Tabut manzaralı lüks evler

14.05.2014 03:42:15
A+ A-

Soma'daki facianın boyutunu öğrendiğimden beri kendimde değilim. Dillendirilen rakamları kabullenebilmek sonra da hiçbir şey yaşanmamış gibi hayata devam etmek mümkün mü?

Saatlerdir televizyon kanallarını tarıyorum iyi haberler gelir de hepimize derin bi' nefes aldırır rahatlatır diye. Bir reklam... "Rüya gibi bir yerde yaşamaya ne dersiniz? Artık herkes ev sahibi olacak ya da herkes demeyelim de küçük bir bölümünüz diyel... Tamam gerçeği söyleyelim hiçbiriniz bu evlere sahip olamayacaksınız yine de birgün bu evlerden birinde oturabilmek umuduyla gecenizi gündüzünüze katarak çalışacaksınız. Paranız olmasa da hayalleriniz var, yetmez mi? Sigortanız yok mu, üzülmeyin reklamlarda görebileceğiniz güzel evlere doya doya bakabilirsiniz nasılsa. Ultra lüks evler hem de. Yiyecek ekmeği zor buluyorsunuz biliyoruz ve dert etmiyoruz siz de dert etmeyin çünkü bizim evlerimiz muhteşem, yüzme havuzundan bahsetmiş miydik? İnşaatlarda madenlerde setlerde üç kuruş kazanmak için sudan sebeplerle saçma sapan ihmallerle ölebilir insanlar ama dedik ya biz şahane evler yaparız üstelik tenis kortu bile var. İnsanca yaşamak için gereken şartlara sahip değilsiniz, düşündüğünüz şeye bakın tenis kortu olan bir evin varlığını öğrenmeseydiniz daha mı iyiydi? Ayrıca zenginler için yaptığımız o evler ve o evler sayesinde servetine servet ekleyenler elbette işçilerden daha önemli olacak. Malum zengin insan patron demektir patronlar iş demektir. İş, ekmek demektir. Asgari ücretle sigortasız ve iş güvenliği olmadan çalışmak için can atan kaç kişi var biliyor musunuz? Ne olmuş yani evlerimiz tabut manzaralıysa? Haydi şimdi izlediğiniz diziye yarışmaya ya da magazin programına geri dönün ve sadece reklamlarda görebileceğiniz bu evlere hiç heveslenmeyin. Unutmadan sakın ha sorgulamayın yargılamayın. Neden ben daha çok çalışıp daha az kazanıyorum neden ben o evlerde oturamıyorum neden ben o evlerin kapısından bile alınmıyorum diye düşünmeyin, sakın."

Son yıllarda cinayet tanımına uyan yüzlerce ölüm haberi aldık. O kadar çok ki, sanki herkes ölüyor artık, sen ben hepimiz ölüyoruz birer birer. Ölüm haberleri gazetelere sığmıyor, televizyonlara sığmıyor hiçbir yere sığmıyor! Evimde otururken bile burnuma kan kokusu geliyor. Ama olsun bizim duble yollarımız var değil mi? Hiç binmediğimiz binemeyeceğimiz uçaklarımız var. Hiç gitmediğimiz AVM'lerimiz hiç kullanmayacağımız köprülerimiz var. Hiç alamayacağımız evlerimiz var. Hiç alamadığımız haklarımız var. Hiç göremeyeceğimiz demokrasimiz hiç nasiplenemeyeceğimiz adaletimiz var! Hiç yaşamadığımız olağanüstü harika bir ülkemiz var, öyle değil mi? Bizim lüks evlere bakan fakat o evlerden hiç görülmeyen tabutlarımız var! 

Kan kokuyor bu ülke! Ve bu ülkenin %50'si kana doymuyor doyamıyor! Bu ülkenin %50'si işlediği cinayetleri fark etmiyor, öldürdüğü insanları görmüyor, eline bulaşan kanın kokusunu almıyor! Çünkü yolları var onların, uçakları, dinleri imanları var... Hırsları var, bitmek tükenmek bilmeyen leş gibi bir hırsla kuşatılmışlar! Vicdanları öyle çürümüş ki işledikleri cinayetlerin döktükleri kanın kokusunu bastırıyor!

Soma faciasını anlatacak kelime bulamıyorum, düşünün siz bulabilecek misiniz? Ama merak etmeyin böyle facialara makyaj yapmayı iyi bilenler cinayetleri ballandıra ballandıra anlatanlar ihmal ölümlerini şehitliğe bağlayarak çoklukları ikna edenler görevlerini en iyi şekilde icra ediyorlar. Biz bu faciaları anlatacak tek kelime bulamazken onlar bu acıların yaratacağı infialleri, pervasız açıklamalarla kısacık süreler içinde SIFIRLAYIP yollarına devam ediyorlar. Biri diyor ki mesela "Karbonmonoksitle ölüm tatlı ölümdür." Bu cümleyi kurabilecek kadar şaşırmış birine nasıl cevap verilir, ne denir? Aynı tornadan başka biri "Gezi yıl dönümünden 2 hafta önce yaşanan Soma faciasına ne sebep oldu, çok merak ediyoruz. bulunmalı!" Haydi söyleyin, ne diyelim bu adamlara. (Adam ne garip bir kelime) Ülkenin bekası istikrarı önemli zira. Maazallah bekaya ya da istikrara bir zeval gelirse halimiz nice olur? Sahi nice olur? Daha mı çok ölürüz mesela daha mı çok bölünürüz daha mı çok nefret ederiz birbirimizden, daha mı çok aç kalırız? N'olur biri bana söylesin? Bu adamlara ne söylenir, her şey daha ne kadar kötü olabilir? Hiç alamayacağımız evler başımıza mı çöker yoksa, NE OLUR?

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.