Dikkat!

12.12.2014 09:43:54
A+ A-

 

Bazı şeylere ulaşabilmenin, neticelendirmenin özel yaklaşımla ilgili olduğunu söyleyelim.

Nedir o yaklaşım?

"Dikkatli olabilmek!"

Diyebiliriz.

Kişi, ayakta kalmayı, hedeflediği sonucu, bu temel niteliğini çalıştırabildiği takdirde elde edebilir.

Hangi sorunu tartışırsanız tartışın, okumaya gayret ederseniz edin, mesele o noktaya "özen göstermekle"alâkalıdır.

Oysa akıl dışı etmenlerin bu niteliği zayıflattığını, geçersizleştirdiğini söylemek yerinde olur.

Lafı uzatmak olası.

Sıraladığım bilgilerin hepsini şöyle toparlayabilirim:

İnsanoğlu yaşamına, özellikle "inançlarına uygun bir düzen yaratmak" istiyorsa, mevcut verileri anlamada dikkatli olmak zorundadır.

Aklın gereği budur.

Çünkü etkinliğine kavuşması, hem kendisi hem de etrafı için önemli. Dikkat etmeyenler, dini kesimlere bir zemin oluşturamaz.

Bu da üretme-açılım yapmada zorlukların yaşanacağının göstergesi olur.

Kabul etmek gerekir ki, "gevezelik yapan bir insanın" dikkati dağılır. Ayrıntılar pek fark edilemez. Haliyle ne denmek istendiği anlaşılamaz.

Kimi zaman ise üzerine eğildiği bir konuyu tam algılama fırsatını yakalayabilmişken, dikkatsizliği nedeniyle bunun geri tepmesi söz konusu olur.

Sonuçta, yaklaşımlar büyük oranda erirken, başarısızlık katsayısı yükselir.

Doğabilecek sıkıntılara meydan vermemek için bu yeteneğinin devamlılık göstermesi şarttır.

Dikkat, bir noktaya yönelmekle birlikte, anlamsız ayrıntılardan, detaylardan uzaklaşabilmekle sağlanır.

Yapılan araştırmalar, zihnin dikkat edilmesi gereken noktadan gelen uyarıyı daha kolay ve uzun süreli işleme imkânına kavuştuğunu gösteriyor.

Dikkat edilmesi gereken hususlar birden fazla ise, söz konusu süreler içinde bu işlemi yapacak "nöron aktivitelerinin çalışma yeteneğini azalttığı, kısıtladığı" görülüyor ve böylece dikkat denen olgu zayıflıyor diyebiliriz.

Ve önem arz eden noktaya olan bakış açısı ister istemez sıradan bir hale dönüşüyor.

Zira nöron döngüleri, 200-400 milisaniyeden daha küçük zaman aralığı olan uyarıları değerlendirmekte güçlük çeker.

Bir diğer ayrıntı ise dikkatin "zaman" kavramı ile ortak hareketidir. Uzun zamana yayılan olaylarda dikkat dağılıyor. Hatta unutma noktasına kadar gelinebiliyor, bir türlü hatırlanmıyor.

Hâlbuki kısa süreler (anlar) içinde gerçekleşen oluşumlara dikkat daha çok artıyor.

Buradan şu sonucu çıkartabilmek mümkün: Kısa süreler içinde birey dikkatini toplamış, istenilen elde edilmiştir.

Yani ne kadar kısa süre varsa, o kadar da dikkat vardır.

Kimi zaman günlük yaşamımızda çoğu şeyi gözden kaçırmış olabilir, farkına varamamışızdır. Bize göre daha yetenekli olan biri bizi uyardığında, görmek istenilen şeyi daha net bir şekilde tespit etme imkânımız olur.

Bazı şeyleri ise görmezden geliriz. Maksadımız, tehlikeli bulduklarımızdan kendimizi veya çevremizi korumaktır.

İşin can alıcı noktası, dünyada çok az insanın, dikkati sayesinde gerçeklerin farkına varabilmesi.

Nasıl istifade edebileceğini görebiliyor olması.

Kimi zaman "Dikkatimden kaçmış!" diyoruz.

Bu sefer "gözümüzü dört" açıyoruz.

Kültürün, bilginin, iletişim olanaklarının bugün gelmiş olduğu seviyeyi özümseyemediğimiz, bunları toplumun ve bireyin hayatına hava ya da su gibi, zaruri gereksinim gibi değerlendirip "konsantre olmadığımız" için, sorunların çözümlerini bulamıyoruz.

Haliyle yaşamımızda başkalaşım-açılım olmuyor.

Bazen de bizlere yöneltilen sorulara, dağınıklık içinde olmamızdan ötürü, yanlış cevaplar veriyoruz.

Sebebi bu niteliğin, yani dikkat denen mekanizmanın devreye sokulamaması.

Bu kez çürük zemine kaymaya başlanıyor.

Dağınıklık yüzünden bu denilenler gerçekleşiyor.

Ancak değerlendirme yeteneği olanlar, yani dikkatlidavranan kişiler en ciddi, en başarılı insanlar listesinin üst   sıralarında yer alıyor.

Böylece geleceğe daha güvenle bakıyorlar.

Ahmed F. YÜKSEL

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Dikkatsizliğe tahammülüm yok! -

Her şeye tahammül edebiliyorum da, sanırım dikkatsizlik beni çileden çıkarıyor..Elbette makul sınırlar içinde olanına ben de sabır gösteririm. Ama bazı kişiler özellikle bazı kilit durumlarda, dikkatsizlik yapıyorsa ve bu dikkatsizlik başkalarının hayatına mal oluyorsa kızmak ne kelime, çıldırıyorum. Sanırım ne demek istediğimi anlıyorsunuz.. İş kazaları, trafik kazaları, sağlık alanı özellikle ilk aklıma gelenler. O yüzden sorumluluk getiren konularda dikkati yoğun ve sorumluluk sahibi kişileri seçmek gerekiyor. fürüzn

0 0
Dikkat ile ilgili unsurlar -

Dikkatle ilgili bilimsel araştırmaları, yazıda geçen kadarıyla zevk ve ilgiyle okudum. 200-400 milisaniyeden küçük uyarıları nöronlarımız algılamakta güçlük çekiyor ve uzun zaman aralığında da gene dikkatimiz dağılıyor. Velhasıl kısa sürede ve dikkat edilecek şeylerin sayısı az ise DİKKAT yoğun oluyor. İşte bu zamanda neden daha dikkatsiz olduğumuzun açık bilgisi. Şimdi 5 duyumuza hitap eden şeyler o kadar fazla ki; hatta aşırı ki insan hiçbir şeye dikkat etmeden yaşayıp gidiyoruz güzel güzel. Yeni neslin yani özellikle bilgisayar ve internetin hayatımıza girmesiyle büyüyen neslin dikkati zaten bozulmuşken; buna bir de son yıllardaki akıllı telefonlar eklenince; YANDI GÜLÜM KETEN HELVA…İnanır mısınız ben de artık kendimdeki dikkat eksikliğinden şikayet etmedeyim..Üstelik bu eskiden en övündüğüm huyum iken:))) Yaşlandık mı dersiniz:)) GülEkin

1 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.