Bir Zamanlar Anadolu'da karakteri

28.05.2014 10:43:12
A+ A-

Bir Zamanlar Anadolu'ya dair fikriyatımı vizyona girdiği zaman, kendi memleketinde çekildiği için merakı olan sınıf arkadaşım, ''bu nasıl film diyen!?'' diyen bir başka arkadaşım ve kardeşim ile gittiğimde yazmam gerekirdi aslında. Lakin zaman zaman konuştuğum, anlatmaya çalıştığım bu filmi Nuri Bilge Ceylan'ın Altın Palmiye'yi Kış Uykusu filmiyle kazanmasıyla yazıya dökmek istedim.

Şunun farkında olabiliriz, bir şairin ölüm yıldönümünde ya da bir yazarın hayata veda ettiği zamanlarda kendilerini anabileceğimiz gibi Nuri Bilge Ceylan'ı da ödül kazanmasıyla (her ne kadar ben öyle olmasam da) tanıyabiliriz. Bu durumu, sanattan etkilenme ile beraber, izleyici-okuyan veya medyatik faktörler arasında bir etkileşim olarak kabul edebilir ve mazur görebiliriz.

Bazı filmler vardır, kendisini insanın aklına ve yetmez ise ''anla artık'' diye insanın gözüne sokar; seyirciyi çeker, bir bilmece gibi çözdürmeye çalışır ve kendini teşhir ve itiraf mekanizmasıyla film sonunda açığa çıkarır. Lakin, Bir Zamanlar Anadolu'da filmi insanı düşünmeye, karakterleri çözümlemeye; tanımadığı, bilmediği, rütbeli, makam sahibi insanları bizlere benzeterek anlatmaya çalışmaktadır ve bizleri düşündürmeye film bitse bile sevketmektedir. Kimi karakterleri açıkça veya metaforlarla ve kimi karakterlerin analizini de filmi subjektif kılmak ve filme bizi katmak adına seyirciye bırakmaktadır.

Çünkü filmde çıkarsanacak bir sürü durum var, herkes kendi hayatından bir anı yakalayabilir. İsterseniz filmin bir kesitinden veya çekim planından türlü anlamlar çıkarabilirsiniz. Her şey bu filmde ayrı bir dünya adeta.

İşte yedinci sanat burada, Bir Zamanlar Anadolu'da bir anlam buluyor ve bizlerce toplu tüketilen bir üretim olduğu için herkesi kendine çekiyor.

Ortada bir cinayetin peşinden gidiliyor filmde ama aslında gidilen cinayet bir teferruat, sanki filmde herkes bir şeyin katili gibi tılsımlı bir hava yaratılıyor.

Doktor, komiser, asker, savcı, şoförler vs karakterler hepsi ayrı dünyaların insanıdır ama davranış şekilleri bize, birbirimizi tanımaya, ilişkilerimizden bir parça bulmaya yöneltmektedir. Hepsi yanındakilere mutlu görünmeye, çıkar taşımadığını belirtmeye ve masum olduklarını gösterme çabasındadır. Bu tanıtma şekilleri gerçek hayatta insanın, bir başka insana kendini tanıtırken takındığı tavrın ilk etki yaratma çabasında olduklarını bizlere göstermektedir.

Mesela Komiser Naci'nin karısının kendisini azarladığı telefon konuşmasında hiçbirşey yokmuş gibi davranması, Asker'in savcıya bisküvit uzatarak ''dostane ve samimi'' yaklaşım çabasının altında olay yeri tutanağının kendisinde mi yoksa komiserde mi olacağına dair çıkarcı sorusuna cevap araması, Savcı Nusret karısının intiharını başka bir arkadaşının eşinin ölümü gibi metaforlaştırarak Doktor Cemal'e anlatma gayreti bizlere bir insanın kendini mutlu gösterme, çıkar taşımadığını belirtme ve masum gösterme çabasında olduğunu göstermektedir.

Filmi izlerken veya izledikten sonra anlamak için bazen çaba göstermek gerekebilir. Bir Zamanlar Anadolu'da, bizlere Şoför Arap ve Doktor Cemal'i anlamayı saklı tutmuş diyebiliriz. Olay örgüsünün çevrelendiği asıl cinayette, otopsi sonucunda maktülün diri diri gömülme durumunun es geçilmesi ve maktülün katili lehine raporlanması, doktoru bizler için düşünülesi kılıp, sonucunu subjektif sunarak herkesin kendi ''Doktor Cemal''ini yaratmasını mümkün etmektedir.

Aynı şekilde Şoför Arap'ın Doktor Cemal'e yaptığı tiradının bir iç ses gibi sunulduğunda gözü yaşlı hali de bizleri düşündürmektedir. Şoför Arap sıradanlığı anlatmaya başladığında her şey normal gibi görünür ama aslında bizlere, karakterlerin yüzlerinin arkasında yer alan sızıyı sunmaktadır.

Bu sızı, karakterlerin dolaylı anlatımları ve çarpıtmalarıyla hep arka plandadır. Bazen sızılara rağmen mutlu olduğumuzu göstermek için yüzümüz yalan söyleyebilir ve bir kemanı oyun havasında tutturur, bağlamayı oynamaya müsait bir elektro gibi çalabiliriz ama aslında içimizde sakladığımız gerçeğimiz, bozkırın tezenesinden acıklı bir türküye ya da ağlayan bir kemana dönebilir.

Sanırım film karakterleri düşen elmalar gibi, belki çürüdüğünden dolayı üçü-dördü bir yere geliyor, belki de diğer saplantılı üç elma gibi yanına bir dördüncüyü çekiyor. Akıp giden zamanın suyla metaforlaştığı gibi, karakterler de elmalar ile metaforlaştırılmış. Elmaların düşmesinden sonra saplanması ise her bir karakterin, hayatının bir zamanlık kesitinde saplanıp kaldığını gösteriyor. Her düşüş bir saplantıya yol alıştır. Elmanın düşüşünden saplanmasına kadar giden süre ise karakter hikayelerinin özetidir.

Onca konuşulan şeyin, hengamenin ardında, farkında olmadan ya arkadan bir elma ya da bir gözyaşı gider bu filmde.  



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.