33. İstanbul Film Festivali -8: İtirazım Var/Let´s Sin

15.04.2014 15:53:03
A+ A-

Onur Ünlü'nün son film 'İtirazım Var' 18 Nisan'da vizyona giriyor. Öncesinde 33. İstanbul Film Festivali'nde seyirciyle buluşacak ve Altın Lale için yarışacak bu film. Ünlü hikayesini Sırrı Süreya Önder ile beraber yazdığı bu film için, “klasik polisiye türünün kurallarına olduğunca sadık kalmaya çalıştım” diyor.

Hikaye ve tür ne kadar klasik olsa da, kahramanımız Selman Bulut bir o kadar sıradışıdır. Hatta bu haliyle bir nevi süper kahramandır. Selman Bulut'un imam olduğu camide işlenen bir cinayet sonucu, ortalık karışır ve Bulut istemeden kendisini bu cinayetin içinde bulur. Bu noktadan sonra da bir dedektif gibi olayın izlerini sürer, adım adım gizemleri çözer. Neredeyse üzerine vazife olmayacak her işe balıklama dalar.

Yıllar önce eşini bir trafik kazasında kaybetmiştir Selman Bulut. Kızıyla bir başına öylece kalmıştır. Ama kendisini iyi yetiştirmiştir de. İmamlığının yanında siyaset silimi lisansı ve antropoloji yüksek lisansını da bitirmiştir. Eskiden boks yapmışlığı vardır, bağlama çalar, hiç görmediğimiz birisiyle, telefonla mesajlaşarak santranç oynar. Sevgi doludur, hayatı sorgular, sevdikleri için her şeyi yapar.

İşlenen cinayet bir şekilde Selman'ı ve çevresindekileri de ilgilendirmektedir. Daha ilk andan itibaren gözüne çarpan ayrıntılardan bir türlü uzak duramaz. Öldürülen Salih Kalyoncu tefeci ve hiçkimse tarafından sevilmeyen biridir. Selman bunu polis sorgusunda öğrenir. Cemaatten ve mahalleden herkes neredeyse bu adama borçludur. Haliyle öldürülmesi için bir çok sebep vardır.

Selman bütün ipuçlarını takip eder. Bazen yanlış yollara girse de en sonunda bir şekilde işin içinden çıkmayı başarır. Daimi bir kaçma-kovalamaca etrafında ilerlemektedir hikaye. Selman Bulut kimi zaman kaçarken, kimi zaman da kovalayan olur. Yine bir Onur Ünlü mizahı ile de karşı karşıyayız. Toplumsal göndermeler, kurumlarla olan mücadele, gündeme değinmeden edememeler, çocuk istismarı v.b ne ararsanız var bu hikayede. Ama bu durum bir karmaşa yaratmıyor. Çünkü sıradışı bir adamın, sıradışı hikayesini izliyoruz. Ünlü'nün ilginç aforizması (özdeyiş) da filme büyük katkı sağlıyor. “Boks, insana insanı döve döve anlatma sanatıdır” Bu kaçma ve kovalamalar dışında bir de Selman'ın 'Neo' vari dövüşleri filmde eğlenceli unsurlar.

Her ne kadar bize dair çok şey varsa da, Ünlü'nün kullandığı dil filmi evrensel bir boyuta da taşımış. Serkan Keskin'in başarılı oyunculuğu, onu her seferinde farklı biri olarak görebilmemiz -oynadığı rollerde- Selman Bulut karakterini daha da ön plana çıkarıyor. Peşine takılıp, soluksuz ve hız kesmeyen bir koşturmacanın içinde buluyor insan kendini. Son on dakikaya gelene kadar, katilin peşinde olduğumuzu bile unuttum. Zira katil en başından beri ben buradayım diyordu zaten.

Kısaca bir cinayet, sıradışı bir imam, erkek arkadaşıyla yaşayan bir kız çocuk, hesaba yatan yüklü miktarda para, kırık bir burun, kafayı sıyıran bir kurşun, aç ve azgın bir köpek, hamile bir bankacı, patlayan depolar, intikam v.s hiç de karmaşık değil. Keyifle izlenecek, bizde böyle şeyler yapılıyor muydu yahu? diyeceğiniz harikulade bir yapım.

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.