Ceylan'ın katilleri için takipsizlik kararı verenler! Ceylan'ın gözleri peşinizi bırakmayacaktır!

05.04.2013 15:19:35
A+ A-

 

“Bütün patikaları tutmuş ölümden önce

Küçük bir Ceylan gezerdi bu dağlarda.

Kocaman yeşil gözleri

İnsanın içinde kaybolduğu bir orman şimdi.

Ölüm niye küçük Ceylan’ları seviyor?

Çünkü sürüyor kuzuların sessizliği…”

 

Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, 28 Eylül 2009 yılında Diyarbakır’ın Lice İlçesi Şenli Köyü’nün Xambas Mezrası’nda 28 Eylül 2009 tarihinde karakoldan atılan patlayıcı madde sonucu yaşamını yitiren Ceylan Önkol’un (12) ölüm nedeniyle açılan soruşturmada şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verdi.

Bu takipsizlik kararı Roboski için “kasıt yok” kararı veren ve mecliste iktidar partisinin komisyondaki üyelerinin “evet” oyuyla kabul edilen “Roboski Raporu” kadar vicdanları yaralamıştır. Barış umudunun çok yüksek olduğu bugünlerde, bu iki durum sürece sabotedir. Bu iki karar, vicdanları yaralamıştır. “Kamuoyu vicdanı” dememeyi uygun görüyorum. Çünkü bu ülkede “kamuoyu” genelde iktidarın algılarıyla şekillenen bir alan. “Kamuoyu vicdanı” güçlü olsaydı, örgütlü olsaydı, belki bugün daha bir umudumuzun arttığı barış durumunu yıllar önce yaşardık, bu kadar insan da yaşamını yitirmezdi.

Bu kararı verenler; Ceylan’ın gözlerine nasıl bakabilir? Roboski’de katırlar üzerinde taşınan parçalanan bedenlere nasıl bakabilir? The Golden Rose (Gül Bahçesi” adlı filmin ana karakterlerinden biri şöyle bir söz söyler filmin bir yerinde: “Geçmiş; yaraları iyileştirilmedikçe, bugün olarak kalır.” Aslında bu söz barışın yol haritası olabilecek bir sözdür. Barış; sadece bugün ve yarın ilgili bir durum değildir; geçmişle hesaplaşma, geçmişteki yaraları sarma durumudur. Mevcut İktidar döneminde olay bu iki olay, iktidarın üzerinde bir kamburdur ve bu iki hukuksuz olay, aslında herkes için bir sınavdır. Hükümetin bu sınavı verdiği söylenemez. Bugün herkes tarafından ülkenin en büyük sorunu olarak kabul edilen Kürt sorununun kökleri geçmişe dayanmaktadır. Son otuz yıllık savaş, bu sorunun bir ürünüdür. Bu nedenle sorunun çözümü için sorunun köklerine, geçmişine inmemiz gerekiyor. Bu şu demek: Epey geriye gitmek gerekiyor. E o zaman şu soruyu sormamız gayet doğal: “Birkaç yıl önce meydana gelen hukuksuz durumlarla yüzleşemeyen bir hükümet; bu sorunun kaynağına inme iradesi gösterebilir mi?” Benim cevabım şahsen “hayır”dır. Hala gelişmelere oy kaygısıyla bakıyor. Her söylemi sonrası anket yapıyor. Bu anketlere göre dil değiştirebiliyor. Cesur davranmıyor. IRA sorunu çözen hükümet, çözümden sonra çözüldü. Buna benzer örnekler var.

Hukuk, adalet; barış süreçlerinin en önemli, en olmazsa olmazlarıdır. Hukuk; insan onurunu esas almalıdır. Hukuk; insan onurunu esas almadığı vakit, bir suç aleti, iktidarın bir silahı olmaktan başka bir şey ifade etmez zaten.

Ceylan’ın katilleri için “takipsizlik” kararı verenler bunu unutmasın ki; Ceylan’ın gözleri onların peşini bırakmayacaktır.

 

“Ey insanlar! Ey insan kalanlar!

Bir dakika isyana çağırıyorum herkesi

Dağları, Ceylan’lardan temizlendikçe

Kirlenmiş bir dünyaya karşı.

Oysa sessiz kuzular

Sessiz kuzular büyüyüp koyun oldu.

 

Bütün patikaları tutmuş ölümden önce

Küçük bir Ceylan gezerdi bu dağlarda

Dikenler, otlar ve bombalar arasında.

Yine de açar yalnız menekşeler kırlarda…”

 

* Dizeler Yalçın Hafçı’nın “Ceylan’ın Gözleri” adlı şiirinden alıntıdır…

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.