O son 'lokmayı' yiyecektik

02.05.2014 11:17:55
A+ A-

 

Herşey, bir evde veya güzel bir restaurantta toplu kahvaltı ile başlar. Sofra, mükellef bir şekilde hazırlanır. Ortaya, ortak yenmek üzere; kamuya açık, sahanda yumurta, tabakta çeşitli peynirler, zeytinler ve diğer unlu unsuz mamuller konulur. (serpme kahvaltı / paraları paraları saç saç saç ma) Ve herkes sofraya aynı anda saldırır. Sofradakilerin tüm hayvansal güdülerinin ortaya çıkıvermesi ile çatlayınca kadar yemekler yenmeye başlanır (1). Bazıları görevi başarısızlıkla tamamlayarak, kahvaltının sonunu getiremeden, sofradan istifa etmek zorunda kalırlar. Diğer yarışmacı arkadaşlar, 'dibini görmeyen ne olsun' edasıyla mücadeleye devam ederler. Ta ki ortak yemek araç gereçlerinde kalan son 'lokma'ya (2) kadar.

 

İşte o lokma hep öksüz kalır. Herkes birden insanlığına rûcu ederek, son lokmayı birbirine bırakır. Halbuki 5 dakika önce ki görüntüde, herkes son lokmaya kadar sofrayı sömürmek için adeta yemin etmiştir. ( Böyle anlarda sofraya 1 dk. ara verip sessizce insanları gözlemlemelisiniz ) Ne olmuşsa o arada, herkes birden insan olduğunu hatırlamıştır. Neysen 'o' sundur işte. O lokma senindir.

 

 

Ama birden hepimizin yurdum insanı olduğu gelir aklıma. Deliler gibi mücade ederken, işin sonunda hep bir vazgeçmişliğimiz veya kaybedişliğimiz vardır. O yüzden meşhur tabirle derler ki; "Türk gibi başla, Alman gibi bitir". O sofrada mesela bir Alman olsa (3) , o son lokma hep ona kalacaktır. Son lokmanın bir günahı yoktur aslında. Sorun bizdedir. Mücadeleyi üslup tanımadan devam ettirirken birden işlediğimiz yanlış tavırlar, kararlar aklımıza gelir.

 

Ölen adam, hikayenin sonunda hatırlanır. Hastalanan insandan, hastalığın dibinde ve pençesindeyken helâllik istenir ( yusuf yusuf etme hali ). O son lokma o yüzden hep tabakta kalır. Başladığımız hiçbir şeyi, hiçbir zaman tam olarak bitirmeyiz. O işin son lokmasını kapan adamı da sevmeyiz, manasızca. O yüzden 'vur kafasına al, lokmasını' adamları severiz. Onlar candır. Ne de olsa büyük lokmaları götürürken, çakallığımızla büyük söz söylememeyi de "en iyi biz biliriz". Saman altından su götürüp, aba altından sopa göstermek "bizim işimiz".  'ATA-sözlerimiz' bitmez, kendi cümlelerimizi kuramayız. 'Doğu' yemeklerini 'batı'da yemeyi severiz. Batıya doğru gezmeye gideriz, 'ieeamanın' der Türk restaurantı ararız. En olmadı Mcdonalds'a dalarız. Ne garip milletiz. Eee Aziz Nesin ne demiş, şaka lan şaka. Bir sosyal ağ ve masa başı al maaşı aktivisti olmayı bir türlü beceremedim. 'T.C Yılmaz Özdil' kafası da hiç olamadım. Ama İzmir'i iyi bilirim. 'Keşkek' bizim işimiz. Eee ne demiş Kahtalı Mıçe, şaka lan yine şaka.

 

 

Sonuç olarak ne son lokmayı yiyen yediğini hazmeder, ne de son lokmayı bırakan yemediği ile mutlu olur.

 

Bir sofrada oturan x kişi sayısının %50 si aptalları, geriye kalan % 50 si ise güzelleri temsil etmekteyse, sofrada hangi yemek yenmektedir. ( ÖSYMKPSSOGS-1.Dünya Savaşı). Cevap; güzellik geçici, aptallık baki ise abdala aptal diyenin abdallığı aptallığından hallicedir. ( Sanırım cevabı kaydırdım ) Ulan aynı sofrada oturuyorsunuz, birbirinizi yiyeceğinize, önünüzde ki lokmayı yiyin. 'Aptallık' etmeyin. Aziz ülkemizin Nesini bölüyonuz. Diğerleri! Sizde "devletin malı deniz, yemeyen keriz" muamelelerine girmeyin. Neyse herkese ayar verdiğime göre; korkmayın, hepimiz aynı b.kun lacivertiyiz...Garsoooonn abi ortaya şöyle bir menemen yaptırsana. Bide 'ekmek' gönderir misin abi sana zahmet...

 

 

(1):  "Kalplerinizi çok yemekle öldürmeyin. Fazla suyun ekinleri öldürdüğü gibi, muhakkak fazla yemekle de kalp ölür." Hz. Muhammed (s.a.s)

(2):  Lokma, unmayatuz ve şekerle hazırlanan hamurun, sıvı yağda kızartılmasıyla hazırlanan, şerbetle tatlandırılarak servis yapılan bir Türk tatlısıdır. Lokma kelimesi bir ağız, bir yudum, bir parça yemek anlamına gelen Arapça'daki "lukma" kelimesinden gelmiştir. Lokmanın bir çeşidi olan bugün Arap kültüründe varolan "kadı lokması" El-Bağdadi tarafından 13. yüzyılda tarif edilmiştir. Yunancada lokma ile ilgili "ise megalos lokumas" yani "Sen büyük bir lokmasın" sözü vardır.  (wikipedianın yalancısıyım)

(3):  Almanlar hiç acımaz. Sanayi dişlisi mübarek, tuttuğunu parçalarlar. Önce, işçi lazım diye ülkenin yarısını oraya aldılar. Şimdi de onların çocuklarından futbolcu çıkarıyorlar. ( /Geridönüşüm/ böyle oluyor işte ). Bizde 75 milyon nüfus var, ama bir Alex değil.

Ana fotoğraf Uludağ Sözlük'ten alıntıdır...

Fuzuliyat



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.