanizması tutturmuşlar belki de gündelik kamusal alanlarında Kürtçe konuşmamaya özen göstermişler. O kadar temkinli eritmişler ki dillerini çocuklarının hiçbirinin ismini Kürtçe koymamışlar. Bunu onlara sormadım. Benim tahminim. 70'lerin en modern en İstanbul Türkçesi isimleri benim ailemde. 2000'lerin sonlarına doğru Kürtçe isimler revaçta oldu. Kürtçe isim adeta bir Brezilya dizisi başrol karakterleri isimleri gibi iki isimden birinin yanına konuluverdi. Baran, Berfin, Havin, Rojin, Boran, Arda.. Arda'nın Türkçede de karşılığı olsa da ateş demektir Kürtçede. Bu isimler yeni neslin oldu. Peki, ya 1.kuşaklar onların hakkıyken hiç kullanamamış olamamaları ana dillerinden isim bile.. Devlet memurlarıyla tartışmaları gerekirdi Kürtçe bir isim koyabilmek için çocuğuna. Hâlbuki bir tanecik  isim.. Kendi dillerinin tınısını, enerjisini yansıtan çocuklarına severek seslenecekleri bir isim.. Olmamış. Yapamamışlar. Onun yerine Türkçeleştirmişler hayatlarını..

    Popüler kültürden, tarihten bağımsız bilgiler öğrendim ben. Ermeni soykırımı hikâyesini başka başka ağızlardan dinledim ben. Başka başka Kürt masalları dinledim hatta ben.. Ama hep yatak odasında..

    Beyaz Kürt dedikleri kavram mıydı benim ailem güvercin dedikleri mi yoksa tamamen asimile olmuş bir aile miydi bilmiyorum, bilmiyoruz.. Sadece içinde bulunduğumuz çeşitliliği seviyorduk. Zazalara kız vermiş Kürt aile. Alevilere kız vermiş Sünni aile. Lazlardan, Gürcülerden kız almış Kürt aile.. Bağdatlıyız der dedem ve anlatır; Peygamber efendimiz gibi yaşamalıyız hoşgörülü, dayatmasız. Yediğin kaba tükürülmez kızım der başka bir ses.. Toprak sevilir.. Vatan sevilir..  Hepimizin bu topraklar.. Siyasetini yapmadan yaşanılan bir etnik kimlik.. Öyle gerektiği için. Barış için huzur için.. Ama bilirsin bazı şeyler yatak odasındadır..

    Annem Kürtçe bilmez. Bizde bilmeyiz. Kuzenlerim de bilmez.. 2. Kuşak bilmez. Bilmeyiz.. Bir dayatmayla değil.. Sadece erimişiz.. Beyazlaşmışız diyeceğim ama zaten beyazız asıl Kürtler de kızıl, sarışın, renkli gözlüdür.. Bizim ailedekiler gibi.. Annem ana dilini bilmez dedim ya ama hep içinde dağları, baharları, özgürlükleri, güneşleri, umutları olan şarkılar dinlerdi. 90'ların o yasaklı döneminde dağları bahar kokan şarkıların da varlığını bilmemizi öğütlerdi. Sadece yatak odasında.. Sivil polisi, okulda siyaset konuşulmayacağını, Türk Lirasının yırtılmayacağını, sarı-kırmızı-yeşil ile resim yaparken o renkleri çok kullanmamam gerektiğini küçük yaşta öğrendim ben.. Sivil polisin simitçi gibi bilumum şekle girebileceğini ilk okulda gözlemleterek öğrettiler bana.. Biz siyasi olmayacağız ama her şeyi bileceğiz, aktaracağızcılardandık.. Bunların hepsi yatak odasındaydı.. Mahremimizde..

   Yaşar Kemal'in, Mehmed Uzun'un, Yılmaz Güney'in, Ahmet Kaya'nın yeri farklı olan evlerdendik.. Okuduklarımız, gördüklerimiz küçük yaşta başkaydı.. 2012'li yıllara geldiğimizde ise hiçbir şey değişmemiş olması. Hiçbir şeyi kaçırmamışcasına olaylara hâkim olmam küçüklüğümde gözlemlediklerimdi. Bugünün gündemini anlamak çeşitlilik dolu bir aileyle yaşamaktan geçiyormuş.. Belki bugün bizimkiler hala Serdar Ortaç dinlemez. Güldüğümüz olaylar var. O günlerden bugünlere.. Ama hep yatak odamızda..

    Ve bazen fısıldaşmalar olurdu. Bilinmeyen dili işitirdik. Büyüklerin kullandığı bir dil duyardık. Anlaşılmaz, gizemli.. Kuytularda.. Dedikodularda, sırlarda, mahremlerde kullanılan bir dil.. Kışkırtıcı.. Sanki o kadar kışkırtıcıydı ki birden devlet baba merak edecek dinlemeye gelecek gibi..Ve Kürtçe yatak odasındaydı..



YORUMLAR

Belki "birileri" UTANIR ! -

Şimdi, ben beni size hangi kelimelerle anlatayım ki!Siz topraklarının sürekli "KIZILA" boyandığı ve o yapılanlardan dolayı insanın yüzünün " KIZARDIĞI " bir diyar, bir yer. Dersim diye bir coğrafya duydunuz mu? Hani o yazılı "masallarda" olmayan, öykülerine yer verilmeyen bir diyar... Delisinin Heykelini diken bir diyar, bir HALK! Ha işte ben orada doğmuşum,1955 yılında... Sonrasında HARPUT eteklerinde kurulu o şehirde;İlk-Orta-Liseye gidip ANA Dilini unutmuş, Türkçeyi öğrenmiş, Edebiyat ve Tarih’te ikmale kalmış biri... Ve şimdi de belki birileri "utanır" diye,Tarih ve Edebiyatla uğraşıp okuyucular karşısına çıkmışım. Ya sonra? Evet ya sonra; Halkını ve ülkesini seven diğer insanlar gibi,yani o bilinen KIRIM ve KIYIM, 1980 sonrası malum hikâyelerle idam giyip müebbet yürümüş,Ölümün rengini ve şiirleri`ni tanımışım. Anlayacağınız,o " tufan " ve Kırımlardan kurtulma şansını yakalayıp, gönülsüzde olsa yurtdışına kaçmışım... ADIM Hans olmuş , Eva olmuş ne fark eder ki? Sonuçta, ben de sizin gibi biriyim.. BAKIN size ne anlatacagim;YIL 1995 Almanya,bir oglum oldu,her anne baba gibi sevinir insan.Ve ona bir isim arar ve bende Kürtce sözlükler yalan söylemiyorsa bir isim buldum ogluma.ADINI kaynak anlamina gelen Kewin koydum.Alman standamt(Nüfus ve evlenme Müd.)bu ismi kabul etmedi.Efendim isim ya Türkce,yada ingilizce tatli,sirin anlamina gelen Kevin koyacaksiniz diye diretti.Bende HAYIR Kewin olacak diye direttim.Ve sordum müdüre,yoksa burasi Alman degil de,Türk Nüfus Müdürlügümü diye? Oglum bir hafta isimsiz kaldi,sonucta beni cagirip kabul ettiler.yorumu artik sizler yapin... yasar Ekin sevgi ve selamlar..

0 2
beni anlatabilmek beni... -

kendi ailemi, ailemden gördüğümü anlatmışsınız, ama bir yerde bu birikim patladı ve bu basınç hızla taraf olmaya itekliyor insanları en azından nötr durumda kalmak zorunda hissetmeye. Kars'ta, 90 lı yılların başında kızımın ismini "Dilan" olarak kaydettirmek istedim, tanıdık olan nüfus müdürü rica etti bu istemde bulunmamam konusunda aksi halde takibata uğrayabilirdik ikimizde ama direttim ve bu kızımı bu isim ile kaydettirdim. baskı bu sokaklara yasaklı dili yatak odasından dağlara çıkardı ve o gün başladı hepimizi yakan bu yangın... ... güzel bir yazı, teşekkürler...

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.