scorecardresearch.com AKP Cemaat Çatışması, Aleviler-Kürtler ve Devlet Gerçekliği! - Zerdüşt Mani Mansur - Radikal Blog

AKP Cemaat Çatışması, Aleviler-Kürtler ve Devlet Gerçekliği!

17.01.2014 12:32:25
A+ A-

AKP ile Gülen Cemaatinin devlete sahip olmak için bir araya gelişleri kutsal davaları; toplumun tümünü olmazsa bile en azından kendilerine inanan imanlılarını-müritlerini
İslami eşitlik içinde yaşamak-yaşatmak değildi! İktidarın-devletin olanaklarını ele geçirip ülkenin zenginlik kaynaklarını talan-yağma-soygunla tüketmek, kamu malını devletin zorba yasalarıyla ele geçirip hazinesini tam-takır etmekti. Ettiler. Elbette, birlikte düştüler talan-yağma yoluna. Birlikte yürüdüler iktidarın anlı-şanlı-şatafatlı yollarında, birlikte parça parça kopardılar halkın canından-malından; lime-lime, tike-tike.

İktidarın efsunlu örtülerinin rengi hiç fark etmez; ister mavi-beyaz ister yeşil olsun, bu örtünün altına girenleri iflah olmaz doyumsuzluk sarar: hepsi bana! Çıngar-dalaş-kavga bundan sonra başlar. Çünkü iktidarı sahiplenmenin sevdası-tutkusu-hırsı melankolik-platonik aşka benzemez! Devlet denilen aşüfte-düşürücü aparata bir kez sevdalanmaya görsün gözü kara iktidar tutkunları, iktidarın delileri; gözünü öylesi hırs bürür ki, kendisini dahi tanıyamaz hale getirir. Yönetmek-erk-devlet gözlerinin ferini, vücudunun terini öyle soğutur ki alimallah, müminlerin adına düşülen yolun hâkimiyeti milliyet davasının lafı dahi edilmez!

İnanç-din-iman=İslam-Müslümanız yaftalarını boyunlarına asmışların iktidarın-devletin koridorlarında dolandıkları günden itibaren kutsallıklarına nasıl helal getirdiklerini aklıselim insanlar ilk günden, beyni ve aklı dumura uğramışlar ise ancak yıllar geçtikten sonra anlayabildiler. [anladıklarından da hala kuşkuluyum. Onca vurguna-soyguna-talana rağmen kamuoyu yoklamaları AKP’nin oy oranını %42ler de gösteriyor]
Devletin “laik” oluşuna inandırılan modern pozitivist ilerlemeciler “laisizm” manivelasıyla devlete doğru meylettirilir, devletin yedek lastiği işlevi gördürülürken, dini gericilik-fanatizm-şeriatçılık tehlike olarak gösterilir, kurtarıcı olarak da laik devlet baba nosyonu beynine-güzüne sokulur! Laikler giderek devletin “kurtarıcı” yanılgısının şulesine daha fazla kapılır. İslam-Müslümanlar ise bir başka yalanın-talanın-sevdanın yollarına düşer; cihadın-İslam sancağının yedi iklim, yetmiş yedi noktada dalgalanması hevesiyle yalanların payandası olurlar. Devletin üstüne örtülen din-iman-kuran ayetli-vahiyli-hadisli yeşil renkli efsunlu pelerin geçirildiğinde o devlet artık şerbetli devlettir. Abdestli, cihat-itaat namazı da kılınmışsa durdurulması namümkün! Bir kesimi laiklik ile kandıran devletin ali akıllı toplum mühendisleri diğer tarafı da “yeşil evliya” örtüsüyle gizlenmiş baskıcı alete inananlara cenneti bahşederken, inanmayanlara da cehennemin yollarını kızgın taşlarla döşerler.
Devlet hiçbir zaman çıplak olmaz. Mutlaka üstüne giymesi gereken farklı tonlarda giyeceklere ihtiyaç duyar. Devletin toplum mühendisleri bin yılların tarihsel-toplumsal süreğinde tecrübe-deneyim sahibidirler. Eldeki birikimle-deneyimle toplumsal mühendislik alanında yetkinleşirler. Devlet; yalnız sermaye ve güç biriktirmez o aynı zamanda iktidara hevesli dini-imanı kuvvetli ruhbanlardan oluşma vaftizciler, günahları temizleyenler ekibini de içine alan şerbetliler ve üfürükçüler mollalar sınıfını da kendi içinde örgütler. Berkitlimiş devlet aparatı çıplak dolaştığında sokaktaki çocuk dahi devletin giysisiz dolaştığını görünce ne menem ucube yaratık-varlık-alet olduğunu algılar: Egemenlikçi hukuktur, halktan soyutlanmış parlamentodur, savaş ordusudur, polis gücüdür, gizli-açık paramiliter güçlerdir, kontra ekipleridir, işkenceci-katliamcıdır. Ve o çocuk şunu söyler: “Meğerse tüm bu kirliliği örten incecik tülmüş gözlerimizin üstüne atılan.” Çırılçıplak bir devlet tarihte ancak Hitler-Mussolini-Franco-Evren faşizminin zincirlerinden boşalmış dönemlerinde görülür.
Devletin üstüne örttüğü incecik tül perdeler; “burjuva demokratik devlet; Şeriat devleti; laik devlet; demokratik devlet; parlamenter devlet, Jakoben devlet, Bonapartist devlet, I-II-III olmadı IV. Cumhuriyet vb. gibi devletlerinin farklı versiyonlarının tümünü de örter incir yaprağıdır. Nihayetinde özünde hepsi de devlettir. Mavili Karaoğlan ile yeşilli İslam-Müslüman bütün şerbetlilerin dolaştıkları koridorlar ortaktır. Yalaklarda oraktır! Siyah renkli fascinolar da aynı dehlizlerde fink atarlar. Hepsi de birbirlerine gerdan kırarak bakarlar.

Devletin toplum mühendisleri seksen yıllık yalanıyla din ile devlet işlerinin bir birinden ayrı olduğunu iddia etti. Seksen yıl bu yalanla devletin-iktidarın otokratik-teokratik maskesini gizlemeyi başardı. Ancak, laikliğin devletin çirkin suratını örten maske olduğunu, çağımızın modern iktidarına alet edildiğini tarihte belki de böylesine rastlanmayacak kadar koyulaştırılmış halini yaşıyoruz.

Maskeli ve maskesiz tanrılar, örtük ve çıplak tanrılar; kral-tanrılar-tanrı krallar, rahipler-firavunlar ve iktidar-devletin dindar ile laik olan yalanlarının maskeleri düşüyor, sırları dökülüyor.

Alevi felsefesinin-yaşam gerçekliğine dayalı devlete ilişkin anlamlı tarihsel değerlendirmeleri var.

Aleviler, özellikle Kürdistani Kızılbaş-Alevilerin her daim devlet için söyledikleri anlamlı söz vardı: “devlet babanın eşşeği de olsa sakın binme, öyle bir çarpar ki seni yere, yediğini ağzından burnundan getirir” derlerdi bilge insanlarımız. . Boşuna söylenmiş sözler değil; bin yılların devletçi sistemlerinden çektikleri acıların-katliamların-soykırımların imbiğinden süzülmüş anlamlı bilgece sözledir. Devletin hizmetine giren her kim olursa olsun o aslına yabancılaşır-şirretleşir-ceberrutlaşır ve tiranlaşır. Bu evrimleşme kaçınılmaz yasadır. Kimse devleti kendi iyi niyetine göre değiştirip dönüştüremez. Derse de aldatandır-şarlatandır-kandıran ve dolandırıcıdır. [tıpkı günümüzde göründüğü gibi] Binlerce yıllık gelenek devleti öylesine hale getirmiş ki, vicdanında-ahlakında-merhametinde acıma yoktur. Görülmemiş ki halk için bir gününü halka adamış olsun. Hakikat dahi mumla aranır devletin dehlizlerinde.
Denilecek ki; madem devlet bu kadar ahlaksızsa niçin BDP-HDP benzeri partiler Alevilerin-Kürtlerin=tüm ezilenlerin hakkını devletin koridorlarında savunuyor!

Devletin ne zalim-ahlaksız-vicdansız sömürü aparatı olduğu gerçeğini bilenler meselenin bilincinde olanlardır. Farkında olmayan milyonlarca ama milyonlarca insan var. Sosyalist geçinenler dahi var. Devletin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için onların dolandıkları koridorlarda onlarla bütünleşen değil, ama onlara rağmen kirlerini-rezilliklerini-ahlaksızlıklarını-pisliklerini deşifre edecek; ahlaklı-vicdanlı-haysiyetli-onurlu; eline-beline-diline hâkim insanların düşkünlüğe kapılmadan tüm rezillikleri ayan-beyan korkmadan halka yansıtmak, gerçek yüzlerini deşifre etmek için oradadırlar. Onların devlet eliyle halkı yönetme kendilerini halkın üstünde görme zihniyetleri olamaz. Çıkarsa da birkaç iflah olmaz, onları da sistemin dönen acımasız çarklarına bağışlarız!
 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.