scorecardresearch.com Cemaat’in sol adayları ve Sırrı Abê - Aylin Güler - Radikal Blog

Cemaat’in sol adayları ve Sırrı Abê

18.11.2013 12:06:29
A+ A-

AK Parti bugüne değin pek çok badire atlattı. Darbe teşebbüsleri, kapatılma davası, nadir de olsa parti içi kavgalar, e-muhtıralar ve tabii ki Gezi Süreci. Hiçbiri, ama hiçbiri, Gülen Cemaati'nin dershane tartışması kadar etkin olmadı.

Kolun kırılıp, yen içinde kaldığı AK Parti'de ilk kez böylesine büyük bir kırılma yaşanıyor. Partinin basın organları Cemaat'i yalancılıkla suçluyor, Cemaat'ten firavunluk yakıştırmaları geliyor. Camia'yı temsil eden Gazeteci ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil ise AK Parti'nin dershanelerle ilgili bu tavrının, yerel seçim öncesi ülkede duygusal kopuşu çok ciddi olarak hızlandıracağını düşünüyor.

Ve biz, iktidar kanadındaki böylesine bir kavgaya tanık olmayan sol da, şaşkınlıkla olan biteni izliyoruz. Zira AK Parti, tarihinde görmediği bir muhalefeti şu an görüyor, hem de kendi tabanını oluşturan önemli bir koldan.

Hükümet baltayı taşa vurdu

Samanyolu TV'nin aralıksız yayını, Zaman'ın özel dershane bülteni, Cemaat taraftarlarının 72 saati aşan hashtag maratonu. Bütün bu tartışmalar, mütedeyyin taban nezdinde Diyarbakır Buluşması'nın dahi gölgede bırakabiliyor.

Twitter'dan bakarsanız, Cemaat tıpkı Gezi'deki gibi bir maratonu koşuyor. Çalışanlar sabah mesaiye, öğrenciler okula gidiyor, akşam oldu mu herkes Twitter başına geçip hashtag kasıyor! Ve Başbakan'ın danışmanları da, Cemaat'in ileri gelenleriyle gece yarılarına kadar dershane mevzusunu tartışıyor. Sadece Twitter'daki bu diyaloglar bile, Hükümet kanadının baltayı nasıl bir sert taşa vurduğunun kanıtı.

Zaman'ın dershane haberi önce yalanlanmıştı, sonra tartışılacak dendi, en sonunda da bir 'memur'un projesine dönüştü. Yani Hükümet biraz geri adım atıyor. Dik duruşundan taviz vermeyen Başbakan Erdoğan ise karizmasına leke sürdürmemek için kasten topa girmiyor.

Ama mevzu açık, Hükümet bu dershane tartışmasını sona erdirmek zorunda. Yoksa zaten kırılan kalpler, bir daha tamir olmamak üzere paramparça olacak. Ya geri adım atacak, ya da yerel seçime böylesine gergin bir atmosferde girmek zorunda kalacak.

İşte bu noktada devreye yerel seçim aktörleri giriyor.

Topbaş'ın işi kolay değil

Her ne kadar İstanbul'da anketler, CHP'nin potansiyel adayı Mustafa Sarıgül ile AK Parti'nin potansiyel adayı Kadir Topbaş arasında birkaç puan fark olduğunu gösterse de, AK Parti tabanında yaşanan bu kırılma, bu anketlerde Topbaş'ın elini zorlaştıracak gibi. Zira İstanbul'daki seçmen, Anadolu'daki muhafazakâr/mütedeyyin tabana göre biraz daha hizmet sevdalısı. Partizan değil. Dolayısıyla AK Parti'yi biraz daha zor günler bekleyebilir.

Gelelim, Sırrı Süreyya Önder'in aday adaylığına. Önder'in, Fethullah Gülen'i geçmiş olsun dileğini iletmek için aradığının ortaya çıkması tabanında şaşkınlık uyandırmıştı. Zira KCK Operasyonları'nın nedenini Cemaat'e bağlayan seçmen, Önder'in bu tavrını anlamakta zorlanmıştı.

Ancak daha önce Zaman gazetesine verdiği röportajdan kendisini 'Nurcu sosyalist' olarak tanımladığını ve Bediüzzaman ile Cemaat'e sıcak baktığını hatırlıyoruz.

Mustafa Sarıgül ise Ermeni, Rum, Yahudi ve tabii ki Müslüman her türlü cemaatin yemeklerinden, toplantılarına koşan birisi. Fethullah Gülen'i önemli bir şahsiyet olarak gördüğünü söylüyor, dershanelerin kapatılmasına karşı çıkıyor.

Sıradan bir seçim olmayacak

Şunu kolayca diyebiliriz ki, solun iki büyük adayı da, partiler üstü bir oluşum olduğunu sık sık vurgulayan Cemaat'e göz kırpmaktan kaçınmıyor. Dolayısıyla oylar tek bir aday üzerinden şekillenmiyor. Buna bakarak 'sıradan' bir yerel seçim süreci geçirmeyeceğimizi söyleyebiliriz. Tıpkı 'sıradan' bir yaz geçirmediğimiz gibi.

Gezi Parkı Direnişi'nde dozerin önünde duran Sırrı Süreyya Önder, bu davranışıyla büyük bir kesimin takdirini kazanmıştı. Ancak, BDP'nin önde gelenlerinin Gezi'ye farklı bakış açılar getirmesi, özellikle kimi ağızlardan çıkan 'darbecilik' iması, Batı'da yanan bu isyan ateşine Kürt illerinden kayda değer bir desteğin gelmemesi toplumun bazı kesiminde, özellikle sosyalist kanatta hayal kırıklığı yarattı.

Önder, yeni yeni palazlanan HDP oluşumuyla ve kendi kimliğiyle bu sorunların üstesinden gelebilir. Ama seçim sonuçlarına pragmatist bir bakış açısıyla yaklaşmak, tüm bu birikimleri bir çırpıda silip süpürmez mi? Önder gerçekten kazanabilir mi?

Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı'nda olan biteni unutmuş değil. Çözüm için adres olarak sandığı göstermişti ya, işte sandık geliyor. Pek tabii ki Topbaş'ın yeniden kazanması, Erdoğan'ın Gezi Parkı'ndaki projesine güvenoyu verecektir. Bununla da kalmayıp, sık sık diktatörlük suçlamasıyla karşı karşıya kalan Erdoğan'ın 'tek adamlı yönetim anlayışı'na meşruluk kazandıracaktır.

AK Parti'de kırılmanın yaşandığı böylesine bir dönemde, Sırrı Süreyya Önder'in kendini ispat etme çabası, kısa vadede HDP gibi bir oluşumun var olduğunu kanıtlasa da, orta ve uzun vadede AK Parti'nin işine yarayacaktır. Nihayetinde, Sırrı Süreyya Önder'in, Gezi'de kendi eliyle durdurduğu dozere, Topbaş'ı yeniden seçtirerek yol vermesi anlamına gelecektir.

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.