Cebriyecilik

18.11.2014 15:59:56
A+ A-

Bireyler toplumsal yaşantıları, bu yaşantılar da toplumların görüş düzeyini ortaya koyar. Toplumların olaylara bakış açısında belirgin ayrımlar bulunur. Bu ayrımların bazılarında kul üstündeki baskı tarif edilirken biraz ileri gidilmekte ve Mutlak Yaratıcı"yapmakta olduğu bir işte adeta cebir kullanmakla" suçlanmaktadır.

Doğrusunu isterseniz; imanlı, düşünebilen, tefekkür yeteneğine sahip bir kişinin bu teoriyi kabul etmesi beklenemez.
Cebriyecilik felsefesini kendine yakın görüp kısaca, " benim kültürüm bu ..." diyenler için, Hz. Resûlullah'ın (s.a.v.) net uyarısı dikkât çekicidir:
" Onlar cehennemliktir... "

Böylece, cebriyeciliği benimseyenlerin varacakları hedefi işaretlemiştir. Bu vahim son, bir konuyu analiz etmeden ve Allah Resulü'nün uyarıları paralelinde değerlendirmeden yapılan yaklaşımın neticesidir. Çünkü Kur'anı Kerim açıkça Allah'ın kullarına zulmetmediklerini bildirmektedir. Dolayısıyla kul bunu yüklenmiş gibi kabullenilemez.

Gördüğümüz gibi gerçekler dünyasında, birçok hadise istediğimiz gibi sonuçlanmıyor. Bunu yaşıyoruz. Ele aldığımız bir işi, istediğimiz gibi bitiremiyor, nihayete vardıramayabiliyoruz.
Her zaman böbürlenip dururken, işimize gelmeyen durumlarda, başaramadığımız işlerde "ne yapalım Allah bu işi bana zorla/cebren yaptırdı" veya " onun dilemesi bu şekilde" diye kesip atıveriyoruz...
Sanki bizim fiillerimizde hiç hata yok gibi, yanlışı "Mutlak Varlık"a yüklüyoruz. Daha da kötüsü, karşı karşıya kaldığımız durumdan rahatsız olunca işi sapıklık noktasına kadar getirebiliyoruz. Bu tür düşüncelerin doğru olmadığını ve bu mantığı değiştirmek gerektiğini ileri sürenlere ise, "Aklı evvel" damgası vurarak gülüp geçiyoruz. Ve bu sapkın anlayışı, değerlendirmeden yoksun bir halde "Allah sizi de yapageldiklerinizi de yaratmıştır." âyetine dayandırıp sonuçları asla kestiremiyor ve bu bağlamda otomatik olarak meydana gelen ikilemin, gizli şirkin ve Allah'tan perdelenmenin vehametini maalesef, fark edemiyoruz.

Bir an duralım ve düşüncelerimizi başkasına empoze etmeye çalışırken zor kullanıp kullanmadığımız konusunda bir karara varalım. Kendimizi tartalım. Kime bir şeyi aktarırken acaba onun haklarını, değerlendirebildik, ona saygılı olabildik ?
Eminim, " Ben zor kullanmadım ki!.." diyemezsiniz. Çünkü, bireysellikle yaşayan bir insan bu söylediklerimi bir şekilde mutlaka uygulayacaktır.
Aşağı yukarı hepimiz de aynı seviyelerde insanlar olduğumuza göre, mesele şimdi bütün çıplaklığı ile ortaya çıkıyor.
Söylenenlerin ve, tavsiyelerin çoğunun altında alenen hissedilen bir baskı unsuru var. Bir özeleştiri yaparak bunun ayırdına varabiliriz. Şu halde, önce kendimizi denetlemeyi bilelim. Evrensel değerlere de kendimizi tanıdığımız perspektiften yanaşalım. O zaman görürüz ki, yanlışlık bizde, cebrilik Allah'ta değil, bizlerde mevcut. Allah, bu şekildeki vasıflardan münezzehtir...

O, sadece ilminde âlemleri seyreder. Bu seyredişin neticesinde TEKVİN sıfatı gereği alemler oluşur. Bu varoluş düzeyinde cebrîyeciliğe asla yer yoktur. Bu oluş olsa olsa, " Allah dilediğini yapıyordur..."şeklinde ifade edildiğinde kul kendini görmez ise yerine oturur.

" Her şeyin Hâliki Allah'tır, ondan başka Halik yoktur." sözünde mutlak bir cebrilik aramak, bireyselliğe davetiye çıkarmak oluyor.
Diğer yandan "İnsanlar, kendi irade ve ihtiyârları ile hareket ederler" sözü de bir başka yanlışı getirir.
Konuyu kısa bir öykü ile izah etmeye çalışayım.
Duvar çiviye:
" Beni niçin yarıyor, deliyorsun? " demiş...
Çivi de:
" Bana vurana sor! " diye karşılık vermiş.
Burada çivi, cebir ile hareket ettiğini ifade ediyor. Bu görüşe katılmak zorunda değiliz. Ayrıca böyle düşünen, kendisine şu sorunun yöneltilmesini de engelleyemez:
"Sen, varlığını sana vurandan almadın mı ?" Ama bu soru bizim üzerinde durduğumuz felsefeyi geçersiz hale getirmemeli. Sana vuran, sana varlığını verdiğine göre, senin varlığının olması da imkânsızlaşır. Hayatta en büyük arzularının koyun otlatmak olduğunu düşünen bazı Mu'tezile ulemasının " İnsan kendi mukadderatını kendi tayin eder." sözüne katılmadığım gibi, "Allah cebren kullarına dilediğini yaptırır."felsefesine de yaklaşım sağlamıyorum. Bilgiçlik içinde çırpınan ve gelişmemişlik batağından bir türlü kurtulamayan insanlarımız için canlı bir örnektir, Cebriyecilik anlayışı!...

 

Ahmed F. YÜKSEL

 

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Kader bir müşkül konudur vesselam.. -

Anladığım kadarıyla ‘’Allah sizi de yapageldiklerinizi de yaratmıştır.’’ Ayetini, Allah bunu zorla yaptırıyor diye anlamak müthiş bir yanlış ve adeta Mutlak Yaratıcıyı suçlamak teşkil edecektir. Bu yüzden burada bir anlam kaymaması için özenmek gerekiyor. Zaten bu yüzden, Kuran’ın anlaşılması için; belirli bir çaba- emek – veri tabanına ihtiyaç vardır. EN azından bu niteliklere uygun olduğunu düşündüğümüz alimlere… KADER bir müşkül konudur vesselam.. Fakat bu hususta; kişiyi nefsine- egosuna- şeytanına doğru götürebilecek önemli bir tehlikeyi açıklamış oldunuz. Kendi adıma oldukça faydalandım ve kader konusunda bazı oturtamadığım örneklere ışık tuttum diyebilirim.. Benzer yazılarınızı ilgiyle bekliyorum..frzannn

0 0
Sanırım yazıyı bir kez daha okumalısınız.. -

Kuranı referans almadan yazıyorsunuz diyen arkadaş, sanırım yazıyı tam anlamamışsınız.. Bir kez daha okumanızı tavsiye ederim.. Dikkat edin, burada kişilerin kendi; birimsel- egosal- nefssel ne dersek artık, hatalarından dolayı, kendilerini temiz çıkarmak adına -haşa- Allah'ı sorumlu tutmaları, adeta bir nevi suçlamaları anlatılmakta; yanılmıyorsam eğer.. İşte bu yüzden de başlardaki hadis-i şerifi de idrak ederiz.. Sonuçta bunu Hz. Muhammed(sav) uyarmış, alelade, sıradan birisi değil..Sizin sorduğunuz sorularla, yazılan ''CEBRİYECİLİK'' konusunun ilgisi pek yok. Savaşmak, ya da ceza vs. konularına karşı ya da itiraz yok ki yazıda..! Bu yüzden kavramları ve yazılanı daha dikkatli okumalıyız derim..saygılar Tarkan

1 0
Kuran'a ref. vermeden yazıyorsunuz.Lütfen doğruları yazın ki bir yanlışlık olmasın.. -

Allah sözü kurandır.Bütün ayetler farzdır..Allah nasıl cebretmezmiş?Bakın bakalım cihad ayetlerine..Kafirlere karşı malıyla bedeniyle savaşmak farz değil mi ? Ayrıca;iyilik yapmak farz değil mi ? İyilik yapmayana ceza yok mu ahirette?Malının zekatını vermeyene ceza yok mu ? Serveti kullanmak çok zordur islamda..Her şeyi kendine saklayıp, kullanıp,zevk-ü sefa da yaşamak da günahtır..(Bir çok müslümanının yaptığı gibi (!) Bunların ayetlerini yazmıyorum.Çünkü hepsini biliyorsunuz.. Kuran'ı sevdireyim derken,yanlış bilgiler vermeyin.İslam zor bir dindir.Bir kere girdin mi ,uygulamak farzdır.Bunu böyle söylerseniz daha iyi olur.Girmezseniz sadece kafir olursunuz..Ama girer de yapmazsanız cezası çok ağırdır..Münafık olursunuz,müşrik olursunuz..Bilmem anlatabildim mi ?

0 2
Bir Gönül Adamı: Atasay Kamer'e teşekkürler... -

Bendeniz, tasavvufla ilgilenen birisi olarak, yazılarınızı zevkle takip ediyorum.. Bu yazınızı okuyunca bir kez daha tasavvufun ne denli zor bir alan, yani; emek, bilgi, çaba, zaman, sabır gerektireceğini bir kez daha anladım. Mesela; cebriyecilik , kişinin her şeyi Allah’tan bilmesiyle karıştırabilir bir konu.. Ya da daha başka bilgilerle.. Bu yüzden bu konuları- boyutları çok iyi oturtmadan konuşmamalıyız. Bu sebeple bu köşeden bugün twetter’da okuduğum bir haber beni çok sevindirdi. Sayın Atasay Kamer’in bir vakıf kurduğu ve bu vakfın içinde ‘’Tasavvuf Araştırma Merkezi’’ kuracağını söylediğini okudum. Üstelik bu eğitim ve araştırmlar için, akademisyenlere, öğrencilere, yüksek lisans yapanlara burs verecekmiş.. Kendisine buradan KOCAMAN BİR TEŞEKKÜR ETMEK İSTİYORUM.. Kim bilir belki okumasa da, gönlü duyar; Gönül Adamı’nın… B.Tarkanta

1 0
Duvar-çivi örneği enfes.. -

Cebriyecilik kavramında kafamda oturtamadığım hususlar vardı.. Açıkçası bu yazı çok makbule geçti. Kendi adıma çok faydalandığımı söyleyebilirim.. Verilen örnekleme- soru- cevap- teklik açısından gözden geçirmeler vs. çok yerindeydi. Özellikle duvar-çivi örneği enfes..! er.kenan

1 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.