Soma Faciası, Hesap Verilebilirlik ve 1862 Sanayi Devrimi Lobisi

14.05.2014 20:16:21
A+ A-

Başbakan Erdoğan, parlamentodaki milletvekili sayısına yakın bir can kaybının gerçekleşme ihtimalinin konuşulduğu Soma Faciası devam ederken yaptığı basın açıklamasında 1862 yılında İngiltere'de gerçekleşen bir kazaya referans vererek siyasi sorumluluk ve hesap verilebilirlik kavramlarında faiz, robot ve vaiz lobilerinden sonra ''Sanayi Devrimi'' açılımı yapmış oldu. Ayrıca hepimiz Dünya'da kömür madenlerindeki kaza istatistiklerinde zirveyi zorlayan ülkemizin liderinin ağzından ölümün madenciliğin fıtratında olduğunu bir kez daha öğrenme fırsatını yakaladık. Son zamanlarda ülkemizin gündemini belirleme gücü tekelini elinde bulunduran iktidara yakın medyanın mantıksal zihin dünyası ve neden-sonuç ilişkisi kurgulama biçimi,  Başbakan’ın açıklamalarını Soma Faciası’nın suçlularının büyüyen Türkiye’nin önünü kesmek isteyen Sanayi Devrimi Lobisi olduğuna kanaat getirirse şaşırmayın.

Soma Faciası ve 1862'ye referans talihsizliği

Sanayileşme adına her şeyin mübah görüldüğü, insan hayatının hiçe sayıldığı, kadın ve çocuk işçilerin ölümüne çalıştırıldığı, sendika kavramının olmadığı ve tüm bu olumsuzlukların sosyalist görüşün doğuşu ve olgunlaşmasına temel attığı 1860'ların İngilteresi'nde gerçekleşen bir kazanın 152 yıl sonra ülkesine ileri demokrasiyi getirdiği iddiasında olan Erdoğan tarafından Soma'daki insanlık dramını hafifletici bir tarihsel olay olarak sunulması kendisinin siyasi kariyerinin en talihsiz açıklamalarından birisi olarak tarihe geçti. Bu açıklamanın önlenebilir bir kaza olması ihtimali oldukça yüksek olan bir yangın sonucu hayatlarını pisi pisine kaybetmiş insanların sevdiklerinde bir karşılık bulması beklenemez. Başbakan Erdoğan’ın ve bu maden ile organik ilişkide olan tüm kamu bürokrasisi yöneticilerinin kazadaki ihmal ve kayıplara yönelik olarak değişik boyutlarda hukuki ve siyasi sorumlulukları vardır. Fakat görünen o ki bu sorumlulukların cumhuriyet döneminde kemikleşen ve de 17 Aralık Süreci sonrası tavan yapan vurdumduymaz aldırmazlıkla gözardı edilme ihtimali oldukça yüksek. Soma Faciası ile ilgili devletin en yüksek ikinci makamının verdiği ilk açıklamada  Al Jazeera Gazetesi temsilcisine verilen tepkisel ayar ve tarih dersi bu ihtimalin varlığını şimdiden ortaya koymuş oldu.

Toplumsal kaderciliğimizin bize kestiği fatura

Demokrasi'nin seçim günü başlayıp yine seçim günü sona erdiği, kamu ve özel sektördeki denetim faaliyetlerinin ''dostlar alışverişte görsün'' mantığı ve korkunç bir nepotomi ile işlediği sistemler bütünümüzdeki yozlaşmanın boyutları yürekleri yakan Soma Faciası ile tekrar gözler önünde. Bizleri tüm dünya milletleri içerisinde olumlu bir çok anlamda ilginç kılan kaderci histerik toplumsal karakterimizin bize en kötü geri dönüşü hayatın her alanında yer alan işini ciddiye almama, dostlar alışverişte görsün çocukluğu, ve hatalarıyla yüzleşmekten kaçınarak gerçekleri saptırma çabasıyla yoğurulmuş; hesap verilebilirlikten yoksun bir devlet ve özel sektör ile yaşamaya mahkum ediyor.

Başbakan Erdoğan’ın tarihsel olaylara referans vererek kendi idari ve siyasi sorumluluğunu savunma refleksinin son dışavurumunda 1860’ların Amerika’sının yer almaması ise hem kendisi hem de bizler için büyük şans oldu. Zira o dönemde Amerika’da siyahilerin köleliğinin resmi olarak devam ediyor oluşu mevcut durumun talihsizliğini daha da arttırabilirdi. Erdoğan ve AKP yöneticilerinin batı dünyasına verdikleri referanslarda kendine her zaman üst sıralarda yer bulan Amerika'nın 1862'de iç savaş halinde olması ve bu dönemde kömür ocaklarında ölümlü kaza olmaması Soma'daki toplantının içeriğine sıkıntı yaratabilecek bir durumun girmesini otomatik olarak engellemiş oldu. Buna da şükür diyelim mi?

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.