scorecardresearch.com Sayın Başbakan, ?O masal günü yakın mı?" - necla görgeç - Radikal Blog

Sayın Başbakan, ?O masal günü yakın mı?"

06.12.2012 13:06:52
A+ A-

Belki güneş bir gün ikimiz için doğar,

Belki korkuları hayallerimiz boğar

O masal günü gelinceye kadar susuyorum...

Susadıkça yüzün düşer aklıma,

Korkar oldum düşlemekten

Adını anarım çoğalır sesim

Konuşmaktan, düşünmekten, özlemekten

Gel bak bir elimde gökyüzü var hala

Ötekinde kayıp giden yıldızlar.

 

Çok sevdiğim bir şarkının sözleri bu dizeler. Çok şey anlatıyor aslında. Geçen hafta sağanak yağmur altında toprağı eşeleyen derisinden önce, ruhu yaşlanmış elleri hatırlattı en çok bana. Hani kayıp yakınlarının iki kemik bulunca, sevinebildiği günü!

 

Hatırlayacaksınız, 1992'de gözaltında kaybedilen Ayhan Efeoğlu'nun gömüldüğü söylenen yerde geçen hafta kayıp yakınları vardı. Direnç gösterdiler bir parça kemik, bir mezar taşı için. Yılların takatsizliğine boyun eğmeyerek. Eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, Efeoğlu'nun öldürüldüğünü itiraf etmiş ve onu bizzat kendisinin gömdüğünü söylemişti. Bunun üzerine yapılan resmi kazıda da hiçbir şey "bulunamamıştı." Ancak bir yıl sonra hiçbir şeyin "bulunamadığı" o yerde bir hırka ve kemik parçaları bulundu. İnsanım diyenin dayanamayacağı bir tabloyla.

 

Bu tablonun da, bu cinayetlerin da suç ortağıyız hepimiz. Susarak, görmezden gelerek, analarının feryatlarını duymayıp, gözyaşlarını hiçe sayarak ortak olduk bunca suça, bunca zaman.

 

Kazıya katılanlardan Efeoğlu'nun arkadaşı Avukat Efkan Bolaç sonrasında bir mektup kaleme aldı. İnsanın canını yakan cinsten bir seslenişti bu. 20 yıl önce en son Sultanahmet'te görmüştü arkadaşını Bolaç. Son bir gülümseme yüzünde. Ya sonra, sonrasını şöyle anlatmış Bolaç;


"Kayıp olduğun haberi geldi. İnanmak istemedik. Baban, Osman Amca İstanbul'a geldi, ardından neredeyse tüm özellikleri ve görüntüsü sana benzeyen Ali geldi. Seni aradık onlarca hastanede, morgda, karakolda. Polisler yaptıklarının bilincinde pişkin pişkin cevaplar verdi.
Biz seni aramaya devam ederken, iki yıl sonra, 1994 başında İznik'te otobüsten indirilen kardeşin Ali'nin gözaltına alındığı haberi geldi. Ve polisler Ali'nin de gözaltına alındığını kabul etmediler. Ali'yi bulun diye savcılığa gittik, 'Belki kardeşinin yanına gitmiştir' dediler. Ve Ayhan gibi Ali'yi de kaybettiler. "

 

 

İşte mektubun bu kısmı beni paramparça etti, okuyan herkesi de etmeli. Ayhan ve Ali'nin annesi Feriha Teyze, babası Osman Amca'nın yüzü gelmeli aklınıza. Tarifi mümkün olmayan o kederi ve çaresizliği siz de yaşamalısınız iliklerinize kadar. Ancak böyle anlayabilirsiniz onları ve binlerce kayıp yakını aileyi.

 

Ama durun hepimiz aynı şeyi yapıyoruz!

 

Saçma bir teselli cümlesini giyip üstümüze dolaşıyoruz ortalıklarda. 'Sizin için yapabileceğimiz bir şey var mı?". Vicdan temizleyici bir kimyasal gibi aklımızda taşıyoruz bu sözcükleri.

Bir anne için bin kere ölümden beter bir durumu ve nicelerini yok sayıyoruz. Oysa Ayhan'la, Ali'nin adıyla çoğalmalı sesimiz. Yüzlerini hatırlamaktan, düşünmekten, düşlemekten korkmamalıyız.

 

O annenin acısını anlamamız mümkün değil elbette. Bu coğrafyada iki yitik evlat, soğuk bir mezar taşı bile olmadan ne demek bilemeyiz. Nasıl atar bunca yıl o kalp aklımız ermez!

 

Ama bildiğimiz bir şey var ki.

 

O da dünyaya meydan okuyan değil, toprağı kazıyan tırnakların arasına karışmış ceset parçalarına değen yüreğe ihtiyacın olduğu bu memlekette.

 

Mesela ben.

 

Bu ülkenin Sayın Başbakanının Feriha Teyze'nin elini tutup acısını paylaştığı fotoğrafı görmek isterim manşetlerde.

 

Geçmişle yüzleşmenin, hesaplaşmanın sadece yatağından ifade veren mağrur paşalarla veya 28 Şubatçılar'la değil, rahatı için hapishane seçen şahısla da, onun gibi niceleriyle de olmasını beklerim.

 

Bu topraklarda gözünüzün önünde büyük acılar yaşanırken, kafanızı çevirip geçmeyin derim. Sizin gözünüzde Myanmar'da veya Filistin'de ölen kardeşlerimiz kadar değerli olduğunu bilmek isterim, bu genç kardeşlerimizin de.

 

Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu'nun Ayhan'la, Ali'nin babası Osman Amca'ya sarılıp o kemiklere bakarken gözyaşına ortak olmasını görmeyi dilerim...

 

Duygusallığı ile tanıdığımız Sayın Arınç, topraktan çıkan hırkaya bakıp "Ah Ayhan, bunun hesabını mutlaka soracağım. Sana da, kardeşine de bu yapanlardan hesap soracağız" dese mesela.

 

90'lar, 90'lar da kalmasa.

 

Ötekileştirilmese o analar ve kaybedilen evlatları.

 

Kimse kimsenin her şeyi olamazmış ama siz bir annenin acıyla kanayan ellerini tutup, di'li geçmiş zamandaki yarasına merhem olabilirsiniz.

 

Ve belki,

Güneş bir gün hepimiz için doğar,

Ve belki korkuları hayallerimiz boğar

Ve ben,

Sayın Başbakan "O masal günü yakın mıdır acaba?" diyerek

SUSUYORUM.



YORUMLAR

o masallara hep karnımız tok -

ben bunu nasıl yazacağımı bilemedim ama gerçekten muhteşem eline koluna sağlık

0 1
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.