scorecardresearch.com Referandumda Neye Evet Dedik? Şimdi Özeleştiri Zamanı... - enes çallı - Radikal Blog

Referandumda Neye Evet Dedik? Şimdi Özeleştiri Zamanı...

31.01.2014 05:18:46
A+ A-

Yakın zamana kadar demokrat kamuoyunun en temel savlarından biri şu idi: 2010 referandumu Cumhuriyet tarihinin en önemli kırılmalarından biridir ve orada çıkan yüzde 58 Evet askeri ve kemalist vesayetin son bulmasında büyük bir paya sahiptir. Özellikle Yetmez ama Evet kampanyası tairhlerinde ilk kez kitlesel şekilde demokrasiden yana tavır alan bir liberal-sol hareketi doğurmuştu. Öyle ki bu duruş hiç bir zaman hazmedilemedi ve Yetmez ama Evet  neredeyse her siyasi krizde özgürlükçü solcuların, liberallerin kafasına vurulan bir tokmak oldu.

Yolsuzluk krizinden öncesine kadar 2010 yılındaki koalisyon zaten dağılmıştı. Liberaller ve referanduma Evet diyen solcular özellikle Gezi ile beraber hükümetle aralarındaki köprüleri attı. Son yolsuzluk operasyonu ise koalisyondaki son ortağın cemaatin hükümetle olan ortaklığının artık bittiğinin ilanı oldu. Siyaseten bu tarz ittifakların dağılması normal hatta uzun süreli olmasını beklemek rasyonel bile değil. Ancak geldiğimiz noktada bambaşka bir manzara oluşmuş durumda: Maalesef bizim Kemalist vesayetin dağılması için verdiğimiz Evet oyları başka bir vesayetin tahakkümüne zemin hazırlamış.

Acı ama gerçek bu. Yıllarca gurur duyduğumuz Yetmez Ama Evet kampanyası Cemaat cuntasının yargı ve emniyet içinde yuvalanmasına vesile oldu. Hükümet dahi o dönem yanlış yapıldığını kabul etti. Böylece o dönem Fethullah Gülen'in mezardan çıkıp evet oyu kullanmalısınız sözünün dönemin koşullarının ötesinde daha uzun soluklu bir siyasi projenin başlangıç fitilinin ateşleyicisi olduğunu görmüş olduk. Evet kabul etmesi, hazmetmesi kolay değil. Referandumda Evet dediği için yandaş ilan edilip kendi mahallerinde aforoz edilen demokratlar, aydınlar, yazarlar, sanatçılar, 12 Eylül yargılansın diye Evet diyen ülkücüler, şehir şehir gezip propaganda yapan AKP'liler... Hepimiz doğru tarafta durmuştuk, bundan emindik ama bu dağın böylesine fare doğuracağını hiçbirimiz tahmin etmemiştik.

Ergenekon ve Balyoz gibi davaların demokrasimiz için ne kadar önemli olduğunu savunduk, hala da aynı görüşdeyim. Ama bu davaları savunurken yapılan hukuki yanlışların ne kadarı hükümete yakın medya tarafından gündeme getirildi, bundan emin değilim. Özellikle Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanmalarının sonrasında bazı şeylerin farkına varabildik. Balyoz'daki alt rütbeli askerlere verilen insafsız cezalar, Hanefi Avcı'yı solcu bir örgüt üyesi yapan iddianameler, Oda Tv davasındaki gariplikler ve KCK operasyonları bizlere bir şeylerin ipuçlarını veriyordu aslında. Meğer bizler askeri vesayet son bulsun diye çırpınırken birileri bu demokratik çığlıklar üzerinden ince ince kendi gücünü ikame etmiş. Yargıda, bürokraside ve askeriyede tasfiye edilenlerin yerine kendi kadrolarını yerleştirmiş. Kendine tehdit olarak gördüğü herkesi gayri hukuki yollarla tasfiye edecek; bu kişi başbakan dahi olsa geri adım atmayacak kadar güçlenmiş.

Darbe davalarına destek veren, referandumda Evet diyen kamuoyunda şu an yaşanan şaşkınlık biraz da bu kadar kısa sürede nasıl da bu noktaya geldik sorusuna hala cevap bulamamaktan geliyor. Ancak iğneyi önce kendimize batırmamız lazım. Bu davalarda yaşanan hukuksuzluklara ne kadar ses çıkardık? Şimdi paralel yapının işi olarak gözüken KCK operasyonlarına en önemli desteği maalesef o dönem hükümet verdi. Ahmet Şık, Nedim Şener ve Hanefi Avcı şimdi paralel yapı konulu röportajların aranan isimleri olurken bir kaç yıl öncesine kadar hükümete yakın medyanın aklına dahi gelmiyordu. En önemlisi daha yazın Gezi eylemlerinde kahraman ilan edilen polis ile 1 ay içerisinde 1000'lercesi tasfiye edilen aynı polis değil mi diye sorulduğunda verecek hakkaniyetli bir yanıt var mı?

Yapılan hukuksuzluklara ses çıkarmadıkça darbe davalarına kategorik olarak karşı çıkan Aydınlık ve kemalist çevrelerin şimdi bakın biz demiştik sayıklamalarını duymak zorunda kalıyoruz. O davalar haklı davalardı ama yaşanan hukuksuzluklar davalara büyük zararlar verdi. Yeniden yargılama kamuoyu vicdanın rahatlaması ve hukuksuzlukların son bulması için elzem gözüküyor.

Bu yazı bir pişmanlık değil özeleştiri yazısı. 2010 Referandumu o dönemin konjoktüründe gerçekten önemli bir kırılmaydı ve tarihin bu anında Evet dediğimiz için hepimiz mutluyduk. Ancak referandum sonrasında ortaya çıkan manzarayı görmeyecek kadar da kör değilim. Yıllarca söylenen ama inanmak istenilmeyen devlet içindeki Gülen yapılanması söylentilerinin gerçek olduğunu görmek özellikle dindar camiada büyük hayal kırıklığı yaratmış durumda. Hükümetin ve dindarların her fırsatta koruduğu, destek olduğu böylesine bir hareketin nasıl olur da yıllarca ittifak ettiği hükümete meydan okur sorusuna verilecek herhangi bir mantıklı cevap yok. Belki de Bülent Arınç'ın dediği gibi saflığımıza geldi..Evlerinde Coca Cola içmeyecek kadar İsrail'e karşı tavrı olan fedakar abilerden Mavi Marmara katliamında İHH'yı suçlayacak kadar İsrailleşebilecek bir politika çıkaran cemaat kadar kıvrak ve pragmatik olamadık..

Evet dün askeri vesayete karşı çıktık,bugünde yargı vesayetine karşı çıkıyoruz. Ne darbe ne şeriat pespayeliğinden sonra ne cemaat ne AKP diyip yine demokratlıklarının üzerine bir bardak su içenlerden olmayacağız. Seçilmiş hükümete sahip çıkacağız. Çünkü burada tüm demokratik sitemi hedef alan illegal bir yapılanmanın varlığı söz konusu. Bugünkü krizden çıkış yolu ise tabiki demokratikleşmeden geçiyor. AKP herşeye rağmen bunu yapabilecek ve bu krizi de aşabilecek güçte. 2007-2010 geçiş sürecinde yapılan hatalardan ders alınmalı ve kalıcı bir demokratik sistemin kurulması için daha fazla çaba sarf etmeliyiz. Kibri bir kenara bırakıp özeleştiri yaparak başlayabiliriz..



YORUMLAR

"Kullanışlı Aptallar" bir gram şeker için bir çuval keçiboynuzunu yer mi? -

- YAE hareketini kitelesel bir sol hareket olarak tarif etmek epeyce komik olmuş - Birbiriyle alakasız maddelerin tek madde halinde referanduma sunulmasını gerçek demokrasi olarak yorumlamak eksikliktir - Bu anayasa değişikliğinin hiç gündemde yokken nasıl birden damdan düşer gibi geldiğini, AKP'nin kucağına nasıl bırakıldığını, YSK tarihi 12 Eylül diye belirleyince referandumun birden nasıl 12 Eylül Pazarlama kampanyasına dönüştürüldüğünü, göstermelik cunta yargılama maddelerinin sonradan sokuşturulduğunu görmemek için ya dünyadan habersiz birisi, ya da ...neyse..., - Bazen niyet daha önemlidir, bütün diğer gerçekleri gözardı ederek, sadece özgürlükçü görünen maddelere odaklanmak gerçek aydının yapacağı iş değildir. O referandumda getirilen özgürlükler daha düzgün değişikliklerle yine gelebilirdi ve bu, kaybedilen yıllar kaybedilmeden yapılabilirdi. "Aydın" bunu görebilmeli. Sözü edilen niyet okuma dayanaksız da değildir, sayısız sabıkaya ve pek çok çıplak gerçeğe dayanmaktadır. - Paralel devlet yapılanması 2010 referandumundan sonra olmamıştır. 2002'den beri AKP ile işbirliği içinde sürdürülen yapılanma hareketine 2010 referandumu ile daha geniş bir harekat alanı sağlanmıştır. Sonuçta YAE'ciler, referandumda ciddi şekilde kandırıldılar, batılı analizlerde kullanıldığı şekilde AKP-Gülen koalisyonunun "Kullanışlı Aptalları" oldular, kimisi referandum sonrasında yapmadıkları yüzünden böyle günah çıkarıyor, kimisi hala yine olsa, yine yaparım diyor. Ama görünen köy, bazen göründüğü gibi olmuyor, biraz detaylı düşünmek lazım. Yine de şanslılar, tarihin affetmeyeceği o kadar çok kişi var ki, muhtemelen arada kaynayacaklar.

7 1
Yeni Mezun -

Blog yazarının isminin altında "yeni mezun" yazıyor, neden öyle yazdığını bilmiyorum ama yazarın vardığı sonucu çok güzel tanımlıyor. Hayır cemaate cadı avı uygulayalım tamam da bu insanlar sit alanlarını tarumar etmeye; iş adamlarını ihale karşılığında rüşvete zorlamaya; ülke menfaati adı altında para politikasını ekonomiyi göçertme pahasına iran'dan gelecek kaynağa endekslemeye; oy için önüne gelene palazlanıp, dışarıda ise dik durmamaya devam mı etsinler? Desteğe devam edin kendinizi liberal-sol ne idüğü belirsiz bir kimliğe sokup, vicdanınızı rahatlatın; onlar da savcıyı valiye bağlasınlar. Savcının tarafsızlığını sorgulayın ama bağlandığı valiyi sorgulamak aklınıza bile gelmesin. "Yeaaa cemaat daha tehlikeli" mizanseniyle, yolsuzluğa çanak tutmaya devam edin, sizi gidi küçük engin ardıç'lar!

2 0
YAE =? Özgürlükçü Sol :P -

Paşam kendi takımını "özgürlükçü sol" olarak tanımlarken geri kalanları vesayetçilikle suçlamaktan kendini alamıyor. Ancak nedense mükemmel "öngörüsüzlük" ve "laf dinlemezlikleri" hakkında utangaç kalıyor ve kemalist vesayetçilerin "bu değişiklik yeni bir vesayete (onların tabiri ile irticai) neden olur" gibi temelde rantı kaybedecek olmaları nedeniyle söyledikleri ama HAKLI oldukları ortaya çıkan uyarılarına değinmiyor. Son olarak YEA ya karşı olmak da bir "özgürlük" değil midir çok sayın özgürlükçü liberal solcu kardeşim?

2 0
bu olmadığınız birisi gibi davranma çabası neden? -

twitter hesabınızda ailenizdeki tek "sol" hareketin anneannenizin gözü görmediği için yanlışlıkla dsp'ye verdiği oy olduğunuzu söylemişken, yine aynı mecrada akp'ye oy verdiğinizi söylemişken, sol adına özeleştiri yapma hakkını nereden buluyorsunuz kendinizde?

5 0
Kitlesel sol hareket?.. -

İlk paragrafta YAE'nin kitlesel bir sol hareket şeklinde tanımlandığını gördüm, gerisini okumadım.

27 0
masal -

Evet kardeş aynen öyle masal anlatmışsın.Bu hükümete ve günümüz hitleri rte ye aman destek vermeye devam edin masal anlatarak.Kardeşim hırsızlık varmı.Bilal oğlan ne durumda.Bakan çocukları nerede.Bunlara bu hırsızlıkları cemaat mı yaptırdı.Cemaat mi Gezideki gençleri öldürttü.Cemaatmi o zülmü yapan polislerin destan yazdığını söyledi.Aa sizde gezinin faiz lobisi ve dış güçlerin rte ye darbesimi diyorsunuz.Yani hikaye masal anlatmayın koç gibi biz evde tutulan %50 deniz deyin olsun bitsin.Rahatlarsınız.

13 3
hangi solcular evet dedi? -

Ben evet diyen solcuya pek denk gelmedim. Solcu görünümlü, yeşil parkalı, nazım kitaplı cemaatçiler evet dedi (aynı kişilerin Erbakan öldüğünde ağlamaktan gözü şişmişti). Yetmez ama evet, dünyanın en saçma hareketiydi, neden olduğu da ortada. Aklı başında hiçbir solcu da buna evet demedi. Herkes demokrasi istiyor, ama AKP'nin derdinin demokrasi olmadığı çok ortada. AKP'den demokrasi umulmaması gerektiği aşikar. Eğer şu yetmez ama evetçiler hala "ama demokrasi o yüzden AKP" diyorsa, Hitler'in gökten zembille inmediğini, seçimle iş başına geldiğini hatırlatırım. Hala da AKP'den medet uman solcu varsa iki rekat daha Marx okumasını öneririm. Zaman zaman uzlaşılması gereken insanlar olabilir, doğrudur. Ama AKP asla onlardan değil. Ne AKP, ne cemaat. AKP yapacaksa hep hayır sonsuza kadar hayır. Çünkü AKP söylemiyle niyeti bir olmayan bir parti.

10 2
kendi adınıza konuşun! -

17 Aralık'tan sonra, yolsuzlukların üzerini örtmek için önce AKP Hayır'cı oldu. 2010 referandumunda Hayır diyen ve hala Yetmez ama evetçileri suçlayanlar, artık AKP'nin yanında olduklarını unutmasınlar. yakında Veli Küçükleri, Kerinçsizleri, darbecileri aramızda görebiliriz. demokrasiyi geliştirmek böyle mi olacak?

4 5
buyur burdan yak -

abi sen öz elestiri nedir biirmisin? önce yetmez ama evet, sonra anlasildiki bu agalar beyler bir olmus demokrasiyi hal etmisler; yani el ele kol kola cümbür cemaat yan yana yana yana demokrasiden uzak mi uzak bir akp-cemaat düzeni kurmuslar, ben ise sen de bunun farkina vardin diye düsünürken bizi (secilmis) yolsuzluga / düzensizlige destek vermeye / sahip cikmaya / korumaya davet ediyorsun; yani sil bastan yetmez ama evet diyorsun; bunun adi öz elestiri degil sadece ve sadece AK'lari PAKlamanin ÖZ-EL metodu denilir, yoksa sen hala bunlari anlatabilmemistirliklerimizdenmisin

37 2
hangi sol? hangi sol? espri herhalde -

tıpkı RTE'ye sorulduğu gibi sana da sorulacak soru "arkadaş 17 aralıkta mı farkettiniz derin devleti?" referandumda, 1 yıl sonrasını göremeyen bir "ilerici aydın"dan bize gösterdiği "yeni -aslında aynı- yol"a (AKP'ye destek) koyulmamızı beklemiyorsundur umarım. özgürlükçü, sağa yakın, ortalarda, patatesçi vs. bütün sosyalistlerin ilk ve en temel tavrı statükonun her türlüsüne karşı halkı savunmak ve işbirliklerini ona göre teşkil etmesidir. ha sana zamanında "sivas, 80 darbesi, yök vs" hatırlatmalarını yapanlara kemalist, darbeci diyeceksin, bunların üzerinde akp ile beraber tepinecek ve "bilmem ne solu" diye kendini aklayacaksın; sonra da halen haklılık devşireceksin. ha benim -kemalist, darbeci, atatürkçü, cehapeli değilim, sadece sosyalistim- kanaatim senin tavrında tıpkı 12 eylül referandumunda olduğu gibi bir değişiklik yok, AKP yanında tavır almak. ama şu anda yaşanan bir hesaplaşma var ve yeniden konum belirlemek gerekiyor; olan bu. hayırlı işler.

10 2
Aklım almıyor... -

yazınız, son paragrafı hariç, 2002 yılından beri akp hükümeti için "ama şunları çok iyi yaptılar" diyen kişilere aslında işin göründüğü gibi olmadığını detaylarıyla anlattığımda aldığım "ama biz böyle bilmiyorduk" cevabının bire bir aynısı olmuş. size gösterilenle, dayatılan arasındaki farkı bile anlamayacak bir iktidar aymazlığına düşmüştünüz çünkü. bir kere her şeyden önce yetmez ama evet dediğiniz referandumla geçen 27 maddeden sadece 1-2 tanesini biliyorsunuz. sonrasında yaşananlar için ise çok fazla sesiniz çıkmadığından bahsediyorsunuz. peki; şimdi çıkarma zamanı o zaman. hsyk'nın adalet bakanına bağlanması, yolsuzlukların önünün deniz feneri gibi kapanması hala hafızalarımızda tazeyken ses çıkartın. çıkartın ki akp istanbul il başkanı Aziz Babuşçunun dediğini haklı çıkartın; "10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Çünkü bu geçtiğimiz 10 yıl içinde, bir tasfiye süreci ve bir tanımlama özgürlük, hukuk, adalet söylemi etrafında yaptıklarımıza paydaşlar vardı. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de; diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir.İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak. Dolayısıyla o paydaşlar bizimle beraber olmayacaklar. Dün bizimle beraber şu ya da bu şekilde yürüyenler, yarın bizim karşımızda olan güçlerle bu sefer paydaş olacaklar. Çünkü inşa edilecek Türkiye ve ihya edilecek gelecek onların kabulleneceği bir gelecek ve bir dönem olmayacak. Onun için işimiz çok daha zor."

6 0
Bayılıyorum bu Tatlı Su demokratlarına -

Yıllar önce sol mücadele içinde mücadele ederken ve okulumuza girebilmek için önce sivil faşist çetelerin barikatlarını ve kurşunlarını aşıp ardından hükümetin resmi faşist polisinin saldırısı altında zor bela okumaya çalıştığımız dönemlerde bu blog yazarı (ne demekse) arkadaşın ağabeyleri de o dönemim Demirel hükümetinden demokratik bir üniversite için çözüm üretmesini isteyerek özellikle okuldaki yurtların bir kısmını ele geçirmiş olan ülkücü faşistlerle aynı katlarda kalarak onları da demokrasi için iknaya çalışıp "tatlı su demokratlığı" yaparlardı. Ama polisin ve çetelerin saldırıları başladığı zaman biz demokrat öğrencilerle beraber bunlar da aynı dayağı yiyerek Mamak'ın yolunu tutarlardı. Ve başlarına geleni o zaman da algılayamazlardı "yahu biz şiddete karşıyız demokratız" diye diye dayak yerlerdi. Günümüzde de değişmediklerini görüyoruz. Faşist bir hükümetin gene faşist bir müteffiki ile beraber hazırladığı "referandum" yemini yiyerek başlarına geleni halen anlayamamış olmalarına kesinlikle şaşırmadım. "Demokratik" hükümetlerine kumpas kurmuş "cemaat" bunları çok şaşırtmış ve üzmüş. Ama önlerine dayatılan süslü referandumda evet dedikleri için pişman değillermiş sadece üzülmüşler. Zaten bu " Tatlı Su Demokratları" ndan da başka bir tavır da beklenmezdi.

10 1
AKP Sosyal Medya Timi işbaşında. -

Dönmüş dolaşmış ve gelmiş yine 'Akp meşrudur, Akp çözebilecek kudrettedir, vesayet, vesayet, vesayet...' Zerre pişman değilsiniz. Zaten 'pişmanlık değil, özeleştiri' demişsiniz. Türk subayının, ailelerinin ve çocuklarının gazabı 7 neslinizden çıksın. Adam olmazsınız vesselam.

12 1
ahah -

Adam kürsüye çıkıp yalanlar püskürtürken size gerçeği söylediğini bilemezsiniz. Yalancıdan medet uman ortaktır. Zaten son paragraftan anlaşılacağı üzre ortak olmaktan da çekinmiyorsunuz. Demokrasi (temsilisinden bahsediyorum) anlayışınız verilen oy sayısına kısıtlanmış kalmış. Size tükürdüğünüzü yalayın diyen yok. Unutun bırakın tükürük kurusun diyen var. Bu arada ben de evet dedim. Bununla AKP ye veya Hitler benzeri sandık çağrılarına ortak olmadım. Yanlış insanlar doğru iş yapmaz diye bir şey yok. Ama artık kırın şu inadınızı. Gezi sürecinde de, Reyhanlıda da gördük ki bu adamların demokrasi ile kalem işi yoktur. (liste uzayabilir) Keza artık sizin demokrat olduğunuza inanmamaya maaşla sol cenahın aklını karıştırmaya yönelik konuşmalar yapan makaleler yayınlayan insanlar olduğunuza dair şüpheler edinmeye başladım. Eğer AKP ve Cemaatin "web boy"ları var ise neden "sol boy"ları olmasın.

2 0
Samimiyetsizlik -

Özeleştiri verdiğinizi iddia etmenize rağmen hiçbir şekilde samimi değil. 2010 anayasasının 2. Cumhuriyeti(Gericiliğin hakim olduğu ) güçlendireceği barizdi. Askeri vesayeti öldüren,ama gericiliği hakim kılan bir Demokratikleşme ve şimdi sizde ne yapacağınızı şaşırmış bir şekilde , birilerine saldırma gereği duyuyorsunuz. Siz kendiniz kandırın ! ''Evet'' demenin nereye oturduğunu eminim biliyorsunuzdur. Liberal soytarılığı bırakın , her şeyi çok iyi biliyordunuz !

34 0
Özeleştiri iyi de... -

Ben de ulusalcılardan pek haz etmem. Ama referandumda tereddütsüz HAYIR dedim. Bana darbeci dedi, düne kadar darbeleri savunanlar. Ama biliyordum ki, demokrasinin AKePele hele RTEle kesinlikle gelmeyeceğine. Haklı çıkmak güzel bi duygu. Özeleştirinizi takdir ediyorum ama hala bu hükümetten demokrasi adına bişeyler ummanız çok gülünç geliyor. Gezi direnişinden yada Suriye politikasından da anlamadınız. RTEden ancak ileri demokrat olur, o da bize fazla gelir...

22 0
Hala mı AKP? -

Bu kadar öz eleştiriden sonra hala AKP den mi çare bekliyorusunuz? yazık. Hala öğrenememişsiniz bir darbe de AKPden yiyin. Unutulmamalıdır ki Yukarıda bahsettiğiniz Cemaat bütün bunları yaparken, Cemaatin yolunu açan onlara göz yuman AKP; AKP liler yolsuzluk, vurgun yaparken onlara göz yuman da cemaattir. Tek çözüm vardır artık o da örgütlü sol mücadeledir.

38 1
Enes ÇAllı'nın gündüz düşleri... -

Yazıyı son paragrafa kadar huşu ile okudum, ilk bakıldığında dürüst ve içten bir öz eleştiri gibi algılanabilecek bu yazı son paragrafta birden kırıldı (çatırt). Sahip çıkmaya çağrılan "seçilmiş hükümetin" aslında kendi derin devletini, kontur gerilla teşkilatını yaratma çabasıyla "MİT müsteşarlarını", Efgan Ala tarzı kanlı bürokratları dokunulmaz hale getiren yapının kendisi olduğu görmezden gelinmiş. Yeni bir "yetmez ama evet" felaketinin kapısından çıkan gıcırtı bu, 10 yıl sonrada, " O günlerde F tipi derin yapı bir tehlikeydi Tayyip Erdoğan'ın "neopatrimonyal" bir yönetim kurduğunu anlayamadık" diyerek bir öz eleştiri daha yaparsınız. Fetullahcı derin yapının faili o yapı değil o yapıyı bu devlette örgütleyen AKP'dir. Bunu itiraf edemeden veya farkına varmadan yaptığınız şey öz eleştiri değildir. Tayyip Erdoğan'ın "Ne istediniz de yapmadım" derken dili sürçmedi herhalde... Siz demokrasimi istiyorsunuz, "Parti içi demokrasi" kavramından haberdar olan bir siyasi oluşum bulun kendinize. Kişi kültüne dayalı bir siyasi varoluştan demokratik bir ülke yaratmasını beklemek, ne ilginç bir siyasal teori. Siz "seçilmiş hükümetinize" kul olmayı demokrasinin bir gereği görebilirsiniz, fakat 2006 Diyarbakır'ını, Roboski'yi, Reyhanlı'yı, Gezi'yi ve faili meşru cinayetlere kurban edilen uğur kaymazları yaratan bir "seçilmiş hükümeti" seçilmekte "meşru" hale getirmez... Kardeş sen kısaca "kurban olayım delikanlı başkanıma" de kurtul, ezilmenin, bükülmenin, kıvranmanın ne lüzumu var.

31 1
Yetmez ama evet ile evet arasındaki fark -

Bana sorarsanız referanduma yetmez ama evet diyenler, son yıllarda Türk siyasetinde yapılan en büyük yanlışın içine düşen kişilerdir. Ana düşünce "Evet diyoruz ama bu gelişmelerin devamını da bekliyoruz" olsa da, pusulada "Evet" ve "Hayır" seçeneklerinin dışında "Yetmez ama Evet" diye bir seçenek olmadığı sürece hükümet üzerinde bu yönde bir baskı oluşturmaları çok iyi niyetli bir hayal olmaktan ileri gitmeyecektir. Bu durumun benzerini Kıbrıs'ta yaşadık. Annan planını reddetmesine rağmen Güney Kıbrıs birliğe üye olmuş, ve de veto yetkisini elde ettikten sonra çözüm yönünde tek bir adım bile atmamıştır. AKP de yetkiyi eline aldıktan, %58 Evet'i (bunun ne kadarı Yetmez ama Evet hiç bir zaman bilemeyeceğiz çünkü en nihayetinde hepis evet) kaptıktan sonra da ileriye dönük adım atmak yerine yerini sağlamlaştırmayı seçmiştir. "En iyisi" yerine "idare ederi" yapmak yetiyorsa neden en iyisi için çaba gösterilsin. Ve de adı üstünde yetmeyen birşeye neden evet denilsin.

15 1
Ne AKP ne Cemaat -

Referandumdaki EVET oyu doğruydu, sonuçta askeri vesayet yerine cemaat vesayetin gelmesi HSYK maddesindeki teknik hatalardan kaynaklanıyordu. Bugün geldiğimiz noktada ise ne AKP ne Cemaat diyoruz. Yolsuzluklara da devlet içindeki çetelere de karşıyız. AKP ye artık güven kalmamıştır. Siyasette halkın 3. yolu çözümdür.

7 11
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.