Dündar, Gül ve o umut

27.02.2016 13:55:49
A+ A-

Çokça zamandır içeriden çıkanların gözlerindeki umut ışığı ile umutlanırdım.

Güneşi kıskandırmıştı Mustafa Balbay'ın gözleri...

Gözlerimi kısarak bakmıştım; hayatın yaşamaya değer, yarının güzelliklere gebe olduğunu fark etmiştim.

O içerideyken büyüyen oğluna, kollarını ona açmış eşine sevgiyle bakmıştım.

Dostlarını görmüştüm gözleri sevgi dolu...

Ve sonra Tuncay Özkan...

"Mücadele daha yeni başlıyor" derken bizlere yüklediği azmin tüm bedenim ve ruhumda oluşturduğu sorumluluk duygusu ile yürümeye başlamıştım.

İlker Başbuğ ardından...

"Hesap soracağız" derken bizlere tebliğ ettiği görevi yapma azmini içimde hissetmiştim.

Ve de Nedim Şener...

Ve de Ahmet Şık...

Ve de onlar, onlar ve onlar...

***

İşte dün sabah...

Yine içeriden çıkan birilerinin gözlerine bakmış, yeniden ümitlenmiş, ve tekrardan "Bir yere gitmek yok" demiştim.

Mavilik ve güneş...

Umut ve inanç...

Kavga ve onur...

O gözlerde yaşama dair sadece güzellikler; mücadeleye dair sadece ısrar ve inat vardı.

Büyümüştü o gözler;

Alabildiğine büyük bir orman, ormanın içinden geçen bir nehir, nehirde yüzen balıklar olmuştu.

Bir ağaç, kocaman dallar, dallardaki çiçek...

Baharı karşılayan eflatun, beyaz, mavi...

Tüm renkler...

O gözler yaşam;

O gözler yaşamak olmuştu.

Hayat vermişti onlara bakan herkese...

Bahar gelmişti.

***

Çokça zamandır içeriden çıkanların gözlerindeki umut ışığı ile umutlanırdım.

Malum, Yeni Türkiye'nin sindirdiği koca bir toplum dışarıda hapislik yaşamaya başlamıştı artık...

Demir ranzaları evlerinin içine koymuş;

Sabah kapısına gazeteyi bırakan görevliye "gardiyan" diye seslenir olmuştu.

Duvarlar kalındı;

Duvarların içinde dışarıyı duyamaz hale gelmişti.

İçeridekilere hürriyet, dışarıdakilere esaret vermişti Yeni Türkiye...

Ve de bizler;

Hapishane kapısında beklerken, özgürlüğe kavuşanlara değil, özgürlüğe kavuşanların verdiği umutla kendi özgürlüğümüzü karşılıyorduk.

Bu sinmişlikten, bu sessizlik ve ruhsuzluktan, bu vurdumduymazlık ve korkmuşluktan, onların gözleriyle uzaklaşıyor; onların sesiyle uyanıyorduk kabustan...

***

İşte dün sabah...

Büyük bir minnet ve şükranla teşekkür ediyorduk Can Dündar ve Erdem Gül'e...

Özgürlüğe dokunuyor;

Baharı kutluyorduk.

Çokça zamandır içeriden çıkanların gözlerindeki umut ışığı ile umutlanırdım. 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.