İtirazım var ya da "Kitapsız" İmam Olmak

04.05.2014 12:58:09
A+ A-

İki el patlayan bir silah her şeyi değiştiriyor. Evinden, camisine giden, kimlerden oluştuğu belirsiz olan cemaatini(?) arkasına alıp namazını kıldırdıktan sonra yeniden dünyasına ve kitaplarına dönen bir cami imamı. Gözleri bağlı, kulakları tıkalı, gerçek yaşamdan uzak...
İki silah sesi, her şeyi alt üst etmeye yetiyor. Hoca'yı sarkaç gibi bir taraftan alıp diğer tarafa savuruyor. Namaz kıldırdığı cemaatin ne olduğunu anlamaya başlıyor. Kurşunların yere düşürdüğü Salih Kalyoncu'nun tefeciliği, giderek "sübyancılığı" ortaya çıkıyor. Kimisi, Kalyoncu'nun tefeciliğine karşı, kimisi Kalyoncunun sübyancılığına karşı silah kuşanıp aynı namaz vaktinde onu öldürme peşinde. Filmin başından itibaren "Katil kim?" sorusu seyircinin kafasına yerleştirilip filmin seyri sağlanırken aslında katilin peşinde koşanların yanlış iz peşinde olduklarını, katili yakalama amaçları olmadığını bize gösteriyor. Dolandırıcılık ve sahtecilik yapan bankacı, müvekkilinin parasına göz diken avukat, eşini döven, rüşvet alan polis ve tüm bunlara göz yuman bir devlet ve onun arkasında saf tutmuş bir toplum. 
O namaz vaktinde sıkılan kurşunlar İmam Selman Bulut'a sıkılmış sanki. Kurşunlar nasıl tefeci Salih'i yere yığdıysa Selman'ı ayağa kaldırıyor. Hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını o kurşun sesiyle arkasına baktığı anda gördü. Kısacası gözünü kitabın üzerinden kaldırıp arkasına baktığında, cemaatinin kimlerden oluştuğunu, biricik kızının ayrı ev tutup-iman nikahı- kılıfıyla "kızlı/erkekli" yaşadığını, tefecilerin yok ettiği ocakları, çocuğa cinsel istismara uğratanları, katilleri, dolandırıcıları ve de din istismarcılarını yanı başında görüyor. 
Film, bir yandan bir polisiye havasına girerken, polislik yapmak da Selman'a düşüyor. Bana göre filmin en sıkıcı yönü de bu. Seyirci ile bir sürü oyunlar oynarken, gerçek katille "katil kim" sorusunu, "katil kim" oyununa dönüştürmüş olmasıdır. 
Tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş binbaşı(Sırrı Süreyya Önder), ordudan atılmış, "alkolsüz" balık lokantası açmış zorunda kalan genç bir üst teğmenin olaya karışmadığı halde caminin şadırvanına kadar gelen beylik silahı üzerinden filmde ordudan atılan subayların dramı da yer buluyor. 
Filmin başında dikkat çeken en önemli husus, namaz kıldırılırken fonda dualar yerine Alevi deyişlerinin verilmiş olmasıdır. Geçen yıl Gülen cemaati ile Cem Vakfının girişimi ile yapılan "cami-cemevi bir arada" projesine bir meşruiyet kazandırmak mı amaçlanıyor? Sorusu ister istemez insanın kafasına geliyor. 
"İtirazım var" demekle yetinen bir film, itirazı bir türlü isyana dönüştürmüyor. Bir andan sonra "uyandıran kurşunlar" tefeciyi mezar koyduğu gibi, itirazı da işlevsiz duruma getirebilir. Olan da odur. Çünkü son hamle de "MAT" olan Selman'dan başkası değildir. Kendi istismarcısını öldüren katille kim çocukluğunu geri getirecek, sevdiği kızın peşinden sürüklenen Efrahim'i kim geri getirecek? Aç köpeğe yedirilen Rus kadınıları yemeye hazır aç köpekler var olmaya devam edecek ve buna İtirazım var demekle yetinilecek. Bu mümkün değil, düzenlerini devam ettirecekler. Gözü açılan Selman'ın rakı içmesi gerçeği görmesine yetmeyecek, dürüstlük ayağına kapanıp bilgisini sahip olduğu kitaplarını "kredi kartı" borcunu ödemek için satması, hesabına bilgisi dışında yatırılan bir buçuk milyonun lüks evlerdeki "ayakkabı kutusuna" kadar gitmesine engel olamayacak. "Kitapsız bir imam olmak" onu kurtarabilecek mi? Düzen devam edecek, cami imamı, arkasında saf tutan cemaatin ne olduğunu bildiği halde namazını(!) kıldırmaya devam edecek. İmam bir adım önde oldukça, arkasındaki saflar düzletildikçe, "Safların(?/!) düzülmesine" devam edilecek...Burunlar kırık olsa da yanmamaya devam edecek... 
Film, bir yanı ile bu ülkede anti-kapitalist müslüman hareketinin olabileceğinin mesajlarını verirken, kim olursa olsun kapitalizmin tuzağına düşülebileceğinin uyarılarıyla da dolu. Bunlardan birisi de kendi iradesi dışında Selman'ın sahip olduğu kredi kartını kullanması için damadı Gökhan'a düğün masrafını yapması için vermesi. Kapitalizmin sinsice, bir hastalık gibi vucuda girmesi gibi veriliyor. İtirazdan daha fazlasına ihtiyaç var. 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.