‘Darbe’ ile ‘Kader’in birlikte tartışıldığı ülke: Türkiye

22.05.2014 01:34:20
A+ A-

Soma faciasının tüm sorumlusu Yılmaz Özdil’miş, Beyefendi buldu. Herhalde bundan daha manyakça bir algı yönlendirmesi yapılamazdı. Tamam anladık, mesele kapansın istiyorsun da yuh yani.

Yılmaz Özdil’i savunmuyorum zira Hüseyin Çelik ile farklı kulvarlarda fakat aynı kalibrede olduğunu açıkça söylüyorum. Levent Kırca da bol bol marjinalleşmişti(!) bir ara. İktidar o zaman da olduğu gibi şimdi de ‘işte bunlar hep böyle şimdi beni indirip bunları mı çıkaracaksınız’ mesajı ile asıl konuşulması gerekenleri halının altına itiyor.

Yılmaz Özdil’in dilini ben de itici buluyorum kabul, herkes herkesin yazılarını sevmek ile mükellef değil. Hatta bazen düşünüyorum, acaba Özdil Akp ile ortak mı çalışıyor diye, yoksa bu kadar gaf yapılıp hükümete koz verilmez yani!

Neyse. İktidarın istediğini yapıp bu konuya yoğunlaşacak kadar aptal değilim.

Yılmaz Özdil’in hatasını düşünenler hükümetin hatasını hiç düşündüler mi? Ümit ediyorum düşünmüşlerdir. Bu kadar yakından(!) ilgilendiğinize göre hükümetin bu konudaki sorumluluklarından ve umursamadıklarından da haberiniz vardır herhalde!

Böyle bir kazanın olacağının sinyalleri aylar öncesinden görülüyorken(görmeyen hükümet), mühendisler uyarıyorken(duymayan hükümet), muhalefet partinin milletvekilleri önerge verirken(reddeden hükümet), 15-16 yaşında madende çalışan çocuklar varken (haberi olmayan hükümet), Soma Holding'in kulesine 'madende kaza olabilir' diye kredi verilmeyecek kadar her şey alenen ortadayken(takip etmeyen hükümet), madende megafon sistemi bile yokken(rapor etmeyen hükümet), Bakanlıktan gelen müfettiş ve mühendislerin mart ayındaki denetimi sadece 4 gün sürmüşken(umursamayan hükümet), madende kaç canın olduğu bile bilinmezken(sayamayan hükümet), denetimden sorumlu olduğu halde önlem almayan hükümeti değil de bize sabahları süt satmaya gelen ağabeyi mi istifaya çağırmamı bekliyorsunuz?

Soma Holding ne kadar tedbirliydi, ne kadar ehemmiyet verdi bu işe? Hiç. Yukarıda saydıklarım holdingin yapması, devletin denetlemesi gerekenlerdi. Madencilere en az 2 ayda verilmesi gereken eğitim 1 günde verilip ocaklara indirildi, işçilerin ‘ Patlamadan 2-3 gün önce sıcak kömür çıkmaya başlamıştı, uyardık ama üretimi durdurmadılar.’isyanına kulak verilmedi, itfaiyeye faciadan 57, 112'ye ise 63 dakika sonra haber verildi,  yaşam odaları yapılmadı (800 madenciyi kurtaracak 20 yaşam odası, Soma Holding’e ait ‘kule’de dört daire bile etmiyor!).

Şirket sahipleri daha acının ilk günü basını toplayıp günah çıkardılar bile: ‘Bizim bir kusurumuz yok’. Vay anasının gözü.

Suç kimde diye sormaya başladığımız gün holding sahipleriyle hükümet yakar top oynamaya başladı. Onda bunda derken, iş devletin ‘madencilerden aklını kullanan kurtuldu’ açıklamasını yapacak kadar iğrençleşti. Önceden komik bulurdum; fakat artık şaka olamayacak kadar gerçekler!

Sürekli bir hengame olursa asıl konuşulanlar konuşulmaz, medya bu şekilde meşgul eder anlayışı baş gösteriyor. 2 gündür aynı kıyafeti giydiğinden ve simit yediğinden şikayet eden Enerji Bakanı Taner Yıldız bir de çıkmış diyor ki ‘İşçi 16-18 saat çalışır’. Aman düşünmeye fırsatı olmasınlar!

Zaten şu devlet adamları hiç konuşmasa daha çabuk sakinleşeceğiz. 10  yaşındaki çocuğun polis yaka paça götürürken korkudan altını ıslatması karşısında ‘acaba ben ne yapıyorum’ demek yerine "Çocuk 10 değil 13 yaşında; çişini yapmadı biz TOMAyla ıslattık,masum değil eylemci. Korkmuyordu' açıklamasını yapması ne kadar zavallıca? ‘Soma'da yakını olmayanların protesto hakkı yok’ diyen devlet adamları mı dersin(Mısırlı Esma komşu ülkenin kızıydı sonuçta ayıpsın), yoksa ‘ölmek madencinin kaderinde var’ diyen ve dalga geçer gibi 100-150 sene önce olmuş olaylardan örnekler verip kazayı sadece kaderle açıklayan Başbakan mı dersin? E o zaman kendisinin de ordu gibi korumayla dolaşmasına gerek yok, tarih suikaste uğrayan başbakanlarla dolu, kader deyip geçsin bakalım.

Bu kadar değer veriliyor işte. Zonguldaklı madencilerin, Somalı işçiler için dün yaptıkları iş bırakma eylemi nedeniyle 2 günlük yevmiyeleri kesilecek. Bu kadar! Katliam mağdurlarına ödenecek her türlü tazminat lütuf olarak sunuluyor, yasal süreçler için ise minnet duyulması bekleniyor. Bu kadarsın işte! ‘Bize darbe planları yapıyorlar’ diyecek kadar madencilerimizin acısını yaşamaktan uzaksın. Sürekli sana ilgi göstersinler, kamera hep seni çeksin mi istiyorsun? Yüzlerce insan hayatını kaybetmişken böyle bir günde ‘makam aracımız pert oldu’ mağduriyetini yaratacak kadar gebeşsiniz!

Bunlar mı halkın kölesi olmaya gelenler!

E şimdi biz siyaset yapmayalım da mantı mı yapalım?

‘Nerede bu devlet’ demeyelim de  şimşir tarak mı arayalım?

Halk tv'de yüzlerce madencilerle program yapıldı. Madenciler 'Akpnin mitingine gitmezsek bizi işten çıkartacaklardı’ dedi. Bak istediğin zaman madencilerle radikal de olsa(!) iletişime geçebiliyorsun, istediğin zaman siyasete buyur ediyorsun, şimdi karın ağrın ne?

Ama Tayyip diktatör olsa ben bunu yazamazdım değil mi!

Ee zaten ‘siyasi konuşmayın’ sinyalleri de veriliyor yavaştan, hayırlısı.

Eğer insanlık için en ufak bir suçu olana soru sormaya çekinirseniz, ‘Bugün Allah için ne yaptın’ sorusuna da cevap aramakla uğraşmayın!

 İhmalin adı kader değildir! Ne diyor kitapta: "Bir kimse haksız yere bir insanı öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibidir.” - Maide 32

Yasal süreçlere güven kalmış mıydı bu memlette? Bugün Soma Kömür İşletmeleri Genel Müdürü Ramazan Doğru'nun tutuklandığını tüm tv kanalları gösteriyor, peki yarın serbest bırakıldığında? Ben söyleyeyim göstermeyecekler! Bkz..28 Şubat tahliyeleri. Bugün ‘oh adalet yerini buldu’ diye sevindiğiniz hapisler cezaları, yarın hiç haberiniz olmadan sonlandırılıyor. Daha şimdiden belli, katliamdan sonra maden sahası suçun faillerinden olan TKİ'nin bağlı olduğu ETKB'nın kontrolündeydi, Savcı 4.gün geldi, deliller ne oldu? Katliamdan 5 gün sonra birileri gözaltına alınıyorsa ona "adalet yerini buluyor" denmez delilleri karartacak zaman bulunmuş denir.

 Show kokulu adalet, ımm mis.

"Soru soran gazeteci rahatlıkla evine gidebiliyorsa basın özgürdür” diyen kişi bu ülkenin  Dışişleri Bakanı hatırlatırım.

3 hafta önce Chpli milletvekilinin hükümet tarafından reddedilen önergesi bugün mecliste tartışıldı. Tedbirler alınacakmış, akıl geriden geliyor. Nasrettin Hoca’nın yaptığını yapıp su testisi kırılmadan önce önlem alsaydınız, o yumruğu holding masalarına vursaydınız keşke Tayyip Bey. O vurduğunuz gence ‘Başbakan beni korumak için bana vurdu’ açıklamasını yaptıracak kadar ne yaptınız?  

Deli İbrahim'i 4 ayda tahttan indirmişlerdi. Şimdiki nesil çok sabırlı.

 

 

[KAYNAK sendika.org]

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.