Misafirlik bitti, Suriyeliler işin ucundan tutma vakti

13.03.2016 01:51:48
A+ A-

Malumunuz, uzunca bir süredir Suriye'li göçmen kardeşlerimizi zorunlu olarak misafir ediyoruz. Avrupa'nın ekonomik ve sosyal düzenini tehdit unsuru olarak görüp, kısmi olarak bize bekçilik rolü verdiği Suriyeliler aslında bize çok da yabancı değiller. Nedenine gelince eğer yolunuz Çanakkale'ye düşerse birçok şehit anıtında Suriye, Halep, Şam ibarelerini görürsünüz. Kabul edilmesi gereken bir gerçek, Vahşi Batı'nın hani bizim hep içine girmeye çalıştığımız, onlar gibi olmaya çalıştığımız Batı'nın Kurtuluş Savaşından sonra bize dayattığı ve ayrılan akrabalar, ayrılan aileler.

Suriyeliler Türk Milletinin bundan yüz yıl önce de düşmanı değildi. En azından Suud Ailesinin ataları kadar bize düşman değillerdi. Anadolu'yu adım gezen İngiliz Mark Sykes ve Fransız Picot'un ortak çalışmasının önemli bir ürünü bir Anlaşma sonucunda Fransızların 1947 yılına kadar süren doğrudan işgalleri altında bir Suriye. Cetvelle çizilmiş bir sınır. Yıllarca desteklenen PKK ve diğer terör grupları. Fransızlar her ne kadar Suriye'den 1947'de çıksalar da aslında görüntü olarak çıkmışlardı. Tıpkı Fransız, İngilizlerin ve Amerikalı misyonerlerin ve okullarının, etkilerininTürkiye'de hep kaldığı gibi. Gerçi kalmalarına pek de gerek yok. Lakin Boğazları kontrol eden güçlü bir devlet, dünyayı kontrol ederdi. En azından Orta Doğu'da binlerce kilometre öteden, okyanusları aşan gelen kovboylara ciddi rakip olabilirdi. Şayet Rusya yıkılmasaydı misal.

Konuyu fazlaca dağıtmadan, bu insanlar artık buraya, ülkemize geldiler. Gidecekleri yer de yok. Peki, bu insanlar için hızlıca eğitim seferberliği düzenlenip, öncelikle dil eğitimi, mesleki eğitimler verip bu insanları kaçak yollara sevk edeceğimize derhal bu insanları ekonomiye kazandırma yoluna gitsek fena olmaz mı? Mecburi eğitimin, sekiz yıldan on iki yıla çıkmasıyla piyasadaki ucuz iş gücünün, bir anda okullu olduğunu ve bunun da ciddi sıkıntı olduğunu verdiğini biliyoruz. Öte yandan köylerin boşalmasıyla özellikle İç Anadolu Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesinde ciddi, nüfus azalması sorunu yaşandığını biliyoruz. Devletin organize ettiği üretim çiftlikleri, tarım ve hayvancılık tesisleri, sanayi tesisleri ile belki bir müddet iş gücü piyasasında ücretler düşecek ancak, özellikle tarım ve hayvancılık sektörü başta olmak üzere ciddi sıkıntılar yaşandığı bir gerçek. Neticede sağlıklı insanları ekonomide kullanıp, bu kişilerin hem kendilerine hem de alt ve orta sınıf Türk Halkı'nın sırtındaki yükü kaldırabiliriz. Tam denk bir tabir olmasa da Turgut Özal zamanında Bulgar göçmeni Türkler için uygulanan programın bir benzeri uygulanabilir. Yetenekleri olan kimselerin de Avrupa'ya gönderilip, tüm vasıfsızların Türkiye'de kalması Türk Halkı olarak bizler açısından son derece aşağılayıcı bir durumdur. Doktoru öğretmeni işçisi dişçisi, mühendisi ustası, eli iş tutan herkes için planlı bir üretim seferberliği başlatalım. Birlikte üretelim, birlikte yiyelim. Nüfus bu ülke için önemli bir sorundu sanırım, şimdilik bunu Suriyelilerle de çözdük. Bu insanları çok acil eğitimemiz, sistemimize adapte etmemiz gerek. Aksi takdirde, başkaları kapar. Bu başkalarının da nihayetinde Suriye'deki olayın, iki yüz yıldır Osmanlı Coğrafyasındaki olayların sorumluları ile derin kan bağlarının var olduğunu bilmek için çok şey bilmeye gerek yok. İşin özü, misafirlik bitti. Hadi birlikte çalışıp birlikte yiyelim.

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.