Çocukluk çağı korkuları

24.11.2015 17:13:11
A+ A-

Korku, yaklaşan bir tehlike algısı ile ortaya çıkan ve kaç-savaş komutlarını bize veren işlevsel ve doğal bir duygudur. Korkuyu hayatımızdan silmek ya da olmamasını istemek rasyonel bir düşünce değildir. Çocuklar doğumdan itibaren, gelişim dönemlerine uygun olarak dönemsel korkular geliştirirler. Bebeklik döneminde ani sesler, parlak ışıklar ya da fiziksel desteğin yitirilmesi bebekler için korkutucu olabilir. 2-6 yaşları korkuların arttığı bir dönem ve çocukluk çağı korkuları adı verilen bir süreçtir. Bu dönemde çocuk karanlıktan, yabancılardan, hırsızlardan, canavarlardan, hayaletlerden, doktordan, hayvanlardan ve bunun gibi bir sürü duruma ve nesneye karşı korku geliştirebilirler. Burada fobi ve korku ayrımını yapmak önemlidir. Fobi, belli bir nesne ya da duruma karşı oluşan anlamsız, aşırı ve sürekli bir korkudur. Yoğun kaçınma davranışı içerir. Korku ise doğal bir duygudur.

Çocuklarda korkuları tetikleyen bir sürü kaynaktan bahsedebiliriz. Bunlara kısaca bakarsak;

·         Çocuklar çevreyi, dünyayı yeni tanımaya başlamıştır ve burada sizin gibi bilgi birikimine sahip değildirler. Tanımaya çalıştıkları dünyanın içindeki herhangi bir şeye karşı korku geliştirmeleri doğal karşılanır. İlkel insanların gök gürültüsü ve doğa olaylarını açıklayamadıkları için korkmaları gibi düşünülebilir. Kurmalı oyuncaklar, elektrik süpürgesi ve bunlar gibi onun anlayamadığı her şey korku kaynağı olabilmektedir.

·         Erken bebeklik döneminden kalan bazı yaşantılar çocuklarda korkunun kaynağı olabilir. Örneğin; bebekken karanlıkta uzun süre ağlamış bir çocuk ileride karanlığa karşı korku geliştirebilmektedir.

·         Çocuklar, yaşadıkları ve onlar için korkutucu olan deneyimlerden yola çıkarak yaşadığı duruma ve nesneye karşı korku geliştirebilir. Örneğin; yolda yürürken aniden havlayan bir köpek gören çocuk köpeklere karşı korku geliştirebilir. Ya da yanlışlıkla havuzda ayağı kayan çocukta havuz bir korku unsuru olarak yer edebilir.

·         Onlar için korkutucu deneyimlerden yola çıkarak o olayla ilişkilendirdikleri nesnelere veya durumlara karşı da korku geliştirebilirler. Burada koşullanma ve genellemeye devreye girmektedir. Örneğin; havuzda oyun oynarken gök gürlemesinden korkan çocuk bunu havuza genelleyebilir ve havuza karşı korku geliştirebilir.

·         Ailesinden birinin korkuları çocuklara da geçebilir. Bazen verdiğimiz basit tepkiler bile çocuklarda korkunun temelini atabilir. Örneğin; evde böcek görünce ani hareket yapan anne çocukta böcek tehlikelidir algısı oluşturup ona karşı korku geliştirmesine zemin hazırlayabilir. Burada çocuk aslında böcekten ziyade annenin gösterdiği tepkiden korkmuş ve onu böceğe genellemiştir.

·         Bazen ağzımızdan kolayca çıkan cümlelerin de çocukların korkularını tetikleyici etkisi olabilmektedir. “Bak şimdi susmazsan doktor sana iğne yapacak”, “Pipine dokunursan düşer”, “Köpeğe sakın yaklaşma, ısırır”, “Oraya gidersen öcüler yer” gibi cümleler çocuklarda; doktora, penisi kaybetme korkusuna, köpeğe ve öcülere korku geliştirmesine neden olabilir. Ve tabii ki bu örnekler çoğaltılabilir.

·         Okul öncesi yıllarda hayal gücü gelişmeye başlayan çocukta zihinsel imgeler oluşturma ve sembolik düşünce kullanım becerileri kuvvetlenir. Bu da kendi zihinlerinde yarattıkları olayları ve nesneleri hayal edebilmelerine imkan tanır. Kendi zihinlerinde yarattıkları ile gerçeklik arasındaki farkı ayırt edemezler ve bu da kendi yarattıkları şeylerden korkmalarını sağlayabilir.

·         Bazen çocuklar direkt olarak dile getiremedikleri durumlarda sembolik korkular geliştirebilirler. Örneğin; yeni kardeşi olan bir çocuk odasında canavarlar yaşadığını söyleyip onlardan korkmaya başlayabilir. Aslında buradaki temel korku sevdiği insanı kaybetme korkusudur fakat çocuk bunu açık bir şekilde dile getiremeyeceği için farklı yollarla “bana rahatsızlık veren bir şey var” mesajını verir. Burada asıl korkulan şey başka bir aracı ile ifade edildiği için semboliktir.

Korku yaşayan çocuğa nasıl yaklaşılmalı?      

  • Korkular çocukların gelişim dönemine özgüdür ve zaman içerisinde kaybolurlar. Bu sebepten bir tedavi gerektirmezler. Ancak fobik durumlarda bir uzman yardımı almak önerilebilir.
  • Korkuyu küçümsemek ya da “Ne var bunda korkulacak?” gibi alaycı tutumlar korkuyu geçirmez aksine çocuğa zarar verir.
  • Çocuğun korkusu yok sayılmamalıdır.
  • Korktuğu nesneye ya da duruma karşı aşırı korumacı tutum ise korkuyu sanılanın aksine geçirmez, kuvvetlendirir. “Ailem beni bundan uzak tutuyorsa bu gerçekten tehlikeli” algısını pekiştirir.
  • Çocuk hazır değilken bir anda çocuğu korktuğu şeyle yüzleşmeye zorlamak ya da maruz bırakmak da korkuyu arttırır. Bu da fobik bir duruma doğru evrilmesine zemin hazırlayabilir. Bu yüzden korktuğu şeyle yüzleşecekse bu adım adım olmalı ve mutlaka ona destek verdiğiniz ve yanında olduğunuz bir şekilde olmalıdır.
  • Çocuğunuza bununla baş etmesi için zaman tanımak önemlidir. Korkunun bir anda mucizevi bir şekilde silinip gitmesi çok olası değildir.
  • Çocuğun korkusunu kabul etmek en önemlisidir. Ona güven verip her koşulda yanında olacağınızı hissetmeye ihtiyacı vardır. Korkuları ile ilgili çocuğunuz ile konuşurken ona umut vermek de önemlidir. Örneğin; “havuzdan korkmanı anlıyorum, belki birlikte bunu yenmenin bir yolunu bulana kadar havuzun kenarında oynayabilir ve eğlenebiliriz ne dersin?” gibi bir tutumla hem çocuğunuzu anladığınızı hem de ona destek verdiğinizi ve yanında olduğunuzu anlatmış olursunuz.

Mutlulukla Kalın.

Tuğçe Güven Yoğun

Klinik Psikolog

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.