Aynı, aynı değil!

07.01.2015 10:24:39
A+ A-

Aynılık sınırlı, değişim ise kaçınılmazdır. Sınırlı bir kavramla en büyük gelişmeyi gösteren insanoğlu bunun farkındadır. Ve yaşamın anlamını sorgulayan, benliğini keşfe çıkan, sahip olduğu yaratıcılık özelliklerinin var olduğunu kabul eden her insanın; geçen süre içinde, kendindeki değişiklikleri ortaya koyması gerekmektedir.

Baksanıza, mevsimler bile değişim hazırlığında. Güz, kaybolmaya yüz tuttu. Yerini kışa bıraktı. Kuşlar gökyüzünde gidecekleri yerleri birbirleriyle fısıldaşarak kararlaştırıyor. Havalar serinliyor. Deniz yavaş yavaş homurdanmaya, dalgalanmaya başlıyor.
Hiçbir şey aynı değil, sürekli değişiyor.

Ahmet Muhip Dıranas ise bu duruma farklı bir yaklaşım getirmiş; konunun başka bir yanını anlatmak istiyor. Gözlemlerini yansıttığı dizelerinde değişimin aksine, her şey için

"Aynı, aynı, aynı..." diyor.
Aynı çıkmazda kalan duygulardan bahsettiği besbelli...

Onu haklı kılan şu ki; hayatımız da eski tas eski hamam sürüp gidiyor. Bu da bize bir renk vermiyor. Bir insan "aynı değilim, değiştim" deyince değişmiş mi oluyor? Sanmıyorum. "Kişi yedisinde neyse, yetmiş yedisinde de odur. İstediği kadar başka görünmek istesin" derler. Bunlar boşuna söylenmemiş. Şeklen değişmek mümkün, ama içerik olarak değişmek bir hayli zor. Bu haliZiya Paşa ne kadar güzel vurgulamış " Zerduz palan vursan eşek yine eşektir". Yani altın işlemeli, sırmalı palan, eşeğin şeklini değiştirebilir, ama iç dünyasını değiştirmeye gücü yetmez.

Ziya Paşa'nın, bu mecazi sözle kastettiği herhalde insan olmalı!

Değişmezlik batağına saplanmış bireyin bu şartlardan kurtulabilmesinin yolu; ancak aklı ve bilimsel bilgi ortamında oluşturulacak bir yoğunlaşma ve dün, bugün, yarın arasında kurulabilecek bir diyalogla mümkün görülebiliyor.

Kemalettin Kamu, dizelerinde bu hali yakalayabilmenin zevkini yaşıyor!..

"Odamda iki kardeş,
Bir dün, bir yarın,
Ve ben aralarında
Bir köprüyüm onların."

Necip Fazıl ise, değişimin tadını almış olanlardan biri. O da olayların insan yaşamında bıraktığı izleri şöyle dile getirmiş:

"Bu yağmur bir gün dinince,
Aynalar yüzümü tanımaz olur."

Anlaşılan, hiçbir özen yaratmayan üstten baştan, git gide seyrelen ve taranamaz hale gelen saçlardan, yorgun düşen ayaklardan, kısacası sakil görüntü arz eden bir portreden dem vurmakta.

Aslında, aynalar mı bizi tanıyamaz oldu, yoksa bu perişanlık labirentini görmemek için aynayla biz mi küs olduk?

Nedenlerini tartışma yönüne gitmiyoruz.

Sadece aynalarda değil; eski, kenarı kıvrık, sararmış resimlerde de, kendimizi dahi fark etmekte adeta zorluk çekiyoruz.

Yanlış anlaşılmasın, amacım "aynı" lık halini yokuşa sürmek değil.

Ama, yine de ben bu konumu gerçek bir değişim olarak kabul edemiyorum.

Ahmed F. YÜKSEL

 

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

aynı olmayan tek konu: tasavvuf -

Aynılıklardan sıkılırım bazen. Her gün birbirinin aynısı gibi geçer ya.. Beklersin bir şeyler değişsin; ama ne çare.. Aslında daha yaşım aynı kalmak için çok genç.. Fakat o kadar çok aynı arkadaşlar, aynı değer yargıları ve aynı sanal çevrenin içindeyiz ki.. Özellikle sanal ortamlar hep aynı, hep aynı.. Benim için aynı olmayan tek konu ise: sufizm konuları, yani tasavvuf…İşte bu yüzden siz değerli yazarlara teşekkürler.. saniyE

1 0
Yine de pes etmemek -

Orta yaşı geçkin biri olarak; yukarıda yazılanlara aynen katılıyorum:)).. Yine de pes etmemek lazım; aynı olmamak için.. Çünkü: Başka Çaremiz Yok.. TekinGÜL

0 0
Çay- Kar ve AYNI'lık! -

Ne güzel oldu; yazıda geçen değerli edebiyatçılara selam verdik... Ve buram buram buharı tüten çayım ve kar manzarası arasında bir solukta okudum.. değişim, değişim derken bunun ne denli zor olduğunu bu dizelerle düşünmek doğrusu; iyi geldi.. Teşekkürler.. emRE

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.