Okan Gürvardar: Twitter'a ilgi azalıyor, Instagram revaçta...

02.01.2015 00:49:27
A+ A-

Özellikle akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle, sosyal paylaşım sitelerinin etkili büyüsüne kapılarak kafamızı telefona gömüp yanı başımızdakilere dahi kör olduğumuz yeni bir dünyada yaşıyoruz.   Bu dünyayı daha iyi anlayabilmek için sosyal medya uzmanı Okan Gürvardar’a merak ettiklerimizi sorduk.  

İşte söyleşimiz:

Bilmeyenler için kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Kimdir Okan Gürvardar?

29 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun olduktan sonra, senelerdir aktif rol aldığım ve freelance olarak çalıştığım sosyal medya alanında profesyonel hizmet verebilmek amacıyla kendi ajansımı kurdum.

Sosyal Medya alanı derken, tam olarak neyi kastettiniz? Çünkü sosyal medya günümüzde çok geniş bir kavram haline geldi?

Özetle; hepimizin sıklıkla kullandığı ve artık gündelik hayatın bir parçası haline gelen Facebook, Twitter, Vine ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında markalar ile hitap ettikleri kullanıcıları buluşturuyor ve iletişim kurmalarını sağlıyorum. Çünkü bunu kendi başlarına yapamıyorlar.

Sizi, sosyal medya uzmanlığınız yanında, ayrıca sizi Twitter fenomeni ve yazar kimliğinizle de tanıyoruz. Bu özelliklerinizden bahsetmediğiniz dikkatimi çekti, neden?

Onlar benim hobim. Dolayısıyla yetkin olduğum konu olan sosyal medya yöneticiliğini ön planda tutmayı tercih ediyorum.

Twitter fenomenliği bir hobi olabilir mi? Mesela ben, gideyim bir Twitter fenomeni olayım diyebilir miyim? İnsanlar hobi olarak Twitter fenomeni olabilir mi?

İç dünyasını ve mizahını 1-2 cümleyle çoğunluğun anlayıp kabul edeceği şekilde yazma kabiliyeti olan herkes Twitter fenomeni olabilir. Tabii bu bir süreç gerektiriyor. Ben internet kurdu olduğum için birçoklarından önce, 2007 yılında Twitter’ı keşfettim ve 8 senedir bunu hobi olarak sürdürüyorum. Haliyle iyi veya kötü bir ismim oldu orada. Elbette ki, bunu hobi haricinde, para kazanma amaçlı yapanlar da var. Ancak benim kişisel görüşüm, işin içine para girince bunun hobi olmaktan çıkıp profesyonel bir hale dönüştüğü yönünde.


Yani Twitter fenomenliği bir meslek midir aynı zamanda?

Evet. En azından yakın bir zamana kadar öyleydi diyebiliriz. Markaların Twitter’ı keşfetmesi 2011 yılında gerçekleşti ve takipçi sayısı yüksek olan ve daha ziyade ajanslarla bağlantısı olan Twitter kullanıcıları reklamlar almaya başladı. Bu da söz konusu Twitter kullanıcıları için düzenli bir gelir demekti. O saatten sonra bu kullanıcılar için artık Twitter bir hobi değil, sabah 9 gece 12 mesaili bir iş haline geldi.

Geçmişte başka sosyal paylaşım siteleri ya da uygulamaları olmuştu ama asıl Facebook ile patlayan bir sosyal paylaşım akımı başladı ve bunu Twitter, Vine, Instagram takip etti. Sanki bu yolculuğun bir hikayesi var gibi geliyor bana. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu tamamen internet teknolojileriyle bağlantılı. Örneğin, 2000’li yılların ilk yarısındaki düşük bağlantı hızları internette sadece yazmaya olanak tanıyordu. 4 yıl boyunca internet = forum olarak yaşadık. Başka da bir platform yoktu zaten, Ekşi sözlük hariç. 2004 civarları bir değişim oldu. ADSL yaygınlaştı, internet hızları nispeten düzeldi ve Amerika’daki girişimlerle yeni mecralar oluştu. Blogger, Wordpress derken, resimli günlük diyebileceğimiz ve forum çatısından kurtulduğumuz, herkesin kendine özgü adresinin olduğu blog furyası başladı. 3 sene de böyle idare ettik. Ama bir şey eksikti. Sesimizi yeterince duyuramıyorduk hala. Kimsenin de değişen yaşam koşulları sebebiyle bizi keşfetmeye vakti yoktu artık. Bu açığı keşfeden Jack adında bir Amerikalı ise, yeniden insanları tek çatı altında toplamak suretiyle Twitter diye bir site kurdu. Aslında bu forum ve blogun karışımdan başka bir şey değil. Sadece kısa yazmak zorundaydık ve yazdıklarımızı beğenen biri, bizi kolayca paylaşabiliyordu. Bu da insanların internete harcadıkları zamanla ilgili şikayetlere çözüm oldu.
Yine yıllar içerisinde bağlantı hızlarının gelişimi ve akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte bunu resim paylaşımları yaptığımız Instagram ile video paylaşımları yaptığımız Vine izledi. Aynı dönemde popülerlik kazanan Facebook’u ise apayrı değerlendirmek gerekiyor.

Söylediklerinizden anladığım kadarıyla insanların Twitter’a olan ilgisi gün geçtikçe daha da azalıyor?

Aynen öyle. Çünkü Twitter artık günümüzdeki ihtiyaçlara cevap veremiyor. İnsanlar, Instagram ve Vine aracılığıyla kendilerini görsel olarak ifade etmeyi daha çok sevdiler.

İhtiyaçtan bahsettiniz. Sizce nedir insanların ihtiyacı?

İnsanlar yaşadıklarının farkına varmak istiyorlar. Temel ihtiyaç bu aslında. Yaşanan her şeyin, hafızadaki birkaç görüntüden ibaret kalması yerine, bunların başkalarının da görebileceği şekilde arşivlemek istiyorlar. Eskiden bunu misafirler geldiğinde gösterebilmek için fotoğraf albümü şeklinde yapıyorduk. Şimdi internette. Başkalarının bu yaşananlara gösterdiği tepkiler, o şeylerin gerçekten yaşandığını ve hayatın içinde olduğumuzu hissettiriyor bize.

Az önce Facebook’a ayrı bir yere koymak lazım dediniz. Hepimiz biliyoruz ki, diğer sosyal paylaşım sitelerinden farklı olarak Facebook’u 7’den 70’e ve her kesimden herkes kullanıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, artık o bir nüfus cüzdanı gibi. Diğer bütün sosyal medya platformları hem teknik hem tematik anlamda belli bir konuya odaklı. Mesela Vine’da video paylaşımından başka bir şey yapamazsınız. Haliyle bu, kişinin o konudaki kabiliyetine ve hayattaki akışın ne kadar içerisinde olabildiğiyle ters orantılı bir kullanım kısıtlaması getiriyor. Oysa Facebook, diğer tüm sosyal medya platformlarını kapsamasının yanı sıra, hayatın akışı içerisinde olmayan insanların da içerik üretmesine, en azından paylaşmasına imkan tanıyor. Diğer bir ifadeyle, diğer platformlardaki “vitrin” niteliği, burada kendini “ev hali” diyebileceğimiz bir ortama bırakıyor. Eskinin akraba ziyaretleri ve onların hayatlarının gidişatı hakkında aldığımız bilgiler, artık Facebook’tan edinilebiliyor. Biz de bayramlarda köye değil tatile gidiyoruz artık. Zaten rakamlar da bunu göstermekte. Dünyada internet erişimi olan her 4 kişiden 3’ü Facebook kullanıcısıyken, Instagram ve Twitter’da bu %10’u yeni yeni bulmaya başladı.

Kısa kısa bahsettiniz ama, görünen o ki şu anda Instagram revaçta. Bunun ana nedeni, görsel paylaşım mıdır? Ne dersiniz?

Sosyal medyayı bir dergiye benzetin, Instagram tam anlamıyla “resimlerine bakıp geçmek” oluyor. Bunu çok seviyoruz. Okumak maalesef artık bir zaman kaybı olarak görülüyor. Bu kullanıcı eğilimi de Instagram’ı daha popüler hale getirdi. Zaten Twitter’dan 4 sene sonra kurulmasına rağmen, kullanıcı sayısı olarak onu geride bırakması da bunu gösteriyor.

Vine da görsel paylaşım hizmeti veren bir platform, Instagram kadar kullanılmamasının sebebi ne öyleyse?

Her ne kadar bu vitrinlerde gerek genel gerek özel paylaşımlar yaparak hayatlarımızı gözler önüne seriyor olsak da, içgüdülerimiz bu denizde çok da açılmamamız konusunda bizi uyarıyor. Vine, insan psikolojisinin bu gizlilik önlemini ihlal eder bir konumda. Çok fazla ifşa. Instagram ise doyurucu olmasının yanı sıra, bu ihtiyaca tadında bir cevap vermeye yetiyor. Bu sebeple Instagram daha da popüler hale gelecek diye tahmin ediyorum. Biz de Priz Ajans olarak çalışmalarımızı bu platformda yoğunlaştırdık.

Sosyal medyanın gündemi belirlemesine ne diyorsunuz? Örneğin, haber bültenlerinde, ulusal gazetelerde her gün sosyal medyanın belirlediği gündemlere yer verilmekte.

Bunun iki nedeni var. Birincisi, konvensiyonel medyadaki gündem, belirli bir grup tarafından oluşturuluyor. Atıyorum, bir gazetedeki 40 çalışan, 76 milyona gündem sunmaya çalışıyor. Oysa sosyal medyadaki gündem, belirli bir zümre ya da grup tarafından değil, doğrudan bizler tarafından, yani bizi daha çok ilgilendirecek konular üzerine gelişiyor. İkinci nedeni ise, akıllı telefonlar ve mobil hayat sayesinde gündem hızla yaşanıp tüketilmekte. Konvensiyonel medya bunu birkaç saat, hatta bir gün arayla takip edebiliyor. Artık günlük gazeteleri, şu anda ülkede neler oluyor diye değil, geçmişte ülkede neler olmuş diye okur hale geldik. Bana sorarsanız, basılı gazetelerin çoktan tedavülden kalkması gerekiyordu ama daha birkaç senesi var herhalde.

Sosyal medyayla ilgili klişe bir tartışma var. Bir kesim sosyal medya insanları yalnızlaştırıyor derken, bir kesim de bunun aksini savunuyor. Sizce?

Eskiden arkadaşlarımızı seçemezdik. İşte, okulda, yani çevremizde kimler varsa, artık şansa kalmış, onlarla sözde arkadaş olurduk. Sosyal medya ise insanlar arasındaki mesafeyi kısalttığı için daha kafa dengilerimizi bulabiliyor ve onlarla isabetli dostluklar kurabiliyoruz. Bunu dijital olmayan hayata, yani gerçek yaşama ne derece yansıtabildiğimiz, bizim kişiliğimizle ilgili. Bir insanın sosyal olmaya niyeti yoksa, internetsiz bir dünyada da o şekilde yaşamaya mecburdur.

Sosyal medyanın şöyle bir avantajı da yok mu: Mesela, siz yukarda “okumak artık zaman kaybı olarak görülüyor” diye bir cümle kurdunuz. Yani daha az okuduğumuzu ima ettiniz. Oysa ben sosyal medyanın yaygınlaşmasından önce Türkiye’de daha az kitap okunduğunu ama artık toplumun okumak üzerine daha çok bilinçlendiğini, gerek dergi gerek kitap yayınları hakkında daha hızlı bilgi edindiklerini ve yine bu yayınlar üzerine yapılan yorumların okumaya teşvik edici olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple Türkiye’de okuma oranının giderek arttığını düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Okumak sonuçta bir göz egzersizi değil, bir beslenme yöntemi. Eski hayatın kısıtlı imkanları ile beslenmek sadece ve sadece kitaplar aracılığıyla mümkündü. Ancak internet ve sosyal medya ile kolayca ve ücretsiz ulaşabildiklerimiz, bu beslenme ihtiyacımızın büyük kısmını karşılar hale geldi. Bu sebeple, Türkiye’de artık daha fazla kitap okunduğunu düşünmüyorum ama daha fazla kitap satıldığını biliyorum. Hatta bunda aktif rol oynuyorum. Dediğiniz gibi, yayınevlerinin sosyal medyayı kullanarak kitap okumayı ve yayınlarını ilgi çekici hale getirmesi, insanları kitap okumaya ve satın almaya teşvik ediyor. Biz de Priz Ajans olarak tam anlamıyla bunu yapmaktayız. Çalıştığımız markaların çoğu yayınevlerinden oluşuyor. Geri dönüşlerden de çok memnunlar.

Peki, sosyal medyayı 3-5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Kolumda görüyorum. Bu elbette donanım teknolojilerine bağlı olarak gelişecek bir süreç. Masaüstü, dizüstü gibi araçların profesyonel kullanımlar haricinde tamamen ortadan kalkacağı artık herkesin malumu. Daha şimdiden sosyal medyadaki mobil kullanım oranı %80’lere dayandı. Ben 5 sene sonra yüzüğüm aracılığıyla fotoğraf çekip Facebook’ta paylaşabilmeliyim.

Son olarak söylemek istedikleriniz?

Bizi takip edin ve kitap okuyun.

Bu güzel söyleşiyi kabul ettiğiniz, sosyal medya üzerine bilgi ve tecrübelerinizi samimiyetle paylaştığınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.


Çetin Korkut

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.