Nasıl % 99 Müslümanız?

07.08.2013 12:59:28
A+ A-

 

Bugün Ramazan Ayının son günü, ülke genelinde ibadetlerin arttığı ve oruçların güzel dualarla tutulduğu güzel bir gün.

Ama bu Ramazan ayı dolayısıyla aklımda biriken pek çok soru işaretlerini paylaşmak istiyorum. 

Hemen her siyasinin, din adamın ve her vatandaşın dile getirdiği bir klişedir "ülkemizde yaşayan insanların % 99'u Müslüman." cümlesi. Her yerde camilerimiz, ibadethanelerimiz var. Yani ibadet etmek ve Allah'a yakın olmak için her türlü imkanımız var. Gerçi bize şah damarımızdan daha yakın Allah'a ulaşmak için sadece gönülden dua etmek de yeterli ama fiziki şartları da dile getirmek istedim.

Üniversitelerde İlahiyat fakültelerimiz, imam hatiplerimiz yani eğitim alanında da hemen her imkanımız var.

Diyanet İşleri Başkanlığı'mız bir çok bakanlığın toplam bütçesinden daha fazlasına sahip.

Ama ters giden bir şeyler var henüz adı konulmamış bu alanda;

Çocuk istimarcılığı, tecavüzler, kadına karşı şiddetler ülke genelinde çok hızlı bir şekilde artıyor. Bu olayların caydırıcılığını bir kenara bırakın ceza dahi verilmiyor.  Toplumun tecriti veya baskısı, tecavüzü eden veya katledenden ziyade bir şekilde taciz edilen veya katledileni suçlu çıkaracak basit yargılama mekanizmasına dönüşmeye başladı. Öldürülen kadın için "haketmiştir. Yoksa eşi neden öldürsün?" cümlelerinin kurulmaya başlanması toplumda kadına karşı olan duvarların yükseltilmesi ve bu eylemlerin mübahlaştırılması anlamına gelir ki bu çok vahim bir durumdur.

Sadece kadına yönelik de çocuklara yönelik yapılan istismar da alenen ve çok çirkin bir hal almaya başladı. Daha vahim yönü ise bu istismarın görünen yüzünde daha çok kamu görevlilerinin yer alması oldu. 

Tüm bunlar dini yaşantımızla nasıl bağdaşıyor? Üstelik bu yaşananlar sadece modern şehirlerin gürültüsünde değil ülkenin genelinde yaşanmakta. Dini yaşantımızda aldığımız terbiye bu davranışlara nasıl izin veriyor?

Gözlemlediğim kadarı ile dini yaşantımızda bir bozulma var. Dini hayatımızın ruhani ve manevi yönü ağır basması gerekirken artık biçimsellik ağır basmaya başladı. Dini geleneğimiz nefsi terbiye, Hak aşkını kazanmak gibi değerlerden çok, "iyi olursam cennete giderim veya namaz kılar, oruç tutarsam aldığım sevaplarla herşeyi yapabilirim." noktasına geldik. Başı kapatmanın dini bir vecibe olduğu kanısında birleşirken, başörtüsünün altına transparana yakın elbiseler giymek nasıl bir tezattır onu da ben anlayamadım. 

Dolayısıyla dini yaşantımızda veya dinin gereklerini sosyal hayata entegre etmede bazı sorunlar yaşadığımız aşikardır. Bu entegrasyonu nasıl sağlayacağımız noktasında desteğe veya dini hayatı şekillendiren yapılanmaların dönüşümüne ihtiyacımız var.

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.