Sosyal Medya ve Toplum Ahlakı

23.10.2014 05:01:01
A+ A-

AKP iktidarının Twitter'ı kapatmasından sonra en çok tartışılan konulardan biri sitenin sansürlenip sansürlenmemesi gerektiği olmuştu. Hatta bu konuda her iki ayrı görüşe sahip olan kimseler, Twitter engelini aşıp karşılıklı olarak tweet atarak bu konuyu ele almışlardı. İki meşhur sosyal medya sitesinin kapanmasından sonra, art arda siteler sansürlenmeye başladı. Gerek cinsel içerik olduğundan dolayı ve gerekse toplumda infial yaratan etki bıraktıklarından dolayı bazı sitelerin Türkiye'de yayınlanmasına son verildi. Hatta bu konuda çalışmalar hala devam ediyor diyebiliriz. 

 

Sosyal Medya sitelerindeki düzen aslında bugün sahip olduğumuz özgürlük ve ahlak anlayışına nasıl sahip olduğumuzu gösteriyor. Toplum olarak özgürlük anlayışımızın aslında hürce küfretmekten, insanların haklarına saldırmaktan ve anarşiden başka bir şey olmadığını rahatça anlayabilirsiniz. Zaten başkalarının düşüncelerine ve inançlarına aleni olarak küfretmenin açıklaması ancak bu olabilir. Bunu yapanların özellikle özgürlük savunucuları olmaları da başka bir elim hadise. Özellikle sosyal medyada küfreden ve hakaret eden kimselerin profillerine baktığınız zaman, mevcut kısıtlamaların ne kadar kötü olduğundan dem vurduklarını da görürsünüz. Bunun en güzel örneklerinden biri de son zamanlarda sosyal medyayı sallayan fotoğrafları yayınlayan kedibiti adlı kullanıcı oldu. Ne yaptığını söylememe sanırım gerek yok. Bahsetmesi, üzerine konuşulması bire iğrenç bir konu. Bu kullanıcı yayınlandığı o görüntülerle aslında o nesnenin üzerine basmadı. Milyarlarca insanın inancını çiğnedi ve toplumun asla tolere edemeyeceği bir hareket yaptı. Bunu yaparken de "ben ateistim" dedi. Toplumun ateistler üzerindeki düşüncesinin şu an ne kadar nefretle dolduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Bu ve buna benzer bir çok davranışı twitlerde, facebook durumlarında ve youtube videolarında görebilirsiniz. Belli oluyor ki internetin bize verdiği özgürlüğü biz oldukça yanlış anlamışız. Empatiden yoksun hareketlerle salyalarak saçarak önümüze gelene saldırmayı biz özgürlük olarak benimsemişiz ve bunu en iyi şekilde sosyal medya sitelerinde gerçekleştiriyoruz. Üstelik yaptığımız hareketleri de bu tarz sitelerde belli kesim için dile getirmek de o kesim üzerinde toplumun ön yargısının artmasına neden oluyor. 

 

Kedibiti adlı kullanıcı ben ateistim demiş ve böyle bir şey yapmış. Bedelini de ömrü boyunca toplumdan dışlanarak ödeyecek ve toplumun ateistlere ön yargısını da artıracak. Ancak benim de bir ateist tanıdığım var. Adı Mehmet. Aynı zamanda komünist. Öz olmasa da abimdir kendisi. Kendisi yerde Karınca Duası gördü kaldırdı ve bana verdi. As bunu evine sen buna inanıyorsun dedi. Öğrenciyken parasız kaldığım zamanlarda bana para verdi ve iş verdi. İçki içmek istediğim zamanlarda müslümansın içme dedi. Ezan okunduğunda sırf ben orada olduğum için müziğin sesini kapadı. Allah'ın varlığını sorgularken hiç dinime küfretmedi ve kitabımı ayaklar altına almadı. Aksine o kitabı kaldırdı ve saygı duydu. Bugüne kadar gelebildiysem onun hakkını asla inkar edemem.

 

Siyasal anlamda da buna benzer hakaret ve saldırıların gerçekleştiğini de görüyoruz. Bu sadece dinle alakalı değil. Aslında çok genel bir durum. Mesela sağ görüşlü ve sol görüşlü kimseler  birbirlerine düzenli olarak 7/24 hakaret ve küfür ediyorlar. Aleviler ile Müslümanlar birbirlerine saldırıyorlar. Kürtler ile Türkler birbirleriyle uğraşıyorlar.

 

Özgürlük karşıdaki kişiye kendi düşüncelerini hakaret ve küfürle empoze etmek değildir. Aslında tam da size anlattığım o Mehmet abi gibi... Özgürlük karşıdaki insana kendini rahat hissettirmektir. Ona düşüncelerine ve inançlarına saygı duyduğunu göstermektir. Ayrı fikirleri konuşarak tartışmaktır. Peki! Biz toplum olarak bunu başarabilir miyiz? Hayır... Benim umudum kalmadı...



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.