scorecardresearch.com PYD nedir, ne değildir? - tuncay şur - Radikal Blog

PYD nedir, ne değildir?

20.07.2013 02:15:51
A+ A-

Orta Doğu’da, Batı’nın ‘Bahar’ olarak adlandırdığı süreç artık dört mevsime yayılmış durumda ve çok kısa zamanda sonuçlanacağa da pek benzemiyor. Zira ‘devrim’ oldu,’halkın iradesi’ iktidara geldi gözüyle bakılan yerlerde ‘devrim’ çoktan kendi çocuklarını yemeye başladı bile.

Şüphesiz bu baharın en önemli(özellikle Türkiye için) duraklarından biri de Suriye. Mart 2011’den bu yana, ülkedeki Baas rejimini devirmek için farklı kanallarla örgütlenen muhalefet(ler)le Baas rejimi arasındaki çatışmalar hala devam ediyor.

Suriye I.Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız mandası haline gelmişti, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ise 1945 yılında BM’de bağımsız cumhuriyet olarak kabul edildi. Araplar, Kürtler, Şiiler, Dürzîler, Nusayriler, Müslümanlar, Ermeniler… gibi çok farkı etnik ve dinsel aidiyeti içinde barındıran Suriye’de, ABD, Suudi Arabistan, Avrupa, Türkiye, Katar… gibi taraflarca içerideki ve dışarıdan ikame yöntemlerle ülkeye yerleştirilen ‘muhalif’ gruplar desteklenerek yeniden bir inşa süreci başlatılmış. Fakat özellikle Suriye’nin bölgedeki politik dengeler açısından konumu dikkate alındığında bu yeniden yapılandırma süreci karşısında dünyanın diğer güçlü bloğu haline gelmiş Rusya, Çin, Hindistan, İran gibi güçler Suriye’nin yanında saf tutmaya fazlasıyla gönüllüler.

Suriye’deki uluslar ötesi güçlerin de desteğiyle süren iç savaş 2011 yılından bu yana devam ediyor, erken sonlanacağa da pek benzemiyor benim burada üzerinden durmak istediğim esas mesele, hiç beklenmeyen bir aktörün Suriye’deki dengeleri tamamen değiştirmesi ve mevcut planların tekrardan gözden geçirilmesini zorunlu kılmasıdır.

Bu aktör hiç şüphesiz Suriye PKK’si olarak da bilinen PYD(Partiya Yekîttiya Demokrat-Demokratik Birlik Partisi)’dir.

PYD’nin ne olduğuna dair Türk basınındaki tartışmalar, derinlikten ve tarafsızlıktan uzak bir biçimde direkt olarak PKK’nin koludur perspektifinden yapılmaktadır. Bu durum biraz da Türkiye’deki devlet aklı güdümünde gelişen gazetecilikten ileri gelmektedir. Zira devlet aklı, onlarca ayrı ayrı sol fraksiyon olmasına rağmen hepsine birden ‘anarşist’ ya da ‘terörist’ demektedir. Dolayısıyla devlet aklı güdümünde yapılan bir değerlendirme özetle şöyledir; ‘Bu yapı Kürtlerden oluşuyor, PKK ile ilişkileri iyi, eylemliliklerinde vs Apo posterleri ya da sarı –kırmızı-yeşil bayrak ve flama taşınıyor, dolayısıyla olsa olsa PKK’nın bir koludur bunlar.’

Eğer PYD’ye bu perspektiften bakacak olursak konuşulacak çok da fazla şey yok.

PYD 2003 yılında Suriye Kürdistan’ında (Batı Kürdistan) kuruldu.14 Mart 2004’ten bu yana da fiili mücadele yürütüyor.

(http://www.pydrojava.net/en/index.php?option=com_content&view=section&layout=blog&id=4&Itemid=28)

Parti kendisini ve varlık amacını şu şekilde ifade ediyor: ‘otoriteryan Suriye rejimine karşı, Kürtlerin demokratik ve ulusal haklarını barışçıl yöntemler kullanmak suretiyle sağlamak ve geliştirmek. Demokratik bir çözüm süreci içinde Kürtlerin anayasal haklara ve özerk-demokratik bir yönetime kavuşması için mücadele etmek’

Parti kendini bu şekilde tanımlıyor. Hareketin lideri olan Salih Müslim İTÜ’de kimya mühendisliği eğitimi almış ve ardından Suriye’ye dönmüş. Hareketin lideri konumundaki Salih Müslim de birçok demecinde PYD’nin PKK’nin bir kolu ya da şubesi olmadığını sıklıkla vurguluyor.Fakat hareketin genel olarak PKK’nin siyasal-ideolojik konumlanışıyla paralel bir politik hatta sahip olması PKK’nin kolu ya da uzantısı olduğu kanısını güçlendiriyor.PYD Suriye Kürdistan’ındaki diğer Kürt siyasal oluşumlarından ideolojik ve yöntemsel olarak ayrılıyor,bunun yanı sıra bölgede en fazla nüfuza sahip olan parti.Partinin kadrolarını ise daha çok gençlerden oluşuyor.Partinin politik çizgisi KCK’nin siysal perspektifinden pek farklı değil,hatta KCK’nin ‘demokratik özerklik’ modelini Suriye Kürdistan’ında hayata geçirmek üzere.Şüphesiz PYD’nin PKK ile olan bu tarz-ı siyasetteki benzerlikleri onun bir şubesi ya da kolu olduğu sonucuna götürmez bizi,fakat ilişkilerinin ve hareket alanlarının da çok ayrıksı olmadığı sonucuna ulaşabiliriz.

Suriye’deki iç savaşın başlamasından sonra PYD’nin talepleri Suriye Ulusal Konseyi ve Baas rejimi tarafından kabul edilmeyince, Kürtler kendi geleceklerini belirleme noktasında PYD önderliğinde siyasal ve askeri anlamda örgütlenmelerini daha da genişlettiler. Bugün Rojava devrimi olarak da ifade edilen Batı Kürdistan’daki Kürt hâkimiyeti üçüncü bir yol olma niyetinde. Bu üçüncü yol aynı zamanda PKK ‘nin de öngördüğü ‘Demokratik Özerklik’ modeliyle neredeyse aynı paralelde.

Fakat Batı Kürdistan’daki tek Kürt siyasal hareketi PYD değil. Suriye Kürdistan’ında irili ufaklı 14 partiden söz edilmektedir fakat bu oluşumlar içinde etki alanları olan ortalama 3 yapıdan bahsetmek mümkün, bunlar; El-Parti, PYD ve Kürt Geleceği Partisi (Şepal) dir.

 

Suriye’de de genel olarak dört parçalı şekilde ifade edilen (İran-Irak-Suriye-Türkiye) Kürdistan’ın tamamında görüldüğü gibi Kürt siyasal hareketleri iki ana akım etrafında palazlanır. Bunlardan birincisi ve daha köklü olanı Talabani-Barzani çizgisi, diğeri ise Abdullah Öcalan’ın öncülük ettiği PKK çizgisidir. Bu anlamda PYD’nin PKK çizgisine yakın olduğu rahatlıkla söylenebilir. Tam da bu sebeptendir ki iç savaşın başından beri Barzani-Talabani çizgisine yakın olan Kürtler başından beri Suriye muhalefetini destekledirler.

Tam aksine PYD ilk zamanlarda tarafsız kalmakla yetindi fakat zaman içerisinde, PYD’nin silahlı kanadı olan YPG (Yekiîya Parastina Gel-Halk Savunma Birlikleri) ile ÖSO(Özgür Suriye Ordusu) ya da El Nursa Cephesi’yle çatışmalar yaşanmaya başladı. Geçtiğimiz haftalarda PYD’nin denge siyasetinin bir sonucu olan ‘ÖSO ile bir sorunumuz yok’ açıklamasına rağmen, Suriye’deki kontrolsüz silahlı muhalif gruplarla PYD arasında çatışmaların çıkmasını önleyemedi. Geldiğimiz bu günde ise çatışmalar bir hayli şiddetlenmiş durumda.

PYD diğer bölgedeki diğer Kürt örgütleri üzerinde de bir denetim kurma çabasında ve bunu da daha çok sahip olduğu gerillalar aracılığıyla sağlamaya çalışıyor. Bölgedeki Kürtleri tek parti altında toplama ve tek güç olma çabası bize PKK’nin kuruluş yıllarında Türkiye Kürdistan’ındaki hâkimiyet kurma çabalarını anımsatıyor. Hatırlanacağız gibi yetmişli yılların sonlarında PKK, Türkiye Kürdistan’ında birçok farklı örgütle amansız bir mücadeleye girmiş ve birçoğunu ortadan kaldırmıştı. Bunlardan bazıları: Sterkê Sor ve Tekoşîn’di.

PYD şimdilik Suriye Kürdistan’ında kontrolü sağlamış gibi fakat içinde bulunduğumuz günlerde El Kaide’ye bağlı gruplarla girilen çatışmalar şiddetlenecekmiş gibi görünüyor. Ancak PYD’nin bölgede hakimiyeti bırakma eğilimi de görülmüyor pek. Son tahlilde PKK’nin Türkiye’de uygulamaya çalıştığı ‘Demokratik Özerklik’ modelini PYD, Batı Suriye’de uygulamaya koydu. Bu da PKK’nin elini tabiatıyla güçlendirecek bir gelişme, öte yandan Türk devleti yaşananlardan çok memnun değil zira etrafı çevrilmiş psikolojisiyle hareket ediyor. Suriye politikalarının başarısızlığı, güneyde bölgesel yönetimin kurulması ve bağımsızlığa evirilmesi ve Suriye Kürdistan’ındaki gelişmeler Türk devletini agresifleştiriyor gittikçe. Hali hazırda kör-topal ilerleyen ‘çözüm süreçi’ de bu gelişmelerden nasiplenecek besbelli.

 

Tuncay Şur    

surtuncay@gmail.com

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.