scorecardresearch.com Gezi Parkı direnişi tarih sayfasında yerini aldı - Hüseyin Habip Taşkın - Radikal Blog

Gezi Parkı direnişi tarih sayfasında yerini aldı

19.06.2013 22:54:44
A+ A-

Ben ilkokuldayken öğretmenimden polisin halkın huzurunu sağladığını, halkın polisi olduğunu, koruduğunu derste dinlemiştim. Bu arada adalet dağıtan savcıları, hâkimleri de derste dinlemiştim. Öğretmenimin her dediğini doğru olarak aklıma yerleştirirken, zaman ileriye doğru akarken, çevremi tanırken, kendimi de sorguluyordum?

Benim çocukluk yıllarım Bayındır-İzmir'de geçti. Orada polis karakolunun komiseri, adalet dağıtan savcının, hâkimin ve ileri bürokratların, jandarma ve askerlik şubesinin komutanları, Bayındır'ın ileri gelenleriyle, zenginlerin takıldığı, birlikte oyun oynadıkları; "iskambil", "okey" ve benzeri oyunlarla buluştukları alanlardan bir tanesiydi.

Burada şu noktaya dikkatinizi çekerim: Bu kişiler üst kademede olan kişiler ve kendilerini elit tabaka olarak görmektedirler. Halk ile arasına kalın bir çizgi çizmişlerdi. 2013 yılındayız. Aradan yıllar geçti. Bu tablo hep aynı kaldı. Bu Türkiye'ye özgü bir tablodur.

Kısacası TC tarihinde ne polis nede adalet dağıtıcıları halkla birlikte olmadılar. Türkiye'deki sistem ile bütünleşen polisi karakolla, şubelere düşenlere işkence uyguladı. Savcısı, hâkimi işkencelere göz yumdu. Üstelik her iktidarda, koalisyon hükümetlerinde adalet dağıtıcılarıyla, polis hep şekillendi.

Bu halk arasında bilinen fakat korkup dile getirilmeyen olaylar zincirinin halkalarına bağlıdır.

2013 AKP iktidarı ve Erdoğan'ın tek lider olma olayına tanıklık ederken, birçok yaşanan olaya da tanıklık yapmaktayız.

AKP bugün varsa 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle, Başta ABD ve diğer emperyalist ülkelerin Büyük Ortadoğu Projesine teşekkür etmelidir. Suudi Arabistan devleti "rabıta" aracılığı ile darbeci Kenan Evren ve ekibine parasal yardım yapılmıştı. Bu paralara şöyle kılıf bulunmuştu. Yasal imamlara ve para almayan imamlara diye geçiştiriliyordu. Oysa bu paralar tarikatlara aktarıldı. Uğur Mumcu'nun "Rabıta" adlı kitabını okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Dini olgular öne çıkarken devrimciler postallar altında ezilmeye çalışıldı. İşkence tezgâhları, darağaçları, cezaevleri, infazlar. Kürt devrimcileri de işkencelerden geçirilirken, Diyarbakır cezaevinde yoğun işkenceyle karşı karşıya kaldılar. Ama madalyonun bir yanında gözden kaçırılan MHP ve Ülkücülerin tasfiye edilme olayı vardır. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle MHP ve Ülkücülerden idam edilenler oldu. İşkenceden nasibini alanlar oldu. Mamak bunun en canlı kanıtıdır.

Ben bir sosyalistim ama ben böyle düşünüyorum. Taşları yerine oturtunca karşımıza böyle bir tablo çıkıyor.

Bizim politikacılarımızdan birçoğu geçmişten bugüne ABD'den onay almıştır. Erdoğan'da bunlardan bir tanesidir.

Erdoğan cezaevine bir şiir okudu diye girmişti. Cezaevinden çıkan Erdoğan özgürlüklerden bolca söz etti. Düşünce özgürlüğü, insan hakları bir süre ağzından düşmedi. İktidar koltuğuna geldiğinde bu sözleri tekrarladı. Basının birçoğu yeni lider, yeni imaj dedi.

AKP ve Erdoğan iktidarında Cumhur Başkanlığı, Yargıtay, Askeriye ve benzerleri kurumlar eline geçtiğinde tek lider avantajıyla, her işi ben bilirim, yaparım rüzgârına kapıldı. İlk önce şunu belirtmem gerekir: Bu ülke birçok seçim gördü. Milletvekili çoğunluğunu yakalayanların birçoğu da aynı çıkışıyla inişe geçti. Siyaset sahnesinden çekildi. Bu AKP içinde geçerlidir.

Suriye konusunda Türkiye'yi savaşın içine çekmeye çalışması dikkatleri çekerken komşularımızla sorunsuz yaşama güme gitti.

Türkiye'de düşünce özgürlüğünü, insan haklarını AKP ve Erdoğan kendilerine göre belirliyor. Polisin yetkisi o kadar çok ki, tekel işçilerine, hak arayanlara, öğrencilere ve diğer olaylara şiddet temelinde yaklaştı.

Özel yaşantımıza sıkça karışıyor. Konuştuğu cümlelerde sivri dillilik hâkim ve yüzde ellilik avantajıyla, resmi makamlar benim elimde edasıyla istediğimi satarım, istediğim alana AVM, konutlar yaparım diyor. Bundan şu sonuç çıkıyor: "Dediğim dedik."

Erdoğan dindar nesil yetiştireceğim diyerek, tartışma alevlendi. Dindar ve kindar diyerek sorunlara yeni bir sorun eklendi. AKP ve Erdoğan, Gül şunu bilmelidirler! Bu ülkede sadece Müslümanlar yok. Hristiyanlar, yezidiler, aleviler, ateistler ve diğerleri vardır. Hiçbir din başka dine ya da ateistlere baskı yapma hakkı olamaz. 

Biliyorsunuz Gezi Parkı eylemlikleri ve yankıları devam ediyor. Gezi Parkı eylemine başlayan insanların talepleri ağaçların kesilmemesi, AVM, kışla olmaması içindi. Fakat AKP ve Erdoğan gereğini yapın demesiyle polisin her zaman yaptığı biber gazı, cop, tazyikli su silahsız, bombasız insanların üzerinde uygulandı.

Ortaya çok ilginç bir tablo çıktı. Hiç kimsenin düşünemeyeceği bir olay gerçekleşti. Her kesimden insanlar sokağa döküldü. Alsancak-İzmir'de Ülkücülerin, devrimcilerin, İslami grupların, sosyal demokratların, liberallerin, takım taraftarlarının ve diğerleri bu alanda birlikteydiler.

Hepsi AKP ve Erdoğan'ın politikalarına karşı olanlardı. Şunun altını da çizmek gerekirse bu olayın asıl patlamasını yapan genç kuşak, bu kuşak 1990 kuşağı diye adlandırılıyor.

Burada hiçbir siyasi örgüt olayları yönlendirmedi. Gençlik gelecek kaygısını AKP iktidarına haykırdı. AKP bunu nasıl algıladı bilemem?

Oysa bu kuşak ve bu kuşağa yakın olanları bizler apolitik ve ot gibi diye adlandırdık. Ben kendi adıma bu genç arkadaşlarımdan söylediğim sözler için özür dilerim.

Ben gençlik kesimiyle konuştuğum birçok kişi bana şunu söyledi: "65 yaşında emekli olamam. Ağabeyim, ablam üniversite bitirdi bende işsiz mi olacağım."

Taraftarlarla konuştuğumda: "Polisin şiddetinden bıktık."

AKP iktidarı istemeyerek olsa da her kesimi birleştirdi. Gençlik polisin önüne silahsız, bombasız dikildiyse AKP çok düşünmelidir. Yüzde elliyi zor zapt ediyorum demekle olaylar yatışmaz. Miting yapmakla rövanş alınmaz. Bu mitinglere Türkiye genelinden kalkan otobüslerle gelen insanlar dolduruyor bunu da unutmayalım.

Eski Libya lideri Kaddafi'yi, Irak eski lideri Saddam'ın mitingleri kalabalık idi ama sonrası.

Hep sermayeden yana AKP oldu. Halkının sesine kulak vermedi. Cami' de yaralanan insanlar için AKP ve Erdoğan şarap içiliyor ve benzeri sözleri söyledi. Kamera kayıtları iktidarın söylediklerini çürüttü.

Bu ülkenin yazarlarına, gazetecilerine, sanatçılarına öfke duyarak, bağırarak bu insanları korkutamazsınız. Bu insanlara kulak vermek zorundasınız.

Gezi Parkı eylemliklerinde yaralananlar oldu. Ölenler oldu. Ethem Sarısülük ise ölümü kameraya net bir şekilde yansımıştı. AKP ve Erdoğan benim polisim diyerek katil polise arka çıkmaktadır.

Gezi Parkı eylemlikleriyle ilgili cadı avı başlatıldı. Suların durulacağına inanmıyorum. Uçurum derinleşiyor.

Gençlik devletin şiddetiyle karşı karşıya kaldı. Bu gençlik farklı bir gençlik, internette istediğiniz kadar kendi çıkarlarınız için önlem alın. Bu gençlik korku duvarın çoktan yıktı. Elbette bu gençlik yolunu bulacaktır.

Gezi Parkı eylemlikleri her yıl kara bir sayfa olarak anılacaktır.

Hüseyin Habip Taşkın

 

19.06.2013



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.