Zulüm 1453'te başladı..!: "Fatih Sultan Mehmet'in, Karaman Zulmü..!"

25.02.2014 20:30:25
A+ A-

Anadolu beyliklerinin en büyüğü olan Karamanoğlu Beyliği’nin top yekûn halkıyla birlikte Osmanlıya karşı yaptığı varlık mücadelesinin anlatımı, bizim anlı şanlı tarihçilerimizin bir tarihçide asla olmaması gereken taraf tutan çarpık tarihçilik anlayışlarını da gözler önüne sermektedir.

Sadece Karamanoğlu değil bütün Anadolu Türk beyliklerinin halklarıyla birlikte yaptıkları varlık mücadeleleri, Osmanlının Anadolu’da Türk birliğini sağlama çabalarına karşı fitne çıkarmak olarak aşağılanırken, birde hala bir sorun olan Osmanlının Türklüğü meselesi de tarih olmadık şekillerle çarpıtılarak, hiç sıkılmadan Anadolu beylerinin kızları Osmanlı Tacidarlarının anneleri yapılarak çözülmeye çalışılır ki, doğrusu son derece ibretlik bir durumdur.

Osmanlı’nın izlediği taviz vermez işgalci siyaseti, hiç şüphesiz Anadolu’nun en büyük beyliği olan Karamanoğlu ve Osmanlı’yı karşı karşıya getirecektir. 1387’de 1. Murat, Bizans İmparatoru’nun Köntendil Prensi’nin askerleri, Sırp Kralı’nın kuvvetleri ve devşirme yeniçeri ordusu ile Konya’yı kuşatır.

Bizans Prensesi Horafina’nı oğlu 1. Murat’ın Anadolu’da Türk birliğini sağlayacak ordusu da işte kendisi gibi bir ordudur. İşte bizim Osmanlıcı tarihçilerimiz 1. Murat’ın bu ilk harekâtını nasıl bir orduyla yaptığını ısrarla söylemezken, Türk birliğini sağlamaya yönelik bir harekât olarak tarihe geçerler.

Daha sonra 1390’da Yıldırım Beyazıt’ın, başta Sırplar olmak üzere balkanlarda kendisine bağlı Hristiyan vasal devletlerin askerleri ve devşirme yeniçeri ordusuyla Anadolu’daki Türk beyliklerini birer birer işgal ve ilhak ettiğini ve Karamanoğlu topraklarına saldırdığını görürüz. Ancak Sivas Sultanı ve Candaroğulları’nın yardıma yetişmesi nedeniyle bazı tavizlerle yetinmek zorunda kalacaktır.

Daha sonra 2. Murat’ın çeşitli vesileler yaratarak Karamanoğlu topraklarına saldırdığını görürüz. Bu vesile yaratma durumu Anadolu Beyliklerine karşı tipik bir Osmanlı siyasetidir. Tabii ki askeri yapı da hiç değişmez. Bu askeri durum bize göstermektedir ki, Osmanlı Tacidarları, Türklerden kurulu bir ordunun kendi milletlerine karşı savaşmayacağının bilincindedir.

1444 yazında 2. Murat Macarlara karşı uğradığı yenilginin acısını Karamanoğlu ülkesinden çıkaracaktır. Karamanoğulları Hristiyanlarla işbirliği yapmakla suçlanarak din adamlarından fetva bile alınır. 2. Murat bu fetvayla Karaman ülkesinde büyük bir kıyım ve yıkım hareketi başlatır.

 Aşıkpaşazade,  yazdığı meşhur tarihinde bu kıyım hareketinde tecavüze uğrayan kadınlardan doğan çocuklardan bahseder:  “ Türklerin Hristiyan ülkelerde dahi kadınlara tecavüzüne rastlanmamışken, yağma ve tahripten başka Karamanoğlu’na bu neviden çirkin şeylerle mukabele edildi... Bu tecavüz senesinde gebe kalan kadınlardan doğan çocuklar… ” (Mufassal Osmanlı Tarihi: cilt: 1, sayfa: 315)

İşte 2. Mehmet’te atalarından devraldığı bu mirası sürdürüp ilk seferini Karamanoğlu Ülkesi’ ne yapacaktır. Suçları, 2. Murat’ın ölümü üzerine Osmanlı’nın ele geçirdiği toprakları geri alma çabasına girişmeleridir. Karamanoğlu sonuçta çaresiz boyun eğer.

İstanbul’un fethiyle rüştünü ispatlayan Fatih, bu kez Karamanoğlu sorununu halletmeye kararlıdır. Karamanoğlu Beyliği, tüm bu yazdıklarım göstermektedir ki özellikle seçilmiştir. Çünkü Anadolu’nun en büyük beyliği ve Selçuklunun başkenti Konya’nın da sahibidir. Bu özelliği ile Selçuklunun mirasçısı konumundadır. Bu nedenlerle tüm beyliklerde bir saygınlığı vardır.

Karamanoğlu İbrahim Bey’in 1463’te ölmesini fırsat bilen Fatih ortaya çıkan iktidar sorununda İshak Bey’e karşı Çelebi Mehmet’in kızından doğan Pir Ahmet’i tahta çıkartır. Bunun üzerine Akkoyunlular’da İshak Bey’i destekleyerek soruna müdahil olur. Böylece Karamanoğlu Beyliği bir iç savaşa sürüklenir.

İshak Bey, Fatih’ten destek isteyerek Akşehir ve Beyşehir’i teklif eder. Fatih bu teklife aynen şu yanıtı verecektir: “ Oralar zaten bizim, bu teklif ölüyü azat etmektir. Çarşamba suyunu hudut kabul ederse anlaşırız.” (Mufassal Osmanlı Tarihi cilt:1 sayfa: 548) Görülüyor ki Fatih fırsattan istifade edip beyliğin önemli bir kısmına el koymak niyetindedir.

İshak Bey bu teklifi reddedince işbirlikçisi Pir Ahmet’i destekleyen Fatih bunu karşılığında tam teslimiyet istemektedir. Tabii ki bu yüzden Pir Ahmet’le de arası açılır. 1466 da Pir Ahmet’e sefer için asker göndermesi talimatı verilir. Pir Ahmet’in bunu reddetmesi üzerine bu durumu isyan sayan Fatih Konya Üzerine büyük bir Ordu gönderir. Pir Ahmet kaçar.

İşgal edilen Karaman topraklarından halkın önemli bir kısmı İstanbul’a sürülürken Karaman halkı büyük bir direniş başlatır. Direnişe Pir Ahmet’in kardeşi Kasım Bey de katılınca, Fatih Karaman üzerine çok daha acımasız bir sefer başlatır.

Fatih düzenlediği bu seferle Karaman halkına babası 2. Murat’ı bile arattıracak büyük bir kıyım yapar, kadınlar tecavüze uğrar, evler yıkılır. Halkı sindirmek için camiler dâhil tüm Karaman ülkesi yağma ve yıkıma uğratılır.

Ancak tüm bunlara rağmen Vezir Mahmut Paşa fakir halkı İstanbul’a göndermek ve yumuşak davranmakla suçlanarak azledilir. Yerine 1468’de Rum Mehmet Paşa gönderilir. Esnaf, zanaatkâr ve zenginler toplanarak İstanbul’a gönderilir. Yapılmak istenen, Karaman ülkesini iktisaden bitirmektir. Bunula da yetinilmez, şehirler, kasabalar yağmalanır ve harabedilir.

Ancak bu kez de Varsak Türkmen’lerinin Karaman’ın yardımına yetiştiklerini görürüz. Osmanlı bir kez daha yenilir hatta Kasım Bey Ankara’ya kadar dayanır. Bunun üzerine Fatih, büyük bir hiddetle Rum Mehmet Paşa’yı idam ettirerek 1470’te Karaman üzerine İshak Paşa komutasında büyük bir ordu daha gönderir.

Karaman halkı bu kez çaresiz boyun eğer. Pir Ahmet Akkoyunlulara sığınırken, kardeşi Kasım Bey dağlara çekilir. Aksaray halkının bir bölümü İstanbul’a sürülür. İshak Paşa’dan sonra Gedik Ahmet Paşa Karaman’a gönderilir.

Ancak Bu kez de Akkoyunlular’ın sıranın kendilerine geleceğinin bilinciyle Pir Ahmet ve Kasım Bey’e yardımını görürüz. Bu yardımla Osmanlı Kütahya’ya kadar geriye püskürtülür. Ancak Fatih Karaman direnişini kırmakta kararlıdır. Direniş kırılır ancak Karaman Halkı’nın Kasım Bey önderliğindeki mücadelesini, Fatih bir türlü bitiremez. Sonunda Akkoyunlu Türkmen sultanı Uzun Hasan’ın Otlukbeli savaşında yenilmesiyle Osmanlı, Karaman ülkesinde rahat bir nefes alır.

Ancak bu sefer de Karaman halkının dağlara çekilerek Kasım Bey önderliğinde mücadelelerini yine de sürdürdüklerini görürüz. Sonunda Fatih’in ömrü bitecek ancak Kasım Bey’in mücadelesini yine de bitiremeyecektir.

2. Beyazıt’ın iktidarında Kasım Bey, Karaman dağlarında halkıyla beraber Osmanlıya karşı mücadelesini sürdürmektedir. Hatta 2. Beyazıt’a karşı Cem Sultan’a destek bile verir. Ancak başarılı olamaz. Ta ki 1483 yılına kadar Karaman halkının Osmanlıya karşı mücadelesi devam eder.

Görüldüğü gibi Fatih Sultan Mehmet'in de, Anadolu Türklerine karşı giriştiği kıyımlarda, ne kendisinden önceki, ne de kendisinden sonraki Osmanlı Tacidarlarından hiçte farkı yoktur.

Diğer tüm kıyımcı Osmanlı Tacidarları gibi, Osmanlıcı zihniyet tarafından ululaştırılır.

( Kaynak: Erdoğan Aydın: Fatih ve fetih, mitler ve gerçekler, sayfa:161-165)

İşte bizim anlı şanlı Osmanlıcı tarihçilerimiz tarafgir bir zihniyetle yaptıkları tarihçilik nedeniyle Karaman Ülkesi hep bir fitne yuvası olarak gösterilir ve kötülenir. Osmanlı Tacidarlarının yaptırdıkları kıyımlar, tecavüzler, yıkım ve tahribat fazla dillendirilmez ve bu mücadelenin kaçınılmaz sonucu olarak mazur gösterilmeye çalışılır.

Bir de işin en ilginç yönü nedir biliyor musunuz? Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe’nin resmi dil oluşunu ilan eden fermanını yazdığı 13 Mayıs 1277 tarihi Türkçenin ilk kez resmi dil olduğu tarih olarak kabul edilir. Çözüm Karamanoğlunda bulunur.

Çünkü edatlarımız olan Osmanlı Tacidarlarının maalesef böyle bir fermanları yoktur.

AHMET ELDEN  

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.