Özgürlüğe Ağıt

18.06.2014 21:35:48
A+ A-

Sanatın dolayım olduğu görüşünü savunanlardan biri olarak bu yazıyı yazmayı kendime görev addettim.

Türkçe’ye “Özgürlüğe ağıt” olarak  çevrilen orjinal adı  “Ode an die Freude” olan Friedrich Schiller’in  An die Freude adlı şiirinin  Ludwig van Beethoven tarafından 9.Senfonisinin son kısmına yerleştirilen içinde  insan ırkının kardeşlik ortamı içinde yaşamasına atıfta bulunulan bir beste sizde neyi çağrıştırır?

Aslında hepimizin bildiği bir ezgidir.Okul zillerimize konulmuş,ilkokul çocuklarına ezberlettirilmiş televizyon reklamlarımda da yer alabilen bir müzikal çalışma.
İzlediğim filmlere kadar herşey yolundaydı.Fakat bu bestenin özellikle batı filmlerinin içinde bolca yer bulduğunu ve aynı zamanda bu şarkının Avrupa Birliği tarafından Avrupa Ulusal Marşı olarak Kabul edildiğini öğrendikten sonra durup düşünmem gerektiğini anladım.Zaten durmadan düşünülmez ki…

İlk olarak filmleri sıralayarak konuyu daha dikkatli ve yoğun incelemeye çalışalım.

1-Nostalghia (1983) - Andrei Tarkovsky

2-A Clockwork Orange (1971) - Stanley Kubrick

3-Leon the Professional (1994) - Luc Besson

4- Capitalism: A Love Story (2009) - Michael Moore

Şimdi filmleri tek tek inceleyelim.

İlk olarak çoğu kişinin izlemeye katlanamaycak ölçüde ağır ilerlediğini düşündüğü,yaklaşık 10 dakikalık unutulmaz mum sahnesi ve “Deli” olarak adlandırılan vicdanlı “akıllımızın” heykel üzerinde ki o nutuk sahnesiyle akıllarda kalan “Nostalgia”...

Beethoven’ın 9.senfonisinin arasından bu resim gösterilir seyircilere.Acaba neden? Neden Beethoven ve gözleri olmayan muhtemelen bir kimyasal silah sonucu öldürülen bir bebek resmi içiçedir?

Cevabı bulabilmek için o delimizi dinlemeliyiz.

“Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız,el ele vermeliyiz, Siz sağlıklı olanlar! Sağlığınız ne anlama gelir? İnsanoğlunun bütün gözleri içine daldığımız çukura bakıyor.Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler sözüm ona sağlıklı olanlardır.Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa ne biçim bir dünyadır burası?

Ve şimdi müzik der delimiz ve kendini yakar 9.senfoni ise ateşin sıcaklığı,delinin bağırışı üzerinden şiddetle kulağı tırmalarcasına çalmaktadır.

Burada sağlıklı olanlardan kasıt elbette ki dünyayı elinde tuttuğuna inanılan büyük güçler küresel silah savaş lobileri ve erperyalist Avrupa ve Abd’dir. Dünyayı utanılacak bir hale getiren bitmez tükenmez savaş politikalarına aslında Beethoven’I alet ederek kandırmaya,bu politikaları süslü bir şekilde lanse etmeye,ülkeleri ve insanları tabiri caizse tatlı tatlı bitirmeye yeltenirler. Film bu anlamda aşırı sanatsal boyutta aslında pekte kolay olmayan anlatımıyla bu ikiyüzlülüğü eleştirmektedir.

2. Film A Clockwork Orange (1971)     

Yine aynı şekilde Beethoven ve şiddet içiçedir bu filmdede.Kahramanımız kendisine bir çete oluşturmuş ve akla gelen tüm suçları bu çete ile işlemektedir  en çok keyif alarak dinlediği şarkı ne “tesadüf”dür ki beethoven’ın 9.senfonisidir. Bir sahnede odasında beethoven’ı dinlerken  yönetmen aslında anlatmak istediğini bu düşündürücü yolla anlatmaktadır.Hz İsa’nın çarmıha gerilişi ve çektiği işkenceler,dünya savaşlarında ki ölüm,şiddet sahnelerini ard arda kahramanın ve bizlerin gözler önüne sermiştir. Kısacası şiddet ve 9.senfoninin kardeşlik vurgusu yine içiçe verilmiştir.
İlginçtir ki yaptığı yanlışlardan ötürü pişman olan Alex bir dönüşüm evine kapatılır ve  burada çeşitli insanlık dışı yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılır.Ve artık ona keyif veren şiddete yönelten o melodi, onun için midesini bunaltan bir işkence haline dönüşmüştür.

3.film Leon The Proffesional

Stansfield filmde Amerikan adalet departmanında çalışan sapkın bir ajandır.Bir ev baskını sahnesinde uyuşturu alır ve yanındaki adamlarına şöyle der.

“Fırtınadan önceki bu durgun ufak anlara bayılıyorum.Bana Beethoven’ı hatırlatıyor.Duyabiliyormusunuz ? Beethoven’I sever misin, o halde sana biraz çalayım”
Bu sözcüklerden sonra kafasında Beethoven ezgileriyle tek tek genç yaşlı bebek evde kim varsa öldürür,Beethoven sesleri kafasında arttıkça şiddeti de artmaktadır.Ve sonunda o ezgiler kendi deyimiyle sıradanlaştıkça öldürmekten vazgeçer son kişiyi.

Yine bir Beethoven ve yine bir öldürme,şiddet eğilimi. Bu ikileme işaret maksadında yönetmenimiz aslında bizleri filmin başında ve sonunda uyarmaktadır.

İnsanların ve bu insan icadı olan devletlerin iki yüzü vardır.ilk resimde olduğu gibi biri yeşildir ki bu canlılıktır.Yeşil zaten Yeşermekten gelir.Bir nevi yaşamın adıdır yeşil.Birde ikinci resmi vardır sıcak sıcak yalan söyleyen ve halkları kandıran bu devletin.Bu da New York’un yeşilleri arasından çıkan soğuk gökdelenleridir.İnsanlığın kaybolduğu wall street sokakları.silah çeteleri,uyuşturucu maftaları.

4.Film Capitalism: A Love Story

Michael moore’un bu son belgesel filminde ise Amerika’nın en sinsi kapitalizm planları anlatılırken fon müziği olarak tahmin edersiniz ki yine 9.senfoni kullanılmış. Filmi izlerken Amerika’nın Irak’a demokrasi getireceğiz yalanı adı altında yaptığı işgali düşünüp iç geçirmemek elden değildi.

Ülkelerin kendi içinden çıkan yurttaşlarının o ülke politikalarını sanatsal yolla eleştiren kesimlere her zaman saygı duyarım.Çünkü bu o ülkenin bilincini geliştirici adımlarlardır..Bu yüzden bu tarz filmlerin ısrarla izlenmesi ve yorumlanması gerekliliğine inanıyorum.

O halde bitirişi Etienne de la Boètie’nin “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev” kitabının çeviri ve yorumunu üstlenen Mehmet Ali Ağaoğlulları’nın bu konu üzerinde ki bir tespitiyle yapalım.

“George Orwell’in 1984(Paris,Folio/Gallimard,1977,s15) adlı yapıtındaki “Savaş barıştır” yada “Özgürlük köleliktir” biçimindeki sloganlar kullanan ve halkının bunları özümsemesini sağlayan devlet,gerçeğin söylemsel düzeyde çarpıtılmasının en uç noktadaki örneğini oluşturur.Ancak günümüzdeki devletlerin “barış amacıyla savaşlar”yapmalarına ya da “özgürlük ve demokrasiyi savunmak için yeni yeni kısıtlamalar ile yasaklar” getirmelerine bakıldığında,bu anti(ya da kara) ütüpyada çizilen modelden pek uzakta olmadığımız görülür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.