scorecardresearch.com Bir Yılmaz Güney Filmi: Duvar - eren gürleyük - Radikal Blog

Bir Yılmaz Güney Filmi: Duvar

07.02.2013 01:01:38
A+ A-

 

Duvar'ın ciddiyetini anlamamız adına, Yılmaz Güney'in çekim esnasında yapmış olduğu şu konuşmaya kulak kesilmemiz gerekecek. Tüm ekibi karşına alan Güney şöyle sesleniyor:

"Komutan emir verdi diye ne yapıyor herkes? Pat pat pat gidiyor. Komutan 'rahat' diyor, 'rahat'. 'Ho' diyor 'ho'. Binlerce insan. Bizim ki de bir savaş. Bizde burada küçük bir ordu yönetiyoruz. Bu savaşta bir takım insanların ayağı kırılabilir, kafası kırılabilir, gözü kırılabilir hatta ölebilir, kalbi de kırılabilir. Ama biz, eğer bütün bu çalışmaların sonucunda, bütün insanların karşısına yüz akı ile çıkabilecek bir eser çıkartabiliyorsak, bir takım insanların kırılması, bir takım insanların ayaklarının kırılmasının da önemi yok. Benim için önemli olan şey filmin çıkarıdır. Film için, filmin selameti için ben anamı babamı bile tanımam." (Duvarın Etrafında/Patrick Blossier)

Filmle birlikte kapitalizm seslenir korkunç rüzgârların, bitap karanlığın içinden. Her yer pespembe olur müzikle birlikte. Yapı Kredi hizmet ederken, hırsızlıkta sınır yoktur demeye getirir. Mis kokulu bol köpüklü Komili banyo sabunu ile temizleniriz. Müzik diner, bebek ağlar ve müzik tekrar başlar. Mutlu Türk Aküleri öyle güçlüdür ki, TSE garantilidir. Müzik kafa yapmaya devam eder, hayat ne güzeldir demeye getirir. Büyüyen bankalar bereketten bahseder. Müzikle dinlenir ruhumuz. Tuzun bile reklamı yapılır. Billur tuzun... Ve rüya sona erer: Mahkemeye gidecek olanların ismi okunur film tekrar başlar.

Dördüncü koğuşun borusu ötmeye başladığında ise sessizce dinlemekten başka çareniz yoktur. Yeni yetme bir tutukluya ekip başlarının satıcılığı anlatılır, uyuşturucunun nasıl içeriye girdiği.  "Kendine sahip ol yoksa seni de düzerler" uyarısını koğuşun kanun ve nizamı hakkındaki açıklamalar takip eder. Yankesici Uzun'dan, Kabadayı Aziz'e racon iyice bellenir. Arap ise anasına sataşan birini öldürmüştür daha sonra anasının dudaklarındaki ruj işi yokuşa sürecektir. Kadının tekin olmayan bakışlarına biraz kafa patlatmanız gerekecek.

Duvar'ı kıramayan kadınlar ve erkekler, adli ve siyasi tutuklular ve çocuklar ve hapishane köleleri. Hepsi birbirinden daha fazla tutukludur bu filmde. Çocukların daha güzel bir cezaevi hayali ile yanıp tutuştuğu sahne, tutuklu devrimcilerin ise kir ve pas tutmamak adına on dakikalık devrim koşusu yürekleri parçalar. Ve işçi marşları, devrimci sloganlar. PKK'li tutsaklardan, Mahir'ci tutsaklara duvarlara kazınan mücadeleler. Şiir okuyan çocuğun Komünistliği, Kelime-i Şehadet getiremeyen sünnetsiz, imansız çocuğun dramı ve Elhamdülillah Müslüman i..eler.  Hepsi bu filmde boğazınıza düğümlenmek üzere sizi bekliyor. İzlerken yutkunmakta zorluk çekeceksiniz belki de.

Filmde bir de doğum sahnesi vardır. Ve bu sahnenin çekimi için sadece bir hakkınız var, çünkü kadın bildiğiniz doğum yapıyor kamera karşısında. Vajinadan çıkan kafayı görünce düşüp bayılabilirsiniz.

Gardiyan Cafer'in küfürleri, cezaevi yönetiminin onur kırıcı davranışları ve denetime gelen birkaç şarlatan. Hepsi, 12 Eylül harekâtını anlatabilmek adına örnekler sunuyor bize. Bir sahnede efendiye dileklerimiz var denilir ve ağzı yüzü bozuk efendi kusmaya başlar: "Ne diyeceğinizi biliyorum ben, zahmet etmeyin. Her yerde aynı plak, palavralar hep aynı. Hamam yanmıyor, yemekler kokuyor, iki kişi yatıyoruz bir ranzada vesaire vesaire. Başka diyeceğiniz var mı?" Tutuklu sitem eder: "Daha ne olsun efendim bunlar bile yetmez mi?"

Filmde çocukların arasına Atatürk'ün kendisi de karışır. Atatürk'ü iyice bellemek lazımdır, zira devrimci sloganların nakış edilmesine oligarşinin tavrı kesindir: şiddet! Atatürk'ü gördüğünüz her sahnede şiddetin de kucağına düşeceksiniz. Çocuklar bir ara gökyüzündeki kuşlara bakar, hani orada olmak isterler de kanatlanamazlar ya titremeden edemezsiniz.

Duvar'da bir de insanlık onurundan pay almış gardiyanımız vardır: Ali Emmi(Tuncel Kurtiz). Bizimle birlikte gülümser ışığa doğru, bu kirlenmiş düzene karşı açar ağzını yumar gözünü: "Bundan sonra biz doktorluk yapacakmışız, müdür öyle dedi. Hasta çocuklara ve mahkumlara önce biz bakacakmışız. Aç ağzını, 'öhö öhö' de sırtını aç, nefes al. Sonra da yaslı gittim şen geldim, aç koynunu ben geldim. Yaslı gitmişik fakat şen gelmişik, nah şen gelmişik. Bak şu bebelerin haline, bak. Bak! Bize askerdeyken öğretmişlerdi: Çıktık açık alınla on yılda her savaştan, şimdi de bebelere söyletiyorlar... Askerliğim biteli otuz sene oldu hâlâ g..ümüzde donumuz yok be, donumuz. Açık alınla çıkmışık her savaştan, açık alınla... Nah çıkmışık açık alınla her savaştan."

Filmin müzikleri de bir başkadır, duvarlara can havliyle saldırır türküler. Örneğin bir "Haydêrê" devrimcilerin kavgasına karışır. "Gafil Gezme Şaşkın" der gafil avlanan mahkûmlar. Bir parça ekmeğin peşinde "Engin Ol"ur gönüller. Duvar'ın türküleri en umutsuz zamanda kapıları aralar. Filmin bir de "Mastika"sı vardır kafa yapan, işkenceci zihniyetin diline yakışan. Sunar size bir cıgarası malbora, başlar zihninizi boyamaya. Ona yakın cop sallanır, her yanı bağlanmış kaçakçı çocuğa.

Üzerinde durulması gereken ayrıntıların en önemlisi kuşkusuz eli silahlı, sırtı bize dönük, sisin içinde kaybolan askerlerdir. Top patlasa duymazlar, uyku çökmüş üzerlerine: "Ay akşamdan ışığdır, yaylalar yaylalar. Yüküm şimşir kaşığdır. Dilo dilo yaylalar." derrr, derrr dolanırlar. Gözümüze görünmezler aslında, onlar ölüler.

Filmin bir de şiiri vardır camsız, bacasız. Devleti hükümeti kötüleyen, askere dil uzatan. Gerisin geri başlar Komünistlik.

İnternetten topladığım bilgileri Güney dergisinin de katkılarıyla doğruladıktan sonra şu bilgileri size emin bir şekilde iletebilirim: Duvar filmi, Yılmaz Güney'in de tanık olduğu çocuklar koğuşunda çıkan bir isyanı konu edinmiştir. Cannes'da büyük ödülü alan Yol'dan sonraki ilk, yaşamındaki ise son filmidir. Tuncel Kurtiz ve Ayşe Emel Mesci dışındaki tüm oyuncular hayatlarında ilk kez kamera karşısına çıkmışlardır.

Yılmaz Güney'in sözleriyle başladığımız bu yazıya yine onun Duvar'a biçtiği sonla nokta koyalım:

"Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden hatırlanmasıdır. Onlar, kan ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında, ışığı ve suyu aradılar. Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum."



YORUMLAR

YILMAZ GÜNEY YAŞIYOR HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA -

YAZILAR YAZILIR ÇİZİMLER YAPILIR FOTOĞRAFLAR ÇEKİLİR TÜRKÜLER SÖYLENİR BİR BAKMIŞSIN ÇOĞUNDA YILMAZ GÜNEY KOKUYOR. İŞİNİ CİDDİ YAPAN BİR İNSANDI YILMAZ ABİ: Film için, filmin selameti için ben anamı babamı bile tanımam.?

0 0
ynt: Yılmaz Güney Candır! -

Yorumlarınız için teşekkürler, özetleyecek olursak, Yılmaz Güney Candır!

0 2
YILMAZ GÜNEY'İN ÜZERİNDE DURMALI -

Yılmaz Güney ismini unutmamak, unutturmamak için bu tür yazılara ihtiyacımız var. Sürü, Yol ve diğer filmleri hepsi sinemanın en başarılı eserleridir. Bunları unutmak ihanettir. Günümüzdeki filmlerden çok daha iyiydidir Yılmaz Güney'in o zaman ki filmleri. Eline silah alıp yedi yirmi dört yumruk salladığı filmlerde bile inanılmaz ayrıntılar vardır. Emeğinize sağlık, tebrik ederim sizi Eren bey.

0 3
sinema dergisi -

benim size önerim bu tür yazıları kültür ve sanat dergilerine göndermeniz. çok başarılı olduğunuz ortada. duvarın üzerine yazı bulmak zor, bir ilk sayıyorum yazınızı.

1 3
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.