Maden değil kapitalizm faciası

14.05.2014 19:32:30
A+ A-

Kapitalizm yine katliam yaptı: Maden faciasında şu an için 200'ün üzerinde ölü var!

Önceki facialarda Bakan, bu tür mesleklerin kaderinde ölüm olduğunu söylemişti. Kader değil kapitalizm onun adı! Kader ancak değiştirme ümidini yitirenler için, mücadele etmeyenler için vardır.

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu'nun değerlendirmeleri bize ışık tutabilir;

''Bu katliamın faili özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarını hayata geçirenlerdir. Yıllarca kamu eliyle üretimin yapıldığı bu sahalar özel sektöre devredildikten sonra iş kazalarında patlama yaşanmıştır. 2002 yılından 2011 yılına kadar kömür madenlerindeki iş cinayetlerini yüzde 40 artış göstermesinin nedeni özelleştirme, taşeronlaştırma sonucu TTK bünyesinde çalışan işçi sayısının üçte bir oranında azalmasıdır. Katliamın faili çalışan işçi sayısını bilmeyen ancak 'işletmede her türlü önlem alınmıştı' diye açıklama yapan zihniyettir. Katliamın faili 15 yaşında çocuğun ölüm haberinin geldiği madenle ilgili 'mevzuata aykırı durum' olmadığını açıklayan Çalışma Bakanlığı'dır. Katliamın faili, daha önce madenlerde yaşanan iş cinayetleri sonrası 'güzel öldüler', 'bu mesleğin fıtratında ölüm vardır' diyerek yeni katliamları meşrulaştıran AKP hükümetidir. Katliamın faili Soma'da madenlerdeki iş cinayetlerinin araştırılması ile ilgili önergeyi 6 ay boyunca gündeme almayanlardır. Katliamın faili, kömürün tonunun maliyetini 130 dolardan 23 dolara indirdiklerini övünerek anlatan işverendir. 130 dolardan 28 dolara indirilmiş maliyetin tamamı iş güvenliğine ilişkindir ve kömürün işçi canıyla düşürülmüştür." (http://ekonomi.milliyet.com.tr/siyah-giyinin-cagrisi-/ekonomi/detay/1882497/default.htm)

Yapılması gerekenler konusunda ise ÖDP'nin önerisi dikkate değerdir;

''Tüm özelleştirmeler derhal iptal edilmeli, özelleştirilen tüm madenler kamulaştırılarak işçilerin yönetimine bırakılmalıdır.

Madenlerin denetimi için emek ve meslek örgütü temsilcilerinin ve bilim insanlarının yer aldığı bağımsız bir kurul oluşturulmalıdır.

Soma Maden Holding'in başkan ve yöneticileri başta olmak üzere işçi ölümlerinin tüm sorumluları yargılanmalıdır.

Hükümet derhal istifa etmelidir.''
(http://odp.org.tr/acimiz-ve-ofkemiz-buyuk/ )

Meselenin özeti bu açıklamalardan okunabilir. 'Büyük' TV kanallarını izleyin, bu hususlara değinen var mı? Oysa ülkemizde devletin maden işletmeleri ile özelleştikten sonraki facialar arasındaki fark açıktır. Özelleşme sonrası bu tür facialar kat be kat artmıştır. İstatistikler ortada! Katliamın faili kapitalizmdir. Bunu görmezden gelen hiçbir açıklama tatmin edici değildir, hiçbir üzüntü samimi olamaz. 

Bu ilk facia değil. İşçi sağlığı ve güvenliğine dönük önlemler kapitalist sistemde bir maliyet olarak görülüyor. İşçiler, biri gitse kolayca yenisi bulunacak basit birer maliyet kalemi olarak değerlendiriliyor. İnsan hayatı değil kar önemseniyor. Karı azaltacağı için gerekli önlem alınmıyor. Alınsa bu tür facialar yaşanmazdı. Peki, kar için iş güvenliği önlemlerini savsaklayan ve bu tür facialara davetiye çıkaran kaç 'iş adamı' hapse girdi bugüne dek? Biri hukuk devleti mi dedi, duyamadım?

Bu katliamdan sonra ne denecek? Başbakan çıkıp 'kader' mi diyecek? 'Bu mesleğin fıtratında var' mı diyecek? 'Ama ekonomi büyüdü' mü diyecek? 'Pardon' mu diyecekler yoksa? TV'de izledim, ''İşin fıtratında var'' dedi. İş güvenliğini maliyetli bulup yeterince önemsememek işin fıtratı değil oysa! Özelleştirme ve taşeronlaştırmadan kaynaklanan ölümlerin 'işin fıtratıyla' falan ilgisi yok. Bu tür açıklamaları duyunca ''Acaba devlet yöneticilerinin, kapitalistlerin fıtratında ne var?'' sorusu akla geliyor.

İslamcılar ölümü ne kadar kolay kabullenebiliyorlar değil mi? Sanki, ''Bulaşık yıkamanın fıtratında var, arada bir bardak kırılır'' der gibi! İnsan hayatının ne demek olduğunu yeterince algılayabildiklerinden şüpheye düşüyorum. İnsanın kanı donuyor!

Üstte ÖDP'nin açıklamasından aktardığım talepler aslında işçi sınıfının mücadelesindeki temel hedefleri oluşturmalı. Mücadele etmezsek ölmeye devam edeceğiz gibi görünüyor. Kapitalizm her toplum kesimini rahatsız eder ama işçilerin canına kastetmektedir. Marks bu yüzden işçi sınıfını işaret etmiştir. Çünkü işçiler kapitalizmin en fazla ezdiği sınıftır. Solun ezilmesi ve güçten düşmesinin Türkiye işçi sınıfını kapitalizm karşısında 'kolay av' durumuna getirdiği anlaşılıyor. Anlaşılan o ki işçi mücadelesinin yükselmesi artık bir hayat-memat meselesi haline gelmiş durumda.  Mesele sadece maden işletmeleri değil. Ülkemizde özellikle genç işsizlik çok yaygın. Çalışanlar da özel sektörde üç kuruş para için günde 10 saat çalışarak, özel yaşamı olmadan, kendine ayıracak vakit bulamadan, rekabet ve stres içinde, iş güvencesi olmadan çalıştırılıyor. Neden herkes KPSS'ye girip devlette çalışmak, memur olmak istiyor dersiniz? Bir düşünün...

Özelleştirmeler hep hangi argüman öne sürülerek savunulur? ''Performans artacak, verimlilik artacak'' denir. Alın size verimlilik! 200'ün üzerinde ölü var! Kapitalizm, hayatları karartmakta çok 'verimli' bir sistemdir.

Geniş halk yığınlarının talepleri basittir: İş güvencesi, iş güvenliği, sekiz saatlik iş günü, kar amacıyla değil ihtiyaçları karşılamak için çalışmak v.b.. Bunlar son derece insani talepler değil mi? 

11 yıldır tek başına iktidar olan bir hükümet var ve böyle bir facia yaşanıyor. Üstelik konu hakkında önceden verlmiş araştırma önergelerini de reddetmişler. Başbakan ise TV'ye çıkmış başka ülkelerdeki maden facialarının rakamlarını veriyor! O faciaların 100 sene evvel yaşandığından veya facia sonrası istifalardan ve alınan tedbirlerden ise hiç bahsetmiyor. Bir başabakan, ülkesindeki facia karşısında ''Başka ülkelerde de oldu ama, çok normal!'' mealinde mi tepki verir? İzlerken utandım. Çok yazık! Özelleştirme, taşeronlaştırma ve kar amacıyla insan yaşamını hiçe sayan kapitalizm gerçeğinin üzerini ümitsizce örtmeye çalışıyorlar. İşin fıtratı böyleymiş!

Kapitalist sistemin tasfiye edilmesi gerekiyor. Sadece madenler değil tüm ekonomi kamulaştırılmalıdır. Kamusal alan demokratikleştirilmeli, kamulaşan işletmelerde yöneticileri çalışanlar seçmelidir. Piyasa ekonomisi tasfiye edilip planlı ekonomiye geçilmelidir. Planlama sendikaların, meslek örgütlerinin, tüketici örgütlerinin ve iş yeri temsilcilerinin katılımıyla demokratik biçimde yapılmalıdır. İş 'kazaları'ndan, işsizlikten, iş stresinden ve yıpratıcı rekabetten kurtulmak, sekiz saatlik iş günüyle kendine zaman ayırabilmek, insanca çalışma koşullarına sahip olmak bir hayal değildir. Bütün bunlar haktır. Bugün hala ABD ablukasıyla kuşatılmış küçücük bir ada olan Küba bu sorunların tümünü çözmüştür.

Derhal sosyalizme geçilmelidir!



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.