Bir Havaş monoloğu ve Twitter sansürü

21.03.2014 10:18:07
A+ A-

Dün akşam Ankara’da şehir merkezinden havaalanına giderken bomboş Havaş otobüsünde ben ve arkadaşımdan başka 2 kişi daha vardı. Koca otobüste 45 dakikalık yol boyunca durmadan ve hiç kendini sakınmadan sere serpe telefon konuşan adam bir süre sonra ister istemez dikkatimizi çekmeye başladı. Kaldı ki konuştuğu konular da zaten dikkat çekmeyecek gibi değildi.

Toplamda 10’a yakın telefon görüşmesi yapan bu kişi bir ilçenin milli eğitim müdür yardımcısı idi. İsmini ve ünvanını aradığı kişilere rahatça ve yüksek sesle söylemesi sahibinde bu bilgiye haiz olduk. Birçok kişiye fikir danıştığı ve “uyarılarını” naçizane ilettiği konu ise ilçe genelinde kendi ifadesiyle “çocuk hakları zımbırtısı” hakkında öğrenci birliklerinin başkanları ile seçim haftasında yapılacak bir konferans.

Beyfendi telefonda müdür beye endişelerini şu sözlerle anlatıyor: “Efendim, geçen haftaki toplantıda salonda vali olduğu halde, bakın vali bile ordayken gençlerden biri ‘Berkin Elvan ölümsüzdür!’ diye slogan attı, salon çok tepki vermedi allahtan ama tepki de verebilirlerdi. Malum olaylar oldu, iki çocuk öldü, gündem çok hassas acaba bu toplantıyı seçimden sonrasına ertelemek daha mı iyi olur dersiniz?”

İşin ilginç yanı yaptığı birçok telefon görüşmesinin bazılarına “Selamün aleyküm” diye başlayıp “vefat eden çocuklarımız” derken bazılarında “biliyorsunuz seçimleri etkileyecek ölümler oldu” şeklinde konuşması idi. Bir görüşmesinde slogan atan çocuk için “O gencimizin içinden gelmiş bir şey o slogan sonuçta, ben ona bir şey yapamam” derken bir başkasında “Geçen hafta binlerce kişi organize olup basın bildirisiyle yürüyüş yaptılar, tabii eyleme katılan çocuklar hakkında soruşturma başlattık, bunu da bozmalarından endişe ediyorum” demesi de şahsın sağlam iradesi ve politik duruşu hakkında diğer bir detaydı.

“Muammer Bey’le de görüştük, bunun unutturulması lazım, şimdi çocuk hakları falan da diyince çok kritik bir haftada çok zor bir etkinlik olur, tabii biz emniyete de haber vereceğiz. Yapın derseniz yaparız ama size bir yönetici olarak endişelerimi iletmek istedim.” derken bahsettiği Muammer Bey’in kim olduğunu bilemiyoruz ama Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu 1980 doğumlu, 2000 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü’nde memur olmuş birisinin 9 yılda müdür yardımcılığına atanmasındaki alamet-i farikayı yüksek sorumluluk duygusu olarak yorumlamak çok yanlış olmaz sanırım.

Bu duyduklarımı daha atlatamamışken Twitter yasağıyla birlikte sinirden ayakkabılarımı çiğneyecek hale geldim dünden beri. Tepki vermekten tepki veren yerlerimiz tutuldu artık gaz yemekten sinüslerimiz bu meretin bağımlısı oldu ama bu sefer bu işin içinde bir iş olduğu kesin. Gece 00.00’da yasak haberi düştüğü anda bir süre önce “yumurta”lıktan terfi eden bot hesapları aşağıdaki aktivitelere giriştiler:

Büyük reyiz hırsından, korkusundan artık freni boşalmış kamyon misali gücünü tutmak için ne gerekirse yapmaya hazır. Buna insanları sokağa dökmek, çatışmaları başlatmak ve belki de bu vesileyle seçimleri erteletmek / iptal etmek de dahil. En son sansür protestolarında yaşanan kopmaları da düşününce bu tarz bir yasağa karşı sokağa dökülmek mi yoksa sivil itaatsizlik tarzı hareketler mi daha etkili ve akıllıca olur durup düşünmek gerekiyor sanki.

Tüm dünyanın ağzından başka bir tarafıyla güldüğü bu son hamle reyize pek yaramayacak anlaşılan o ki. Sabahtan beri Bülent Arınç ve Melih Gökçek başta olmak üzere birçok ekipdaşı zaten Twitter kullanmakta. Dolayısıyla bu ucuz bot numarasının 80’ler tarzı bir ortalık karıştırma yöntemi olduğu çok açık. Kaldı ki dün akşam ortalığa salınan “Okmeydanı’nda polis operasyon düzenleyecek” söylentileri de bu tezi kuvvetlendiriyor. Mahalle sakinleri bir haftadır mahallede konuşlanmış halde olan polislerin dün gece gelmiş gibi yansıtıldığını belirtmekte.

Sonuç olarak ortalığın karışması, daha çok insanın canı yanması ya da nesillerin eğitiminin çeşitli amaçlar doğrultusunda şekillenmesi kimsenin umrunda değil. Güçle delirmiş ve elindekileri kaybetmemek için harcamayacağı hiçbir şey olmayan bir zümrenin elinde oyuncak gibiyiz. Yine de kuyruğu dik tutmakta fayda var derim ben. Ama unutmamak lazım, kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.