Rehber Marksist Kuran Hedef Anti Kapitalist İslam -3-

07.02.2013 01:14:45
A+ A-

Zaman ne çabuk geçiyor. Kaç haftadır Radikal Blog üzerinden, halkı devrim için harekete geçirmek yerine onlara imamlık yapan, öbür tarafı allayıp pullayan zihniyetle uğraşıyoruz. Parlak laflar eden insanlarla uğraşmak oldukça zor, sizin 9 dediğinize onlar 6 der. Haksız da sayılmazlar çünkü siz de başınızı kuma gömdüğünüzde, siz de 9'a 6 diyeceksiniz. Eğer sizler de, nesnel gerçek ve öznel gerçek arasında sağlıklı seçim yapamazsanız; ertesi sabah şu konuşmanın altında imzanıza rastlayabilirsiniz: "Dilime sokan arının iğnesinde Allah yazıyordu abi görmeliydin." O sabahın öncesinde ne içtiğinizin hiçbir önemi yok! Düşmüşsünüz çukura ama memnunsunuz olup bitenden, işte hepsi bu.

Geçen hafta kaldığımız yer:

"Merhaba Müslüman Marksist, burası Türkiye ve sen burada kalıp yaşam hakkını bağlattın mı pamuk ipliğine? Şimdi söyle bakalım; sen dünyayı değiştiriyorum derken bizi mi yiyorsun?" (Rehber Marksist Kuran Hedef Anti Kapitalist İslam -2-)

Madde11: Düzen Kuruldu: Yetiş Ya Marx Yetiş Ya Lenin!

"Kapitalistler arasında birleşme alışılmış bir şeydir ve etkilidir; işçilerin birleşmesi yasaktır ve kendileri için acı sonuçlar verir." 1844 El Yazmalarını okuyan herkes bu cümlenin Hülya Avşar'a ait olmadığını bilir. Marks'ın kurmuş olduğu bu cümle, 2012'den bir haberi hatırlatmalı size: "THY greve gidenleri işten çıkarıyor". Emekçi birleşirken maaşından olabilir, tehdit edilebilir. Ama yarın bir gün Sabancı'nın torunları, Koç'unkiyle birleşirse(burada cinsel birleşmeden bahsetmiyoruz), dört bir yanı patlamış mısırla çevrili ülkemiz bayram telaşına kapılacaktır.

Yaşadığınız küreyi eleştirdiğinizde, sorgulamaya başladığınızda göreceksiniz ki düzen kurulmuş, ücretler ödenmiş, satılan satılmıştır. Hayret edemeyeceksiniz, o çocukkendi. Ne Marx kalmışşşş, ne Lenin! Marksizm elden gitmiş. Ama nasıl Sivas Aziz'e mezar olduysa, bu dünya da ezenlere öyle mezar olacaktır. Belki elimizde benzin bidonları olmayacak ama orakla çekiçle yakacağız sömürü düzenini.

Bütün işçiler el ele versin, şimdi yönetici sınıf huzurunda Marx ve Lenin'in ruhlarını çağıracağız: Ey ruh, bu yönetici sınıf sömürmekle kalmıyor, gözetliyor bizi. Ey ruh, bu sınıfın ideolojisi bilincimizi kör eyledi... Ey ruh neredeysen çık! Ey ruh başlatma şimdi doğanın diyalektiğinden.

Ruh demişken Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çevirelim gözlerimizi. Sahi ya, ne oluyor orada? Bir "milliyetçilik" almış başını gidiyor. Şükür ki, sizinkiler de orada!

Madde12: Vur DHKP-C Vur Sosyalizmi Kur!

Meclis'e birkaç sosyalist gönderen "saf ve dürüst solcularımız" varken işler asla iyiye gitmeyecek. BDP'li olsun, CHP'li olsun boşuna beklemeyin, umut bağlamayın. Anayasal düzen silah zoruyla yıkılana kadar elinizdeki her ne ise onunla mutlu olmaya çalışın. Sizin peygamberiniz, sizin Tanrınız bunu istiyor sizden. Bunlar gerçek sahipleriniz, efendileriniz. Her şeyi kontrol eden harika canlılar ve sizin yerinize karar veren önemli tipler. Meclis'teki mastürbasyologlarınızı unutun, onlar siz kendinizi bir b.k sanın diye oradalar. Size sahipler, siz ise her an elinizden alınabilecek birkaç hakka sahipsiniz.

Devleti, kanunları ve hükümeti kötüleyen, bilmem kaç aydan bilmem kaç yıla kadar hapis cezasına çarptırılacakmış, iyisi mi susalım yine. Konuyu değiştirelim. Burcumu okudum, fala baktırdım. Kaderime hep vah, hep eyvah çıktı. Bir iş kurdum, reklamsız mal satamadım. El köşeyi döndü gardaş, bize ne çıktı? (vokal): Aşk olsun size ne çıktı?

Madde13: Fatih Camisinde Gıyabi Cenaze Namazı!

Ayrıntılar, ayrıntılar, ayrıntılar. O kadar önemlidir ki, şeytan bile gizlenir orada. Şimdi iman sahibi bir idealist gibi davranıp kelimeler üzerinde tartışmak vardı. Ne büyük sözler ederdik, sayıyız makaleler yazardık. Hani bir Müslüman olsak, hep konuşur hiç soluklanmazdık.

Allah'a şükür(!) daha çok hatırlatmaktan, sorgulamaktan yana tavır alan insanları sevmişik hep, bu yazıya can veren "İslam'ın Sol Okuması: Mümkün Müdür" başlıklı makaleden bir alıntı ile arz-ı endam edelim: "1 Mayıs 2012 bir ilke tanıklık etti. "Mülk Allah'ındır", "Kölelere özgürlük" şiarı altında biraraya gelmiş 200-250 kişilik bir kortej "Anti-Kapitalist Müslüman Gençler" imzasıyla Fatih camisinde iş cinayetlerinde hayatlarını kaybedenler için kılınan gıyabi cenaze namazının ardından 1 Mayıs alanında yerini aldı. Aynı cami 1969'da 6. filoyu kovmak için toplanan anti-emperyalist devrimci gençlere karşı "Kanlı Pazar" saldırısını düzenleyecek milliyetçi-mukaddesatçı ittifakının (Komünizmle Mücadele Dernekleri adı altında) buluşma noktası olmuştu. 2012'de eyleme başlangıç noktası olarak Fatih camisini seçenler ise "Allah ekmek özgürlük" söylemiyle (Kuran'ın kapitalizm karşıtı bir okumasıyla) yola çıkmanın yanısıra "Kanlı Pazar"ın örgütleyicisi İslamcı geleneği reddi miras ettiklerini de dile getirdiler."

Bu saatten sonra devam edemeyenin gözü kör olsun, haftaya görüşürüz.

Yakışıklı Devrimci Zihni Örer'e, "SEÇİM GÜNDEMİNDE ÖZ YÖNETİM KRİTİĞİ" başlıklı yazısından dolayı teşekkürü borç bilirim.



YORUMLAR

Öznel gerçek, nesnel gerçekmiş -

Ne kadar kolay inananlar var. İnandı mı tamam, kendini devrimci sanır, sloganlar atar. 1968'lerde o sloganları atanlarla şimdiki slogancılar arasında fikir düzeyi bakımından hiçbir fark yok. Nesnel gerçekmiş, öznel gerçekmiş. Gülüyorum. Gerçek(hakikat) kadar sizin görseniz bile tanımayacağınız, size yabancı başka bir olgu yoktur. Kelimelerle, terimlerle, kavramlarla oynayın siz. Kendinizi devrimci sanın. Hayalleriniz ve vehimlerinizle kalın.

1 1
Yoldaşım yazınca, ben öğreniyorum... -

Değerli yoldaşım, Nesnel gerçek ve öznel gerçek meselesini üstünkörü geçmişim ve çıkardığın anlam da haklılık payı kazanmış. Ancak söylemek istediğim şeyi biraz daha açayım: Yanılsamaları yok edip insanın özüne uygun düşünceler koymak, doğmalara ve hayali fikirlere baş kaldırmak isteriz sadece... Yüz yüze konuşsaydık şu meseleden de bahsederdim: Bizim arkadaşlar bir derste Herakleitos'u çağıracaklarını söylediler. Çok şaşırdım, bir tiyatro oyunu bekledim. Ama onlar sadece Herakleitos'tan metin okudu. İşte benim çağırım da böyle bir şey. Çooook iş var. (uzun ki ne uzun bu hikaye) Sevginle büyüyor devrimci yürekler. Selam ederim genç yoldaşıma...

0 1
bilinç öfkeden keskindir -

"nesnel gerçek ve öznel gerçek arasında sağlıklı seçim yapmak" birine öznel olan "gerçek", diğerine nesnel ise ne olacak sevgili Yazarım? Başka türü sorayım:adam öznel gerçeğini "nesnel gerçek" diye dayatıyorsa ve inancını tartışmaya kapatıyorsa (ki nesnel saymışsa, sözcüğün doğası gereği tartıştırmaz)o zaman ne olacak? Bana kalırsa öznel gerçeğimiz düşüncenin ham maddesi, nesnel ise mamul ve kullanılır biçimi olmalı. Bu yüzden seçim yapmayalım izninle gerçeğimizi, dedektör gibi gezdirelim "durumlar" üzerinde. Madde 11:Marx ve Lenin'in "beni çağırmayın, taklit de etmeyin, beni tamamlayın ve aşın ki devrimci kalasınız diyor. İlle de çağırmanız gerekiyorsa, taa gerilerden birisini, herhangibir peygamber çağırabilirsiniz, "yetişirse" diyor (ben uydurdum):) Madde 12:DHKP-C vurduğu yere bakmıyor, son olayda gördüğümüz gibi! Oysa vurmadan önce yapılacak çoook iş var değil mi Yoldaş:) (uzun hikaye) Madde 13:Bir önceki yorumda demiştim ya, dün bir tv. kanalında Mustafa Akyol konuşuyordu. "Ahlaklı Kapitalizm" kitabını yazmış. Blogunda tartışmalara katılmıştım birkaç yıl önce. Bu başlığı görünce, Senin bir önceki yazın aklıma geldi. Beni bu konuyu yeniden yazmaya kışkırttı. "ahlaklı kapitalizm"? Arkadaş bu kadar mı hafife alınır bir düşünce! Neymiş, sosyalistlerde sadaka kültürü yokmuş, bu yüzden fakirin halinden anlamazlarmış! Yetiş sosyalist Müslüman kardeş, Mustafa Akyol'a sen cevap ver bi zahmet:) sonuç:"Yakışıklı Devrimci Zihni Örer" der ki, dostlar arasında borç mu olurmuş:)) üste olarak bir de sevgilerini bırakır ve kaçar şimdilik....

0 2
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.