Gene biz seçelim, ama verileri sandık başkanı girsin

02.04.2014 02:59:51
A+ A-

Seçme hakkının, her vatandaş için önemli olduğunu; hatta birçoğumuzun bu hakkı gerçekleştirme eylemini önemsediğini düşünüyorum.

Nasıl bir şarkının melodisi, her biri farklı sesler çıkaran notalardan, bir resmin gerçekliği, her biri farklı derinlik kazandıran renklerden, bir şiirin hissettirdikleri her biri özenle seçilmiş kelimelerden oluşuyorsa; demokrasinin işlerliği ve kazanımları da toplumu oluşturan biz bireylerin farklı görüşleri sayesinde olgunlaşıyor diye düşünüyorum. 

Görüşlerinin temsili noktasında, bireyler için oy kullanma işlemi bu yüzden önemli kanımca. Zira seçmek eylemi bireylerin sahip olduğu bir haz, tüm hazların giderilme yöntemleri olduğu gibi bu hazzın hafifletilmesi ve doygunluk hissiyatı da kullanılan oyun (reyin) ta kendisi.

Oy kullanma eyleminin nasıl gerçekleştiğini ise hepimiz biliyoruz. Olan hallerinden ziyade olması gereken halinden bahsediyorum. Normal şartlar altında oy kullanma işlemi bildiğimiz üzere ve en basit haliyle şöyledir:

  • Her seçmenin ikamet adresine uygun oy kullanma merkezleri (genelde okullar) oluşturulur.
  • Bu merkezlerde oy kullanma kabinleri, kullanılan oyların oy kullanma süresi bitimine kadar muhafaza edildiği sandıklar, sandık başkanı ve üyelerinden oluşan bir kurul bulunur.
  • Oy kullanma hakkını yerine getirmek isteyen birey, kimlik belgesi ile oy kullanmaya gider, tercih ettiği siyasi partiye veya temsilcisine yönelik oyunu kullanır, zarfını sandığa, imzasını listede adının bulunduğu satırdaki ilgili kutuya atar ve evine gider.

Seçmen için oy kullanma sürecinin özeti budur.

Asıl ve önemli olan süreç ise oy kullanma süresi sona erdikten sonra başlar. Sandık başkanı ve üyeleri kullanılan oyları açar, seçmen tercihlerini partilerin hanesine +1 olarak kayıt eder, oyların geçerli olup olmadığına karar verir, geçersiz oylarla ilgili tutanak tutar, tüm oyları bir kere daha sayarak doğru işlenip işlenmediğini kontrol ettikten sonra genel bir tutanak hazırlar. İşte bu tutanaklar o sandıkta oy kullanan seçmenin iradesiyle oluşmuş kesin kararları temsil eder. Sandık başkanı ve azami iki sandık üyesi oy tutanaklarını, kullanılan oyların içinde bulunduğu oy çuvallarını teslim etmek üzere; o seçim bölgesinde belirlenmiş olan ilçe seçim kuruluna götürürler. Orada bulunan görevliler de kendilerine ulaştırılan tutanaklardaki oyları bilgisayar aracılığıyla sisteme girerler. Devamında da toplumu oluşturan biz bireylerle sonuçlar paylaşılmaya başlanır. 

Ara Not: Bu noktada şunu hatırlamak gerekirse daha evvel oy sayımı sürecinde bulunamayan seçmenler 2014 yerel seçimlerinde YSK'nın aldığı kararla, oy sayım işlemlerine katıldı. Aslında bu karar, YSK duyurdu diye değil de, sosyal medyanın etkinliği sayesinde birçok seçmene ulaştı. Ve seçmenler oy kullanma işlemini sandık başlarında seyretti, müşahitlere destek oldu, bazı noktalarda sosyal medyadan öğrendikleriyle; oyların sayımı, geçersiz oyların tespiti aşamalarında doğru kararların alınmasına da katkı sağladı. Bu olay demokrasi ve şeffaflık adına son derece önemli bir adım.

Çok zamandır aklımızı, hayatımızı meşgul eden yerel seçimler nihayetinde bitti. Gezi direnişi, 17 Aralık yolsuzluk operasyonu, TAPEler. Hükümetin diğer ötekileştirme söylemlerini, bizzat uyguladıklarını ve şaşırdıklarımızı söylemiyorum bile. Tüm yaşanılanların toplum üzerindeki etkileri ve sandığa yansıyacak reaksiyonları da merak konusuydu. Seçimin bu tarafı ayrı bir yazı konusu olacak kadar uzun uzadıya. Bu yazıyı yazmama sebep olansa seçme işlemi tamamlandıktan sonraki süreç. Öğretmen bir arkadaşımın Facebook'taki durum iletisi de yardımcı kaynak niteliğinde oldu. O işinize gelen kısımları kopyalayıp paylaşın yazmış lakin ben tamamını aldım. Buyrunuz yazıyı okuyalım, sonra birkaç diyeceğim var.

"Ortalık "Hoop arkadaşım sen niye o mührü çözdün de sonra yeniden mühürledin?!" başlıklı videolardan geçilmiyor. Sandık başkanlığı yapan ve görüşleri malum bir insan olarak açıklık getirmek istiyorum.

Bu görevi ilk kez yaptım. Elimize verilen yönergeler açık ve net olmadığından herkes derin bir şuursuzluk içinde yaptı işini. Ha bunun eğitimi verilmedi mi, elbette verildi. İki yüz kişilik konferans salonuna ilçenin bütün okullarında görev yapacak olan sandık başkanları (Sanırım bin küsur insan) toplandı ve tek gösterimlik bir slaytla üstünkörü bir sandık başkanlığı eğitimi verildi. Bize düşen elimizdeki genelgeyi okuyarak oradan öğrenmek oldu. Yarım yamalak bilgimizle, el yordamıyla (Bazı bölgelerde kelimenin tam anlamıyla "el yordamı") işimizi yaptık.

Çuvalı mühürlemeden önce neyi alıyoruz, neyi almıyoruz bilemedik. Herkes birbirine soruyor. Hem bina sorumlusu, hem de bizi çuvalların toplandığı merkeze götürecek olan polisler "Hocam mühür kalsın geri kalan her şeyi çuvala koyup mühürleyin" dediler. Öyle yaptık. Mühürlü çuvalları bir götürdük ki aslında çuvalın içinde olan belgelerin bir kısmı önden teslim ediliyormuş. Haydii bir daha aç, belgeleri çıkar, bir daha mühürle. (Bu olaylar bini aşkın öğretmenin saatlerce sıra beklediği koşullarda gerçekleşiyor. O noktaya da dikkat.) İşte tam bu mührün açılası sırasında birtakım cevval zat-ı zevatlar kendi çaplarında cingözlük yapıp çuvalı açan başkanlara "Hop!" çekiyor, bunu videoya alıp internette yayınlıyor. Hani yani eli boş dönmemiş, hepimizin hakkını savunmuş beyefendi/hanımefendi.

Şimdi dikkat edilmesi gereken nokta şu ki; adam yasal olmayan bir şey yapıyor diyelim. Bunu senin gözünün önünde; hatta kameraya kaydedebileceğin koşullarda; tedbirsiz, özensiz biçimde mi yapar? O müthiş "hakkımı yedirtmem" beynin bu kadarını idrak edemiyor mu? Her şey bir yana; burada asıl sorumlu olan; yani çuvalın ağzının mühürlü olup olmadığını tespit etmekle yükümlü görevlilerden hiçbiri hiçbir çuvalı kontrol etmedi. Hatta ben benimkini adamın gözünün önünde gelişigüzel bir iple bağlayıp verdim. O da alıp arkaya fırlatıverdi zaten.

Bir şeye tepki göstermeden önce artık tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar doğruluğundan emin olmak zorunda olduğumuz bir dönemdeyiz. Herkesin işini doğru yapmadığını zaten biliyorum. Usulsüzlük, yolsuzluk yapılmadı diyecek kadar da delirmedim. Yalnızca birilerini töhmet altında bırakmak için can atan, böyle heyecandan kalbi yerinden fırlayacak gibi olan tezcanlı tipler canımı sıktı biraz. O kadar okuyup eden, konuya hakim bir insansan usulsüzlüğün yedi düvelin ortasında yapılamayacağını da tahmin ediver be canım.

Hasılı; bu yapılan bir usulsüzlük müdür, evet. Böyle yapılmaya devam edilsin mi, edilmesin. Ama nihayetinde sandık başkanlarının inisiyatifi hal-i hazırda sonuç belgelerini teslim edene kadar. Sonrasındaki sürece dair bu güven, sonuçların sisteme girilişinde hiçbir usulsüzlük yapılamayacağına dair bu sarsılmaz inanç size nereden geliyor da çuvalının mührünü açan insanların başına dikilip ona parmak sallayarak yolsuzluğun önüne geçtiğinize inanabiliyorsunuz merak etmedim değil.

Son not: Sosyal medyada iki grup midemi bulandırmaya başladı:

1) Seçimden önce oyların bölünmemesine dair arzusunu "Tatava yapma BasGeç" gibi kaba bir üslupla ifade eden; bu üslubu kaba bulanları "naif" diye etiketleyiveren; seçimden sonra da bunca yolsuzluk yapılmışken HALA ve HALA "Geri zekalı HDP'liler! Beyinsiz MHPliler! Sizin yüzünüzden oylar bölündü" minvalinde görüş bildirmekte bir sakınca görmeyenler.

2) Yeni türeyen "Tamam artık konuşmayın!" akımı. "İşinize gelen kısımlarını kopyalayıp paylaşınız."

Evet. Seçmenlerin oy kullandıktan sonra güven ve huzur içinde evine döndüğü bir seçim ortamında, kullandığı oyunu teslim ettiği sandık başkanının inisiyatifi arkadaşımın da yazısında bahsettiği gibi oy tutanaklarını ilçe seçim kurulunun oluşturduğu oy toplama merkezlerindeki görevlilere teslim edene kadar.

Bir seçmen olarak bu noktada aklıma "Ben oyumu zaten YSK'nın yetkilendirdiği ve sorumluluk yüklediği sandık başkanına teslim ettim. O niye başka birine teslim ediyor?" sorusu geliyor. Ve yine "İlçe Seçim Kurulunda teslim edilen tutanakları, sandıktaki oyları bizzat saymamış başka kişilerin bilgisayarlara girmesi ne kadar doğru?" başka bir soru.

Ara Not: Ülkemizdeki bütün okullarda bilgisayar olduğunu düşünüyorum. Eğer yoksa hükümet, öğrencilere tablet dağıtımına ara verip, öncelikle okullardaki bilgisayar eksikliklerini tamamlamalı bir an önce. 

İlçe Seçim Kurullarının oluşturduğu oy toplama merkezlerinden birinde görev yapan başka bir arkadaşım veri girişi yapanlardan biriydi. Seçim sonuçlarının girişinin yapıldığı odada kendilerine verilen bir şifre ile sisteme giriş yaptıklarını, onlara ulaştırılan tutanaklardaki sandık numarasını seçerek, ilgili sandığa partilerin aldıkları oyları işlediklerini söyledi. Yalnız bu noktada söylediği başka bir şey daha var ki kafa karıştırıcı türden. Şöyle ki; bildiğiniz üzere her sandıkta oy kullanmak üzere belirlenen seçmen sayısı ortalama 250-300 kişi. Örneğin gelen tutanak X ilçesindeki 9999 No.lu sandık. Seçmen sayısı 280 kişi. Veri girişi yapmak için ilgili sandık numarasını sistemden çağırıyor. Oyları girmeye başlıyor. A Partisi 150, B partisi 70, C Partisi 30, Geçersiz 10, Boş 15. Onayla dediğinde sistem kabul etmiyor. Zira oyların toplamı 275. Tutanak hatalı. Düzeltilmesi için orada görevli olan başka birine veriyor. O tutanak nasıl eşitleniyor, sayı nasıl 280'e tamamlanıyor o kısmı tam bir muamma. Hoş benim arkadaşım da bir istisna. Haksızlık olmasın diye doğrulanmasını talep ediyor. Ya onun sağında, solunda, arkasında, önünde oturan diğerleri? O veri girişi yapanların kim olduklarını bilmiyoruz. Hatalı tutanakları nasıl tamamladıklarını, sayıları nasıl eşitlediklerini de. Kime ne yazdıklarını da.

İşte benim tüm itirazım bu noktada. Sandık başkanı ve üyelerinin birlikte imzaladığı oy tutanaklarına ait veri girişleri de kurul tarafından görev yaptıkları okuldaki bilgisayarda, bizzat kendilerince, bina sorumlusunun da gözetiminde girilmeli diye düşünüyorum. Okulun içinde kullandığımız oyların, okulun içinden çıkmadan verilerin YSK'ya ulaştırılması daha gerçekçi olur kanaatindeyim. Bu yıl CHP'nin, seçmenlerin hizmetine sunduğu sandık takip sistemi de daha işlerlik kazanacak, sonuçlar ülke genelinde daha erken ve sağlıklı bir şekilde görülebilecektir.

Aklınıza şu sorular gelebilir. "İyi de sistem nasıl çalışacak? Dört bir taraftan bilgi girişi sistemi etkilemez mi?"

Burada iş, seçime katılan partilerde. Bu veri ağının kurulması çok zor ve çok maliyetli olmayacaktır. Zaten kullanılan bir sistem var. Altyapısı, siber saldırılara karşı güvenlik ağının güçlendirilmesi yeterli olacaktır. Geride bıraktığımız yerel seçimlerde ülke genelinde yaklaşık 195 Bin sandık kuruldu. Bu şu demek; ortalama 300 seçmen verdiği oyunu, 195 Bin sandık başkanına teslim etti. O sandık başkanları da teslim aldığı oyları, götürdü başka bir görevliye teslim etti. O görevli de başka birine verdi, o kişi bilgisayara giriş yaptı.

Sonuç olarak da; tutanak arayan partililer, onları bulmak için seferber olan sosyal medya kullanıcıları, gidip oy toplama merkezlerinin kapısında hak nöbeti tutan seçmenler, yarın neler olacağını kestiremediğimiz bizler. Çok yorulduk, bedenen olmasa da aklımız çok yoruldu.

Bu sisteme bir çözüm bulunmalı bir an önce. Bahsettiğim şey tam olarak uygulanabilir bir sistem mi, birileri duyar mı, birileri görür mü, geliştirilir mi, bu kadarı tamam mı? Şu an bunların cevabını bilmiyorum. Gene biz seçelim ama oyları sisteme sandık başkanı girsin istiyorum. Öyle.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.