Maden de, sanata yapılan sansür de 'insan'ı çürütür

16.05.2014 12:44:41
A+ A-

İçimize o kor düştüğünden beri,  dilimiz zihnimize/yüreğimize dolanmış sorumluların gerçeği söyleme cesaretini gösterecekleri anı bekliyoruz. Bir nebze olsun ses çıkardığımızda da farklı gruplardan çeşitli  baskılarıyla karşılaşıyoruz. Bursa’da bir kişinin Uludağ Üniversitesi Oyuncuları’nın  Soma maden faciası için sergilediği  Kader isimli sokak oyununun oynanmasını  ‘bizim acımız bize yetiyor, siz burada eğlenip tiyatro yapıyorsunuz’  diyip grubu elini belindeki bir şeye götürüp korkutarak  oyunun oynanmasının engellemesi,  belki de karşılaşabilinecek en acı baskılardan biriydi. Hem sanat için, hem tiyatro için hem de o oyunu izleme hakkı olan her vatandaş için. ( Toplum üzerinde yaratılmış bu algının olası sebeplerini, böyle bir durumla karşılaşıldığında yapılması gerekilenleri  odaktan sapmamak için başka bir yazı/röportaj konusu olarak yazılacaklar arasına not düşüyorum.) Yaşanan bu olay sonrasında dahi yılmadan oyunu tekrar  Bursa’nın  Görükle ilçesinde oynayan topluluk  burada tekrar geniş bir seyirci kitlesiyle buluştu. Oyun sonrasında yanımıza gelip ‘Ben Soma’lıyım, o madende bende çalıştım, ailem akrabalarım madenci, çok kaybımız var. İnanın burada yalnız olmadığımı, acımı paylaştığınızı hissettim ‘ dedi.  Belki de oyunun yüreklere değdiği en anlamlı dokunuşlardan biriydi yaşanan ve her engele rağmen sanatın insanı insanda buluşturduğunun en net kanıtıydı. Hem oradaki yaşananlara dair söyledikleri , hem şuan oradaki yaşam hakkında bire bir iletişim kurduğu insanların varlığının olması beni bu röportajı yapma düşüncesine itti. Başta ölüm sayısı olmak üzere söylediği birçok şey, resmi rakamlar ve açıklamalardan çok farklı ve daha yaşama dair bir gerçeklikteydi. Zaman zaman oradaki yakınlarını arayıp birinci ağızdan verdiği bilgilerle Soma’da yaşanılanları acısına rağmen benim paylaşan Mert Çarpar’a teşekkürden öte gönül borcum var.  Dilerim bu röpotaj facia konusunda kamuoyu için bir ışık olabilir.

İlkin orada çalışana bir arkadaşıyla yaptığı görüşmeyi hoparlörü açarak benimle de paylaşıyor. Maden çalışanının söylediklerini olduğu gibi bende sizinle paylaşıyorum.

‘’ Şu anda ölü sayısı 700’ü buldu, daha yerin altından çıkacak 300-350 kişi daha var sağlar mı ölüler mi belli değil. Zaten bir vardiyada ortalama 800-1000 kişi oluyor. Çok kalabalık birader, görsen. Bildiğin facia be birader. Selâ sesi susmuyor hiç, hep selâ , hep selâ.. Bir dünya insan geldi kurtarmak için, civar ilçelerden illerden ekipler geldi.’’ Mert bey kapatırken : ’’ Bir şey olursa mutlaka ara beni, canlı cansız kim çıkarsa çıksın  ben sabaha kadar ayaktayım.’’

Maden ocağının çalışma şartları ve facia hakkında bildiklerinizi paylaşır mısınız?

Çalışma anlamında bazen 800  bazen 1000-1200’ü buluyor çalışan sayısı, arkadaşımın söylediği sayı normal vardiya değişimi için az bir miktar bana göre.Tam vardiya değişiminde trafo patlıyor ve herkes altta kalıyor. Ailem, yakınlarım sağ çıkanların patlamanın dışında kalan bölümlerde, çıkış bölümünde olana kısımlarda olduğunu söylüyorlar. Maden Soma’nın 4,50- 5 Km altına iniyor, daha da devam ediyor. Maden dendiği zaman aklınıza tek bir yol gelmesin, örümcek ağı gibidir. Çok kanallar, çok geçişler var.

Peki bu geçişler korunaklı mı?

Hayır, dört dörtlük bir koruma tabii ki yok. Daha önce CHP maden için önerge vermişti, kabul edilmedi. Bana göre siyasiler arasında ‘siz çok biliyorsunuz, biz ilçenin sorunlarını bilmiyor muyuz’ sürtüşmesi oldu, bu yüzden kabul edilmedi.

Maden şirketinin bu konuda ihmalinin olduğunu düşünüyor musunuz?

Maden sürekli denetimi olan bir maden, ben ihmalden olacağını düşünmüyorum. Bir kaza olduğunu düşünüyorum.

Elektrik sistemleri ve kablolarında ucuz-yanıcı malzeme kullanılmış olabilineceğine  dair uzman görüşleri var..

Zaten her tarafınız trafo dolu, her tarafınız kablo dolu..Ben daha önce böyle bir yangın görmedim. Belki de daha kaliteli bir malzeme kullanılsaydı böyle bir yangın çıkmayacaktı ve kimse ölmeyecekti. Firma sahibini yakinen tanıyorum, bütün bakımları bütün teftişleri zamanı zamanına yaptırır. Ama keşke trafodaki yalıtım malzemeleri biraz daha kaliteli yapılsaydı. Kaliteli malzeme olsaydı orada yangın çıkmazdı, yani orada kimse gidip ateş tutmaz yansın diye.Tabii ki yangının kesin nedeni hakkında bir fikrimiz yok ama, ben orada mühendis ya da işçi olarak çalışan yakınlarımdan da bu ihtimali duyuyorum. Bir de o makinelerin ayrı soğutma sistemleri var, belki şu anki  soğutma sistemi iyi soğutamadığı için yangın büyüdü.

Yangının çıktığı yerde ilk müdahaleyi yapacak kişiler kimler, o kısımda kimler çalışıyor?

Elektrik mühendisleri var, şefler var, uzmanlar var. Telsizlerle haberleşebiliyorlar , en azından bütün elektriği kesebilirlerdi. Sonuçta oksijenin fazla olmadığı bir ortam, yangının alev alev büyüyebileceği bir ortam yok. Şu an grizu tehlikesi var, eğer öyle bir şey olursa maden komple göçer. O zaman haritadan Eynez köyünü silebiliriz.

İşçilerin çalışma şartları nasıl? Soluma ve sağlık anlamında da..

Madenin bölüm bölüm yerleri var; kazmacısı var, elektrikçisi var, bantcısı var. Herkes farklı bir görevde çalışıyor. Soluma için bildiğimiz bez maskenin biraz daha değişiği kullanılıyor. Sürekli tozun toprağın içindesiniz, bu yeterli olmuyor. Sürekli kurum öksürüyorsun. Büyük makineler yolu yararak ilerlediği için havalandırma olmadığından bütün tozun içindesiniz. Bu yüzden çoğu insan kanser, hepsi genç yaşta çöküyor. Maden insanı çürütüyor.

Çocuk işçi var mıydı?

Reşit olmuş 18 yaşını doldurmuş ,19’undan gün almış herkes çalışabiliyor. 18’ in altında çalışan yok. Orası sigortasız işçi çalıştırılmayan, bu konuda sürekli denetilen bir yer ve çocuk işçi çalıştırmazlar. Ben oraya ilk gittiğimde 16 yaşındaydım, 1 ay çalıştım yaşım tutmadığı ve sigorta yapılamadığı için beni çıkarttılar. Yaşımı doldurunca tekrar girdim.

Sizce maden sorumlusu facia sonrasında yeterince sorumlu davrandı mı?

İsmi Ramazan Doğru, uzun süre bir açıklama yapmadı. Olaydan beri orada olan kimse de görmemiş. O’nun orada işçilerin yanında olması gerekirdi.

İnsanların çoğu en azından benim yakınımdakiler verilen önergeden haberi olmadığı ve bu konuda bir şey yapmadığı için vicdanen kendini sorumlu tutuyor ve oraya gönülden ulaşıp bir şeyler yapmak istiyor. Sizce ne konuda neler yapılabilir?

Aslında şu andan sonra pek yapılabilinecek bir şey yok, uzun bir süre de yok yani. Oraya gittiğinizde sadece çıkanlara bakabilirsiniz, cesetleri görebilirsiniz, fotoğraflarını çekebilirsiniz. Yerin altından da şu saatten sonra sağ çıkacak kimsenin olacağını sanmıyorum. Çıkmasını çok istiyorum Allah’ım benim ömrümden alsın onlara versin. Çok genç insanlar, evliler ve evlenecek olan  insanlar var. Çıkanların hepsi ceset, sedyede canlı biri çıkmıyor. İnsanlar uzun süre kendilerini toparlayamazlar.

( Mert beyle son görüşmemizde bir yakınının cenazesini almaya gittikleri kavunlar için kullanılan soğuk hava deposunda cenazelelerini 372. sırada beklediklerini ve arkalarında cenazelerini almak için bekleyen kişilerin de var olduğunu söyledi. Bu sayı resmi açıklamalarla pek de uyuşuyor gibi görünmüyor. Şükir ki gerçek doğası gereği sızıyor bir yerlerden. Canlarımızdan sayı diye bahsetmenin utancıyla paylaşayım. )

 

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.